BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ülkemizde demokrasinin seyri

Ülkemizde demokrasinin seyri

Türk demokrasi seyri Tanzimat öncesinden bu yana devam eder. Osmanlı Devletinde Tanzimat öncesi bir değişimi isteyenler çoğunluktaydı. İstemeyen hemen hemen yok idi.



Türk demokrasi seyri Tanzimat öncesinden bu yana devam eder. Osmanlı Devletinde Tanzimat öncesi bir değişimi isteyenler çoğunluktaydı. İstemeyen hemen hemen yok idi. Yaşanan çekişmeler değişim olsun ya da olmasın şeklinde değildi. Kavganın asıl sebebi bu değişimin ne istikamette olması gerektiği üzerinde idi. Anayasa ile ilgili fikri çalışmalar Tanzimat öncesine dayanıyor. Avrupa’da tahsil görmüş ya da Avrupa’nın dış imajına kapılan Batı hayranı elit zümre bu değişimin Batılılaşma ya da Avrupaileşme istikametinde olmasını istiyordu. Bu grup Avrupa’nın reformları gibi reformlar, hatta aynen taklidini ısrarla istiyordu. Diğer grup ise Osmanlının kuruluş ve gelişme devresinde olduğu gibi milli ve manevi değerlerin ihyası, İslami değerlerin muhafazası, kısaca asla dönüşü savunuyordu. Tabii bunun yanında Avrupa’nın fen ve tekniğine asla karşı değildi. Çünkü Sevgili ve Şerefli Peygamber Efendimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem) “İlim Müslümanın kaybolmuş malıdır. Nerede bulursanız alın.” emrini hatırlıyorlardı. Ve bunlara göre Hilafetin ve Devlet-i Ali Osmanın devamı ve mevcut bazı sıkıntılardan kurtulmanın yolu Avrupaileşmekte değil Osmanlının kuruluş ve yükseliş devrindeki değerlerden kopuş olup, aynı değerlere dönülmeli idi. Osmanlıda Müslüman halkın tamamı, medrese, ulema, vükela, saray ve saray çevresinin çoğunluğu bu tezi savunan kadroyu destekliyordu. Ama en büyük noksanlıkları ellerinde bu değişime soyut programları yok idi. Karşı tarafın elinde ise Fransız ihtilalinin ortaya koyduğu yaldızlı ama içi boş prensipler vardı. Elit tabakanın çoğunun görüşleri bu yönde idi. Vakit kaybetmeyelim Batı’yı aynen taklid edelim. Bünyemize uymayanları ilerde değiştiririz diyenler son derece ağır basıyordu. Zaten Avrupa ülkeleri de bunlara açıktan destek veriyor ve Osmanlı hükümetine baskı yapıyorlardı. Batı’yı aynen taklid edelim diyenlerin lideri Mithat Paşa idi. (Asıl adı Ahmet Şefik) karşı tarafın ise manevi lideri Mithat Paşa’nın ilk okul sınıf arkadaşı olan Ahmed Cevdet Paşa’dır. İslam ülkeleri birliği kurmaya çalışan Sultan Abdülaziz Han’ı intihar süsü vererek katleden ekibin içinde de Mithat Paşa vardı. Sultan Abdülhamid Han’ın devrinde Mithat Paşa (2. defa sadrazamlığında) ilk “Kanun-u Esasi”yi hazırladı ve seçim yapıldı. Sultan Abdülhamid Han Birinci Meşrutiyetin Osmanlı devletini kurtarmak yerine yıkımını ve çöküşünü hızlandırdığını gördü. Mithat Paşa’yı görevden aldı. Sürgüne gönderdi. Daha sonra Suriye, İzmir valiliğine getirdi. Yıldız Mahkemesi Mithat Paşa’ya idam cezası verdi. Sultan Abdülhamid Han idam cezasını kaldırdı. Taif’e sürgüne gönderdi. O sırada Mithat Paşa İzmir’deki Fransız Konsolosluğuna sığındı. Bazı tarihçilere ve bilim adamlarına göre Tanzimat ile saltanat, sultanın elinden alınarak bürokrasinin eline geçti. Ortaya “Devletlü Taifesi” çıktı. Mütegallibe bürokratın menfaat için milleti aldatmak siyaset oldu. Millet-i Saire (azınlıklar) korunurken Millet-i Hakimiye (Müslümanlar) zelil oldular. Bu yapılanları ard arda dizdiğinizde de Osmanlının çöküşünü dinamitleyen fitilin Tanzimat fermanı olduğu ayan beyan ortaya çıktı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT