BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Malı para eden ülke

Malı para eden ülke

Tüpraş’ın açık artırma sonucu ulaştığı “umulandan çok iyi” fiyat, birçok kişinin ayaklarının suya ermesini sağladı galiba. Salı günü “değişen ne oldu” derken bunu kastetmiştim aslında. Bir şirkete biçilen değer 2 senede 4 kat artıyorsa, bunu sadece şirketle veya ürettiği mal ile açıklamak, manzaraya tek gözle bakmak olur.



Tüpraş’ın açık artırma sonucu ulaştığı “umulandan çok iyi” fiyat, birçok kişinin ayaklarının suya ermesini sağladı galiba. Salı günü “değişen ne oldu” derken bunu kastetmiştim aslında. Bir şirkete biçilen değer 2 senede 4 kat artıyorsa, bunu sadece şirketle veya ürettiği mal ile açıklamak, manzaraya tek gözle bakmak olur. Tüpraş’ın ulaştığı fiyatı -ne yalan söyleyeyim- hiç beklemiyordum. Tahminim, bir önceki ihalenin 2 katı değere ulaşılacağı yönünde idi. Zira işler iyiye gidiyor, ekonomi gelişiyor diyorduk ama zihnimizde eski kalıpları kullanarak analiz yapıyorduk. Dün bir sohbet esnasında yabancı bir bankacı “Ülkeniz gelişip idari ve iktisadi kalitesi arttıkça malınızın da değeri artıyor. Türkiye birinci lig oyuncusu olma yolunda ilerledikçe, sahip olduğu varlıkların da katma değeri ve şerefiyesi yükseliyor” dediğinde şunu farkettim: Yaşadığım ülkeye yönelik algılar artık eskisi gibi değil. Tüpraş’ı alan konsorsiyumun ortağı Shell 1998’de Türkiye’den çekilmeyi kararlaştırmışken, 7 yıl sonra özelleştirme ihalesine girip şirket almayı düşünüyorsa, algılar değişmeye başlamış demektir. Değişen hikaye Esasında değerlenen sadece özelleştirme kapsamındaki birkaç kamu şirketi değil; özel şirketleriyle, gayrimenkulüyle, borsasıyla Türkiye değerleniyor. Zira yakın geçmişte bu ülkenin hikayesinin ana hatları “istikrarsızlık, siyasi basiretsizlik, ekonomik karmaşa, eksik demokrasi, müdahale edilen özgürlük” idi. Şimdi ise bu hikaye değişiyor. Yerlisiyle yabancısıyla yatırımcı da bu hikaye ile yeni bir Türkiye algılamaya başlıyor. O sebepledir ki, dün dörtte bir fiyata iki alıcı varken, bugün dört katı fiyata dokuz alıcı oluyor. Türkiye’nin çehresi değişiyor ve ket vurulmazsa değişmeye de devam edecek. Riskler ? Var tabii ki. Ekonomide “mükemmel ötesi” bir hayalcilik içinde olmamak lazım ama genel istikrar ve siyasi kararlılık devam ettiği sürece, riskler yönetilebilir seviyelerde kalacaktır. Bilhassa 3 Ekim eşiği geçilip de Türkiye “müzakere eden aday ülke” olmaya başladıktan sonra -hevesleri kursaklarında kalanların dışında- herkes geleceğe daha umutla bakacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT