BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 3 Ekim’e kilitlendik

3 Ekim’e kilitlendik

New York’ta bulunan Başbakan Erdoğan, müzakereler öncesi Türkiye karşıtlığını işleyen bazı AB liderlerinin sanal bir hava oluşturduklarını ve böylece medeniyetler ittifakına gölge düşürdüklerini savundu. 3 Ekim için gereken bütün adımların atıldığını belirten Erdoğan, müzakereler için hiçbir engel kalmadığını söyledi. Erdoğan, İslam dünyası ile Batı’nın ortak paydada birleşmeleri gerektiğini kaydetti.



> FUAT BOL New York’tan bildiriyor Ortak tavır Terörle ortak mücadelenin sonuna kadar sürmesi gerektiğini belirten Erdoğan, “Irak’ta PKK’lı teröristlere karşı ABD gerekli somut adımları atmadı. Bu konudaki beklentimiz sürüyor. Gerekirse sınır ötesi harekat da yaparız” dedi. Başbakan Erdoğan, Ermeni tasarısı ile ilgili kararın bilimsellikten uzak ve siyasi bir tavır olduğunu kaydetti. NEW YORK- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘’AB üyesi ülkelerin bazılarında oluşturulan, bana göre sanal hava, aslında tribünlere verilmek istenen birer mesajdan öte bir şey değildir. Bunlar medeniyetler ittifakına gölge düşüren çıkışlardır. 3 Ekim’e kilitlendik ve bundan sonra bu konuda taviz vermeyiz’’ dedi. BM Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılmak amacıyla New York’ta bulunan Başbakan Erdoğan, ABD’nin eski Başkanı Bill Clinton’ın liderliğinde düzenlenen ‘’Clinton Küresel Girişimi’’ panelinin ‘’Uygarlıklar Birbirleriyle Nasıl Konuşmalıdır?’’ başlıklı oturumuna katıldı. Daha sonra Türkevi’nde de bir konuşma yapan ve soruları cevaplandıran Başbakan Erdoğan, çeşitli konularda önemli mesajlar verdi. Başbakan Erdoğan, ‘’Her şeyden önce özellikle bir tespiti yapmak istiyorum, o da şudur, gerek İslam dünyası gerekse Batı’nın, ilişkilerinde ortak paydayı yakalaması şart. Bu ortak paydanın evrensel değerler olduğuna inanıyorum’’ diye konuştu. Dünyaya yoksullukla ortak mücadele çağrısı yapan Başbakan Erdoğan, ‘’Bir diğer konudaki tespitim şu olabilir, dünyanın bir ortak sıkıntısı var: terör’’ dedi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: İslam barış dinidir ‘’Terör konusunda da benim çok açık ve net bir ifadem olacak, o da şudur, özellikle 11 Eylül terör eyleminden sonra dünyada dile getirilen İslami terör, İslamcı terör gibi bir yaklaşımla bir İslam fobisi yaklaşımı gelişmeye, geliştirilmeye başlandı. Oysa, çok açık ve net olarak hiçbir semavi din, insanların öldürülmesine müsaade etmez. Bu bir ortak değerdir. Hiçbir evrensel değerde bunu bulamazsınız, göremezsiniz. Kaldı ki İslam bir barış dinidir. Barış dini olan İslam’da bir kişinin öldürülmesi tüm insanlığın öldürülmesi gibidir. Bu kadar bu noktada insana değer veren bir dini kullanmak suretiyle terör eylemi içerisinde olanlar, bunu İslam adına yapamazlar. İnanıyorum ki, Hıristiyan dünyasında, Musevilik’te de bu şekilde görülüyor.” Karar 17 Aralık’ta verildi Bir soru üzerine “Din üzerinden siyaset yapmadık. Yani dini istismar etmeyi kabul etmedik” diyen Başbakan Erdoğan, şöyle dedi: “Türkiye gerçekten adeta medeniyetlerin bir buluşma ülkesi. AB süreci ise aslında 1959 yılından itibaren Türkiye’nin başlatmış olduğu bir süreç. 1963’ten itibaren yasal süreç Ankara Anlaşması ile başladı. 2002 yılında ‘Türkiye Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmesi halinde gecikmeksizin müzakerelere başlar’ kararı verildi. 2004 yılı 6 Ekim’de AB Komisyonu Kopenhag kriterlerine dair siyasi raporunu hazırladı. ‘Türkiye gereğini yerine getirmiştir’ dedi ve komiser bütün medya önünde aynen şu ifadeyi kullanarak, ‘masanın üzerinde artık hiçbir şey kalmamıştır’ dedi. 17 Aralık’ta verilen kararla da Türkiye’nin müzakerelere başlaması karar altına alındı. Şimdi artık 3 Ekim’e geliyor. Türkiye bu konuya kilitlenmiştir. Bu konuda bir taviz beklenmemelidir.” Tribünlere oynuyorlar ‘’AB üyesi ülkelerin bazılarında oluşturulan, bana göre, sanal hava aslında tribünlere verilmek istenen birer mesajdan öte bir şey değildir’’ diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: ‘’Bu şu an konuşmakta olduğumuz medeniyetler ittifakına gölge düşüren çıkışlardır. Bizim medeniyetler ittifakına gölge düşürmemiz gerekir. Eğer böyle yaklaşırsak, o zaman AB bir Hıristiyan kulübü olmaktan öteye geçemez. Eğer AB ‘biz Hıristiyan kulübü değiliz’ diyorsa, ki öyle diyorlar, o zaman Türkiye’nin burada yerini alması şart. Eğer Türkiye yerini almayacaksa ya da Türkiye’yi almayı düşünmüyorsanız, ‘Peki niye yıllar yılı Türkiye’yi böyle oyaladını z?’’ sorusunu sorma hakkımız doğar. Tabii biz 3 Ekim için şimdi hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bu konuda bir sıkıntımız yok. Müzakere çerçeve belgesi aslında birçok zorluklarla dolu, bunu da görüyoruz. Bütün bunlara rağmen biz bu süreci de aşacağımıza inanıyoruz.” Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: ‘’İlginç olan şey şudur, şu anda iki üç tane ülkenin yönetiminin nedense Türkiye’ye karşı olumsuz bir tavrı var. Mesela Almanya’da bayan Merkel, Hıristiyan Demokrat. Ama yine birlik içerisinde Hıristiyan Demokrat başka siyasi partiler var, onlar Türkiye’yi destekliyor. O zaman adama sorarlar ‘’Hayırdır, hangi gerekçeyle sen Türkiye’nin girmesini istemiyorsun?’. ‘Müslüman olduğunuz için’ diyemiyor. Dediği şey şu, ‘Efendim nüfusu fazla’, nüfusu olan başka ülkeler var, kriterler içerisinde öyle bir şey yok. ‘Yüzölçümü büyük’, kriterler arasında yüzölçümü büyük olanlar veya şu kadar olanlar girer, olmayanlar girmez diye de bir şey yok.’’ Kıbrıs’ta çözüm Başbakan Erdoğan, Rum kesiminin referandumda hayır dediği halde AB tarafından ödüllendirildiğini belirterek, “Burada Güney Kıbrıs’ın AB’ye alınması hatadır, çünkü Kuzey Kıbrıs ile Güney Kıbrıs arasındaki hat halen mevcuttur. Bu süreçte AB ile ilgili ABD’li dostlarımızın desteği devam etmektedir ve başından beri de vardır. Bundan sonraki süreçte, inanıyorum ki, bu izolasyon kararları gözden geçirilerek, bunların kaldırılması halinde, 1 Mayıs’tan sonra Güney Kıbrıs’ın şımarıklığı ortadan kalkacaktır” dedi. Erdoğan, Rum lider Papadopulos ile New York’ta yaptığı görüşme ile ilgili bir soru üzerine, kendisine Kıbrıs’ta güneyde ve kuzeyde iki ayrı konfederatif yapı olmadan çözüm bulunamayacağını söylediğini kaydetti. Erdoğan, Irak Devlet Başkanı ve Başbakanı’nın, görüşmelerinde, terör örgütü PKK konusunda Türkiye’ye bazı güvenceler verdiğini belirtirken, ‘’Bu sizi tatmin etti mi? Kuzey Irak’ta sınır ötesi bir operasyon söz konusu olabilir mi?’’ sorusuna şu karşılığı verdi: Teröre karşı birlik şart ‘’Terörle ilgili güvenlik güçlerimiz zaten şu anda yapılması gerekenleri yapıyor. Gelişmelere göre de yapılması gerekli olan müdahaleleri yine yapmaya devam edecek. Burada gerek hükümet olarak, gerekse ilgili kurum ve kuruluşlarımız olarak neler yapılması, hangi takvim içerisinde yapılması gerekiyor, bunların hepsi bellidir ve bu devam ediyor. Kaldı ki bu ayın 23’ünde de Terörle Mücadele Yüksek Kurulu’nu toplantıya çağırmış bulunuyoruz. Bu toplantıda değerlendirmeler yapılacak, gelişmeler nedir, ne değildir, bunların hepsi gözden geçirilecek. Ona göre de atılacak adımlar ne şekilde olacaksa, bu adımlar da atılacaktır. Yani şu anda terör bizim önemli konularımızdan bir tanesidir ve terörle ilgili bu mücadeleyi sonuna kadar hep birlikte vereceğiz.’’ Başbakan Erdoğan teröre karşı ortak mücadelenin önemine de işaret ederek, bazı ülkelerde ya da şehirlerde yaşanan terör olaylarını görüp diğerlerini görmemenin mümkün olmayacağını söyledi. Kuzey Irak’ta barınan PKK’lı teröristlere karşı ABD’den somut müdahale beklediklerini, ancak şu ana kadar bunun görülmediğini söyleyen Erdoğan, “Şu ana kadar bu konuda somut bir adım görmedik, ama beklentimiz sürüyor. Biz sınırlarımız içinde gerekeni yapıyoruz. Terörle mücadele için ne gerekiyorsa yaparız” dedi. Bu çerçevede sınır ötesi harekatın da olabileceğini belirten Erdoğan bir başka soru üzerine, Irak asker ve polisinin Türkiye’de eğitiminin mümkün olduğunu ve muhataplarına bunu teklif ettiklerini kaydetti. Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin bölge barışı için her türlü katkıya hazır olduğunu ve bunun için gerekli girişimleri yaptığını da kaydetti. ABD yönetimi tasarıya karşı Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili iddiaların ve bazı ülkelerde alınan kararların siyasi olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, “Biz bu konuda arşivlerimizin herkese açık olduğunu duyurduk. Eğer bu kararları siyasiler verirse, o zaman bu kararları alan ülkeler hakkında da başka ülkelerde benzer kararlar çıkar” dedi. Bu arada, ABD yönetiminin, ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin iki ayrı Ermeni tasarısını kabul etmesine karşı olduğu bildirildi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Adam Ereli, düzenlediği günlük basın toplantısında, komitenin sözde Ermeni soykırımı iddialarını tanımasına ilişkin bir soru üzerine, ‘’Bu konudaki ABD politikası değişmedi’’ dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT