BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mantıkla din olmaz

Mantıkla din olmaz

Sual: (Allah, her dili bilir, namazda Arapça okumak şart değil, Allah’tan hiçbir şey gizli değildir. O her şeyi görür. Onun için, insanlar yokken çıplak namaz kılmanın sakıncası olmaz) diyenler çıkıyor. Bana da mantıklı geldiği için, doğru mu diye sorma gereğini duydum.



Sual: (Allah, her dili bilir, namazda Arapça okumak şart değil, Allah’tan hiçbir şey gizli değildir. O her şeyi görür. Onun için, insanlar yokken çıplak namaz kılmanın sakıncası olmaz) diyenler çıkıyor. Bana da mantıklı geldiği için, doğru mu diye sorma gereğini duydum. CEVAP: Mantıkla din olsa, herkes kendine göre bir din meydana çıkarır. İnsan sayısı kadar din olur. Dinde nakil esastır. Nakil de, selim olan akla aykırı değildir. Evet, Allah her dili bilir. Zaten bütün dilleri o yarattı. Fakat ibadet dilini, Arapça olarak bildirdi. Onun emrine uymak şarttır. Kur’an-ı kerimi başka dile tercüme edip, Kur’an yerine bunu okumak haramdır. (Fetava-i fıkhiyye) Bu konuda Diyanet’in bir kararı şöyledir: (Kur’andan kolayınıza geleni okuyun) âyetinde olduğu gibi, Peygamber efendimiz de namaz kılmayı tarif ederken, (Kur’andan hafızandakilerden kolayına geleni oku) buyurmuştur. Bu itibarla namazda Kur’an-ı kerim okumak; kitap, sünnet ve icma ile sabit bir farzdır. Kur’an, sadece mânâ olarak değil, Resulullahın kalbine elfazı [sözleri] ile indirilmiştir. Bu elfazdan başka lafızlarla ifade edilen mana, Kur’an değildir. Çünkü, indirildiği elfazın dışında, hatta Arapça bile olsa, başka sözlerle ifade edilen mânâ, Kur’an değildir. Kur’an kavramında sadece mânâ değil, bir rüknü olarak onun elfazı da vardır. Bunun için tercümesine Kur’an denilemeyeceği ve Kur’an hükmünde olmadığı konusunda İslam âlimleri görüş birliği içindedir. (DİB Din işleri Yüksek Kurulu 4.12.1997 gün ve 103 sayılı kararı) Evet, Allah gizli olanları da bilir ve görür. Ama çıplak durmayı, çıplak ibadet etmeyi yasakladı. Namaz kılarken, en güzel elbisemizi giymemizi emretti. Peygamber efendimiz de, yıkanırken bile örtünmemizi bildirerek buyuruyor ki: (Allahü teâlâ hayayı ve örtünmeyi sever. Öyle ise yıkanırken avret yerinizi örtün.) [Ebu Davud] (Avret yerlerinizi örtün! Yalnız iken de Allahü teâlâdan haya edin!) [Tirmizi] Tevbeyi geciktirmek Sual: Bir günah işliyoruz, yine işleriz diye tevbe etmiyoruz. Tevbeyi geciktirmenin mahzuru var mıdır? Tevbe ettim demek yeterli midir? CEVAP: Her günahtan sonra, hemen tevbe etmek farzdır. Tevbeyi bir saat geciktirince, günah iki kat olur. Tevbe ettim demek, tevbe olmaz. Çünkü, tevbenin sahih olması için üç şart lazımdır: 1- Hemen günahı bırakmalıdır. 2- Günah işlediğine, Allahü teâlâdan korktuğu için, utanmak ve pişman olmak lazımdır. 3- Bu günahı bir daha hiç yapmamaya gönülden söz vermektir. Allahü teâlâ şartlarına uygun olan tevbeyi kabul edeceğine söz vermiştir. Müminlerin anneleri Sual: Resulullahın hanımları, müminlerin anneleri olduğuna göre, Hazret-i Ömer’in Resulullah ile evlenen kızı Hafsa validemiz, Hazret-i Ömer’in de annesi mi oluyor? Yoksa bu istisna mıdır? CEVAP: Bizzat annesi olmakla, annesi hükmünde olmak ayrı şeydir. Peygamber efendimizin bütün zevceleri, müminlerin annesi hükmündedir. Mesela anne ile evlenilmediği gibi, Resulullahın dul kalan zevceleri ile de evlenmek, müminlere haramdır. Hazret-i Hafsa validemiz, Hazret-i Ömer’in de annesi hükmündedir. Kızı olduğu halde, Hazret-i Ömer, Ona da, anne gibi saygılı davranmak zorundaydı. ------- Tel: 0 212 - 454 38 20 Faks: 0 212 - 454 38 29 www.dinimizislam.com
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT