BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 3 ay mühlet verelim

3 ay mühlet verelim

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kararlı hareket edince ABD meselenin vahametini görmeye mecbur kaldı. Türk hükümetinin 1 ve 2 numaralı isimlerine telefon açan ABD’nin 1 ve 2 numarasının dedikleri, Amerika’nın resmî görüşleridir.



Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kararlı hareket edince ABD meselenin vahametini görmeye mecbur kaldı. Türk hükümetinin 1 ve 2 numaralı isimlerine telefon açan ABD’nin 1 ve 2 numarasının dedikleri, Amerika’nın resmî görüşleridir. Sözlerini şöylece maddeleştirebiliriz. 1- ABD, Türkiye’nin terörle mücadelesinde onunla birlikte hareket edecektir. 2- Bu mücadeleye Irak hükümeti de yardımcı olacaktır. 3- Amerika, durumun acil tedbir alınması gereken çok ciddi bir problem olduğunu kavramıştır. 4- Tehlikeli gidişatın bu şekilde devam etmesi mümkün değildir. 5- PKK terörü ile mücadele için ne lazımsa o yapılacaktır. 6- ABD, bu konuda Türkiye’ye söz verir. “Yeni kavradık, henüz gördük, şimdi anladık”vâri ifadeler politiktir. Hem süper güç olacaksınız, hem de işgal ettiğiniz bölgeden dost bir devlete yapılan kanlı saldırıları, saldırılara maruz kalan devletin her şeyi göze alarak yola çıkması üzerine yeni keşfedeceksiniz. Kimse buna kanacak kadar saf değil. Ancak, artık ortada bir taahhüt var: ‘Birlikte hareket edecek ve ne lazımsa yapacağız!’ Bir tarafa kaydedilmesi gereken bu iltizamî/bağlayıcı cümledir. Zamanı geldiğinde bu cümlenin yazılı olduğu metni masaya koyarız. Beyazsaray, bu defa savsaklamanın mümkün olmadığını idrak etmiştir. Türk ordusu, havadan ve karadan Kuzey Irak’a girecek ve “ne lazımsa” tek başına yapacaktı. Başbakan Erdoğan’ın Barış Harekâtı’nın yıl dönümünde KKTC’ye gidip Kuzey Irak ve Orta Doğu için buradan dünyaya mesajlar vermesi, Bush’u buradan araması bir planın gereğidir. Türkiye başbakanı bu diplomatik çıkarmayla şunu demiştir: “Türkiye’nin menfaati bir yere girmemizi emrediyorsa oraya girer ve alırız!” Washington bu mesajı almıştır. Yoksa ne olacaktı? Kuzey Irak’ta sadece PKK eşkıyası ile değil Amerikan askeriyle de çarpışma ihtimali doğuyordu. Amerika’yı yönetenler böyle bir ihtimalin önüne geçmekle iyi etmişlerdir. Peki bugüne kadar neden alakasız, hissiz ve sağır davrandılar. Endirekt olarak ceza kesildi. 3 Mart tezkeresinin karşılığı alındı. Peki en yapalım, TSK Kuzey Irak’a girmesin mi? Bu kaçıncı söz, kaçıncı taahhüt? Doğru, lakin, muhatap taraftan gelen bu teklifle tek taraflı ve bir cepheye karşı açacağımız savaşı o cephenin ana unsurlarını yanımıza çekerek fazlasıyla elde etmemiz de mümkün Hazırlıklar durmasın, her ân vuracakmışız gibi tetikte duralım. Hudutlarımızı çok sıkı denetime alalım. İçeriyi kazırcasına temizleyelim. Terör örgütünün barındığı memleketlere diplomatik taarruza geçelim. Lübnan için düşünülen barış gücü meselesinde hakimiyeti elde edecek şekilde pazarlık yapalım. İsrail-Filistin-Lübnan ihtilafında hakem taraf olmanın yollarına bakalım. Amerika’ya da 3 aylık bir zaman tanıyalım. Fakat meşhur deyimimizi unutmayalım. “El elin eşeğini ıslık çalarak arar”. Biz gereğini yapmazsak Amerika, kaybımızı ıslık çalarak arayacaktır. Türkçe ve Amerikanca “ıslık” arasında fark vardır. 3 ay gelişmeleri takip edelim. Değişen bir şey olmazsa o zaman balyoz harekâtına girişiriz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT