BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeni ufuklar mı, vaziyeti idare mi?

Yeni ufuklar mı, vaziyeti idare mi?

Tanzimatı ve meşrutiyeti bir tarafa bırakırsak, Cumhuriyetle, 76 yıldır çağdaşlık yolundayız.



Tanzimatı ve meşrutiyeti bir tarafa bırakırsak, Cumhuriyetle, 76 yıldır çağdaşlık yolundayız. Her ne kadar şimdilerdeki hızımız, ilk yıllardaki kadar değilse de, yine de, göz kamaştırıcı mesafeler aldığımız bir gerçek. Bu, maddi alanda olduğu gibi, eğitim ve insan kaynakları yetiştirmek bakımından da aynen varittir. Seksene yakın üniversitesi olan bu ülkede, her yıl, her alanda binlerce mezun veriliyor. Hepsi, düşünebilen, araştıran, çağın ölçütlerini kullanabilen genç dimağlar. Bu malzeme ile, zannedilir ki, her gün yeni bir kabuk değiştiriyor, ülke yönetimini de buna göre, her gün biraz daha reforme ediyoruz. Kurumlarımızla, yöneticilerimizle, çağın, anbean, nabzını tutuyoruz. Kendimize özgü bir siyaset yöntemi uydurmuşuz. Milletvekili adaylığının belirlenmesinden tutun, belli başlı sorunlara ilişkin görüşlerin oluşturulmasına, Meclis’in çalışma tarzına ve yüksek siyasi görevlere seçimlere kadar, siyasi faaliyetin hemen her vechesine, tarihi bizde yeni olmasına rağmen, koalisyon yapma ruhu hakim. Halbuki koalisyonda, geçerli parametrelerden çok, karşılıklı hesap alış verişi esastır. Böyle olunca da, ideal olanı, yönteme feda etmiş oluyoruz. Yani, doğru olandan uzaklaşıp, hesapların önümüze koyduğuna, kötünün iyisi deyip razı oluyoruz. Bu konuları irdelemek isteyenlere de, siyaseti (!) bilmiyor nazarı ile bakıp, geçiyoruz. Halbuki zaman su gibi akıp gidiyor ve aktıkça da yatağında bazı tortular bırakıyor. Bu tortular, birikimler, giderilmediği takdirde, ya nehrin hızı azalıyor, ya da bir süre sonra, külfetli deviasyonlara gidilmek zorunda kalınıyor. Bundan da, sonuçta ülke zarar görüyor. DIŞ POLİTİKADA FİKRİYAT Bir iki gün evvel, televizyonda Sayın Dişişleri Bakanımızı, güncel konular etrafındaki konuşmaları ve beyanatiyle seyrettim. Sayın Bakan, itiraf etmeliyim ki, yıllardan bu yana eksikliği hissedilen dış politikada fikriyat ve insancıllığı, şahsiyetiyle, ufkuyla, yeniden ihya etmektedir. Amansız Türk düşmanı Yunanistan’ı bile, mevkidaşı Papandreu ile kurduğu dostluk sayesinde, yumuşatmış olması, bunun, bence en yakın kanıtıdır. Sayın Bakan konuşmasında, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği içinde, Avrupa Birliği üyesi olmayan NATO ülkelerine, bu çerçevede, Türkiye’ye, ayrılan yerin tatminkar olamayacağından bahsederken, bu düzenleme içinde yetkimiz ne ise, katkımız da o kadar olur demekle yetindi. Avrupa, bu nazik dilden ne kadar anlar bilinmez. NATO içinde, elli yıldan bu yana, tüm iktisadi ve sosyal kalkınma ihtiyaç ve hedeflerimizi bir kenara bırakarak, ortak savunmaya hizmet ettik. Bu defa, yeni ve nisbeten bölgesel sayılacak bir ortak savunma oluşturulmakta olduğuna göre, bizim hizmetlerimiz, şu sırada Avrupa Birliği’ne tam üye değiliz diye, gözardı edilebilir mi? Bu önemli ve hayati konuda göstereceğimiz tevazuyu, muhataplarımız gerçek sanmasınlar. Bu nedenle, dış politikada fikriyat ve insancıllığın, yumuşak yün eldiven içinde, demir pençe ile takviye edilmesi, günümüzün şartları açısından, kaçınılmaz gözüküyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT