BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

Bir uçtan diğer uca kocaman bir şehir. Hanları, hamamları, çarşıları... Hele o muhteşem minareli camileri. Vapurları, iskeleleri, iskelelerden vapurları kovalayan martıları...



>>> İstanbul sevdası Bir uçtan diğer uca kocaman bir şehir. Hanları, hamamları, çarşıları... Hele o muhteşem minareli camileri. Vapurları, iskeleleri, iskelelerden vapurları kovalayan martıları... Her şehirden kopup gelen insanları, köşkleri, sarayları... Bu İstanbul denen şehirde yaşamanın verdiği haz, ona sevdalanmak ve yüreğinin en derin yerinde onu hissetmek, onun havasını solumak, velhasılı İstanbullu olmak... Bazen bir aşığın kalbindeki aşk acısı, bazen bir annenin gönlündeki çocuk sevgisi, bazen de bir askerin ana hasreti gibi içten ve yürekten İstanbul. Yazarların, şairlerin ve de şiirlerin kenti. Kâh Çamlıca’sı, kâh Piyer’i, kâh Sulanahmet’i, kâh Üsküdar’ı. Hasılı İstanbullu olmanın verdiği sevda düştü mü bir kere yüreğine bir daha çıkaramazsın. Çıkarmak istemezsin belki de. Bir kumrunun yumurtasını kolladığı gibi o sevdayı bıkmadan usanmadan kollarsın. Öylesine içten ve derindir ki, her şeyiyle sana aitmiş gibi. İstanbul’a her defasında içten, sıcak bakarsın. Kaldırımları bile özlersin. Taş sokakları, yokuşları, tepeleri, kıyıları... Geceleri ışıl ışıl Boğaziçi’ni görmek istersin. Bir tablo gibi seyretmek, bir ressam gibi resmetmek istersin. Gökyüzünde uçurtma olup, yükseklerden bakmak, martılarla yarışmak istersin. Her an içinde hissetmek, kucaklamak, bu şehir benim olsun istersin. Bazen de paylaşmak istemez, omuzuna yaslanmak, kucağında uyumak istersin. Hayatın basamaklarını birer birer çıkmayı bilmez, bu şehrin kucağında uyurken, ıstıraplarla dolan yüreğin İstanbul sevdasını sana dar eder. Bu şehrin inişli çıkışlı, kâh acılı kâh tatlı hayatını yaşarken, bir de sevdalıysan; o vakit İstanbullu olmayı hak edersin. Bir İstanbullu gibi yaşayıp, herkesi uyandırmalısın. İşte İstanbul sevdası böyle olur. Işıklı geceleri gecen, rüzgarlı akşamları akşamın, nemli camların ardında kopan fırtınaları yürek fırtınan sanmalısın. Yağmurlu akşamlarda sokak lambalarına yaslanmalı, Haliç’i seyre dalmalısın. Galata’dan geçerken balık tutmalı, vapurlara el sallamalısın. Sen İstanbul sevdalısı, vefakâr olmalısın ki, İstanbul da sana sevdalansın. > Nurcan Şahingül / İstanbul ------ > Kuş dili akşamla çekilip kuytularına hüzne tünemiştir gece kuşları. gâmı geçit vermez uykularına; mantıku’t -tayr gibi ah susuşları. akşamla çekilip kuytularına gahi gece söyler, gâh duruşları... ‘ah beni vursalar bir kuş yerine’ bende yürüseler yokuş yerine hüzün koza örer duygularına. bir servi, bir mezar, hece taşları... muştu avdet eder kaygularına. ağrıyan göğsüne düşer başları, hüzün koza örer duygularına bir suyun gözüne akar yaşları ah beni sorsalar bir kuş yerine bende yürüseler yokuş yerine > İsa Yar ------ > Nefse sesleniş Musallat oldun bana, ta baştan. Nefsim, nere gidem senin elinden? Söz geçmez sana, katısın taştan. Nefsim, nasıl edem senin elinden? Gözünü ayırmazsın hiç soldan. Yürütürsün eğri-büğrü yoldan. Üzerime gelirsin dört bir koldan. Nefsim, nere kaçam senin elinden? Taşa söz geçer, sana geçmez. Doğruyu yanlıştan hiç seçmez. Dört elle sarılır, dünyadan geçmez. Nefsim, nasıl kurtulam senin elinden? Bin yaşayacak gibi, uzaklara bakarsın. Önünü görmez, tuzaklara basarsın. Cehenneme giden kızaklara yatarsın. Nefsim, nere gidem senin elinden? Kurtulmak ne mümkün senden. Ayrılmadan bu can bedenden. Bir acı feryat yükselir tenden. Nefsim, ölem de kurtulam senden. Merhamet yok nefste, tek bir zerre. Bu can onun eline düştü bir kerre. Sandali çırpınıp durma boş yere. Nefsim, Allah’a sığınam senin elinden. > Ahmet Sandal ------ > Dünyayı handan sayarım Emrin ne olursa olsun, Kendime ferman sayarım. Acılar gönlüme dolsun, Derdime derman sayarım. Başımda hükmün nur tacı. Âleme sultan sayarım. Buraya geldik kiracı, Dünyayı handan sayarım. > Necmi Ünsal / Danimarka ------ > Her çocuğa bir düğün Yağmur vurdu, yağış vurdu, sel vurdu Dört duvara dört demirden el vurdu Bir Allah’tan utanmayan kul vurdu Dünyamı dibinden oydular anne Oyuncak evime kıydılar anne Gerçek miydi rüya mıydı gördüğüm Yer yarıldı yollar oldu kördüğüm Çırptım kanadımı çözüldü düğüm Beni bir beşiğe koydular anne Altıma kuş tüyü yaydılar anne Aldım duasını bir yüce dağın Çıktım tepesine yedi kat göğün Bir gül bahçesinde başladı düğün Beni bedenimden soydular anne Yıldızlar oyuna doydular anne Bu âlemde ölü değil diri var Her çocuğun cennette bir yeri var Annesini çok özleyen biri var İçimden geçeni duydular anne Seni de benimle saydılar anne > Yusuf Dursun ------ > Bir gün Yürek sofrasını sererler bir gün, Hasatsız gönlünü dererler bir gün, Senin de sırrına ererler bir gün, Kalp kalbi bulunca o erler bir gün. Gelecek şafağa dilek tutulup, Çürümüş ruhlara bin can katılıp, Kalan sağlar için fire atılıp Özgenin hakkını verirler bir gün, Güle giran olan acı dikeni, Umut toprağına ateş ekeni, Teslim olan candan canlar sökeni, Teneşir üstüne sererler bir gün Ey kalbim sana da mihrican uğrar, Tatmadığın hüsran, perişan uğrar, Bir amansız sızı, su-izan uğrar, Mansur niyetine yererler bir gün, > Arafat Arık / Kahramanmaraş
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102330
    % 0.75
  • 5.6417
    % -0.68
  • 6.3388
    % -0.56
  • 7.0609
    % 0.16
  • 261.162
    % 0.01
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT