BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Ben razıyım sen de razı ol!”

“Ben razıyım sen de razı ol!”

Uhud Savaşında, müşriklerin azılılarından Abdullah bin Hüneyd, Peygamberimizi görünce atını mahmuzladı. Kendisi tepeden tırnağa silahlı ve zırhlar içerisinde olup, başında da miğfer vardı.



Uhud Savaşında, müşriklerin azılılarından Abdullah bin Hüneyd, Peygamberimizi görünce atını mahmuzladı. Kendisi tepeden tırnağa silahlı ve zırhlar içerisinde olup, başında da miğfer vardı. “Ben Züheyr’in oğluyum. Bana Muhammed’i gösteriniz. Ya ben O’nu öldürürüm yâhut onun yanında ölürüm” diye haykırıyordu. Ebû Dücâne hazretleri hemen onun karşısına çıkarak, Abdullah bin Hüneyd’in atının bacaklarına bir kılıç çaldı. Atın ayakları çökünce kılıcını kaldırdı, bir vuruşta onu Cehenneme gönderdi. Peygamber efendimiz bu olanları görüyordu ve buyurdu ki: “Allahım, Ebû Dücâne’den ben nasıl râzı isem, Sen de râzı ol.” Ebû Dücâne hazretleri Uhud’da çok kahramanlık gösterdi. Resûlullah efendimiz Uhud gazâsından dönünce, Ebû Dücâne hazretlerine vermiş olduğu kılıçlarını almıştı. Kılıcın üzerindeki müşrik kanlarını silmek üzere mübârek kerîmeleri Hz. Fâtıma’ya uzattı. Bu esnâda, Hz. Ali de kendi kılıcını uzatarak dedi ki: “Şunu da al, bu gazâda çok iyi işime yaradı.” Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdu ki: “Sen muharebede sadâkat gösterdin, başarılı oldun; Sehl bin Hâris ve Ebû Dücâne de başarılı olmuşlardır.” Ebû Dücâne hazretleri anlatır: Bir gece yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi ses duydum ve şimşek gibi parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah bir şey yükseldiğini fark ettim. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resûlullaha gidip, anlattım. Buyurdu ki: “Yâ Ebâ Dücâne! Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!” Kalem ve kâğıt istedi. Hz. Ali’ye bir mektup yazdırdı. Mektubu alıp eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryâd eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki: - Yâ Ebâ Dücâne! Bu mektupla, beni yaktın. Senin sâhibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektubu, bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için kurtuluş yoktur. Artık senin ve komşularının evine gelemeyeceğiz. Bu mektubun bulunduğu yerlere gelemeyiz. Ona dedim ki: “Sâhibimden izin almadıkça bu mektubu kaldırmam...” Cin ağlamasından, feryâdından dolayı, o gece, bana çok uzun geldi. Sabah namazını, mescidde kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: “O mektubu kaldır. Yoksa, mektubun acısını, kıyâmete kadar çekerler!” Bir kimse, bu mektubu, yanında taşısa veya evinde bulundursa, bu kimseye, eve ve etrafına cin gelmez ve dadanmış olup zarar veren cin de gider. (Bu mektubun arapça aslı, “365 Gün Dua” kitabında vardır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT