BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yitik insanlar

Yitik insanlar

Yemek yerken konuşulmasına kızan baba, çocuğu “baba marulda..” der demez onu azarlayarak susturuverdi. Çocuk başını eğdi, sessizce yemeğine devam etti. Yemek bitince otoriter baba, çocuğuna döndü “şimdi söyle ne söyleyeceksen” dedi. Çocuk “önemli değil baba, geçti artık” deyince babası ısrarla “söyle oğlum!” deyince “ Şey! Yediğin marulda küçük bir salyangoz vardı da, onu diyecektim” Ya işte böyle! Çocuktan al haberi derler ya! Susturursanız çocuğu böyle olur. Onları iyi dinlemek lazım, ama zamanında...



Yemek yerken konuşulmasına kızan baba, çocuğu “baba marulda..” der demez onu azarlayarak susturuverdi. Çocuk başını eğdi, sessizce yemeğine devam etti. Yemek bitince otoriter baba, çocuğuna döndü “şimdi söyle ne söyleyeceksen” dedi. Çocuk “önemli değil baba, geçti artık” deyince babası ısrarla “söyle oğlum!” deyince “ Şey! Yediğin marulda küçük bir salyangoz vardı da, onu diyecektim” Ya işte böyle! Çocuktan al haberi derler ya! Susturursanız çocuğu böyle olur. Onları iyi dinlemek lazım, ama zamanında... Çocuklarınızı hayattan koparmak istemiyorsanız aşağıdaki yazıyı iyi okuyun! Özgüven duygusunun çocuklar için ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz. ** “Yapma” sözü kulaklarında hep çınlamıştır. Elini neye atsa annesinin “yapma” diye bağıracağından korkarak titrerdi elleri. Ya babası! Evde ne zaman ona yardım etmek istese “daha küçüksün, bırak, bozarsın” sözleriyle karşılaşırdı. O küçücük kalbi, bir şeyler yapabilmenin heyecanı ile çarpardı hep. Fakat, her hareketinde bir tepki ile karşılaşırdı. Evet ara sıra bardak, tabak kırdığı olmuştu ama, annesi de kırmıyor muydu sanki. Hele, evde duvar saatini yerine takarken düşürünce, babasından ne çok azar işitmişti. Ona “beceriksiz herif, sen zaten hep böylesin, hiçbir işe yaramazsın” diye bağırmıştı. O hep bir işe yaramak istiyordu ama, içindeki korkuyu yenemiyordu bir türlü. Ne zaman bir iş yapmaya kalksa elleri titriyordu, heyecan basıyordu “ya yapamazsam” diye. Yine bir tepki alırım diye. Şimdi ise artık hiçbir şey yapamaz oldu. Ve yapmaz oldu. Annesinin, “üst kattakilerin oğlundan örnek al. Bak o ne kadar başarılı. Sen niye öyle değilsin” sözlerine de aldırmıyordu artık. Bir şeyler yapıp hata yapmaktansa hiçbir şey yapmamak daha iyiydi onun için. Yıllar yılları kovaladı, ne üniversiteye girebildi, ne otomobil kullanabildi, ne evlenebildi. Doğru dürüst bir iş dahi tutamadı. İçindeki “ya hatalı iş yaparsam” korkusu onu hiç bırakmadı. İnsanlardan kaçar oldu. İçine kapandı. Tek arkadaşı bilgisayarının başında, hayali bir dünyada toplumdan uzak bir hayat sürmeye başladı. Kendini yaşayan bir ölü gibi hissediyordu. Ne ailesi onu anlayabildi ne de o ailesini... ** Eğer insan, kendini hayata bağlayan, becerilerini etkileyen en önemli husus olan özgüvenini kaybetmiş ise, bunlar gelebiliyor başına. Çocukları, küçük yaşlarda bu güveni kazandırmak gerekir. Bunun için çocukluk ve ergenlik dönemlerinde ebeveynlerin tutumları son derece önemli. Çocuk eğitimcisi ve radyo programcısı Gülten Demircan’ın, çocuklara özgüven kazandırmak için, bir konferansta söylediği anahtar sayılabilecek önemli hususları, faydalı olacağı kanaatiyle naklediyorum. * Çocuğun sorumluluk alabileceği konularda size yardım etmesine izin verin. * Yaptığı işe çok fazla müdahale etmeyerek kendisine duyduğunuz güveni belli edin. * Yeteneklerini sınamaları için riske atılmalarını teşvik edin. * Başkalarıyla kıyaslama yapmaktan kaçının. * Onunla zaman geçirerek, ona değerli olduğunu hissettirin. * Onların duygu ve düşüncelerini eleştirmeden dinleyin. * Davranışlarıyla ilgili onlara olumlu tepkiler verin. * Yeteneklerinin keşfedilmesi için sosyal etkinliklere yönlendirin. * Ev içinde ve dışında başarabileceği sorumluluklar verin. (Sofrayı kurma, su-elektrik faturası yatırma, ufak tefek alışveriş yapma vb.) Yarının büyükleri olan çocuklarımızı nasıl büyütürsek, yarınımız öyle olacak. Ya, kendine özgüveni olan sağlıklı nesiller olacak, ya da bilgisayardan başka arkadaşı olmayan yitirilmiş bir nesil.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT