BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > sizinkiler...

sizinkiler...

Mahallenizde “Laz Bakkal” varsa alışverişleriniz hep eğlenceli geçecektir... Son ziyaretimdeki diyalog;



sizinkiler... Mahallenizde “Laz Bakkal” varsa alışverişleriniz hep eğlenceli geçecektir... Son ziyaretimdeki diyalog; -Sinan Abi sende Winston var mı?... “-Kısa mı uzun mu?...” -Fark etmez, hangisi varsa... “-Yok... Sigara satmıyorum...” tebeşir tozu “-Kanunlar doğru oldukları için değil, kanun oldukları için yürürlükte kalırlar...” (...Montaigne) itiraf reyonu... (...isim: mert yıldız ...şehir: istanbul ...yaş: yirmi dört) Beşiktaş’ta kısa bir iş için dörtlüleri yakıp arabamı sağa yanaştırırken, polisin megafondan sesi gelir; “-Sakın aklından geçirme... Devam et devam...” Ben tereddütte kalırım, “Bana mı diyor, başkasına mı” diye, dönüp bakarım... Trafik uyarısını sürdürür; “-Bakma sağa sola... Bayansın diye bir şey demiyorum... Devam et devam...” İlk kez bayan zannedilmenin faydasını görmüştüm... Ama yine de kestirdim saçları... (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) tuzaktan kumanda (...KANAL D-Sabahların Sultanı) SEDA SAYAN: Biz bu ülkenin aydın insanlarıyız, bir sürü çocuk doğurmamız lazım... Paramız var, doğuralım... *** (...TV-8-Bay Tahmin) FİKRET ENGİN: Mesajda diyor ki: Pazartesi gününe 10 milyar ödemem var... Elimde şu an 300 milyonum var... Ne yapmam lazım?... MURAT ÖZARI: Ufaktan Boğaz Köprüsü’ne doğru gitsin... *** (...STAR-Desti İzdivaç) EVLENECEK KADIN: Uzun süre evlenmedim, baktım evde duvarlar üstüme geliyor yalnızlıktan, buraya koştum... bizimkiler... Fatih Selek, Armutlu’ya tatile gitmiş... Gidip gelirken alışveriş yaptığı bakkalla samimi olmuş, bir şekilde birbirlerinin numarasını almışlar... Derken tam döneceği gün dükkanda iki tane Hard Disk unutmuş... İstanbul’dan telefon açmış, adamcağız “Tamam kargoya veriyorum” diyerek yollamış... Birinci perde böyle kapanmış... Nasıl olmuşsa birkaç gün sonra bu defa çantasını otobüste unutmuş... Bulan vatandaş “Sahibine vereyim” diye içindeki telefonu kurcalamaya başlamış, ancak rehberde bir tane numara var... Evet bakkalın telefonu... Arayıp durumu bildirmiş ve bakkal Fatih’e dönmüş, bağırmaya başlamış; “-Yav kardeşim, ben mi toplayacağım senin döküntülerini?... Biraz sahip ol eşyalarına...” hayata dair... Kendine, bugün yapmakta olduğun şeyin seni yarın varmak istediğin yere yaklaştırıp yaklaştırmadığını sor... ... Başarılı bir evlilik yapmanın çiftçilik gibi olduğunu unutma: her sabah yeniden başlamalısın... ... Her türlü mecburi yol değişikliğini yeni şeyler öğrenmek için fırsat diye düşün... ... Ailende çocuk doğduğunda o günkü gazeteyi sakla ve on sekizinci doğum gününde ona ver... ... Başkalarının ecza dolaplarını, gardıroplarını ya da buzdolaplarını karıştırma... ... Senin için önemli olan bir insana kızdığında, ona neden kızdığını anlatan bir mektup yaz, ama postalama... ... Birkaç kilo verip içine sığabileceğini düşünerek asla bir giysi alma... ... Takımının kazanması için tezahüratta bulun, öteki takımın yenilmesi için değil... ... Her ay en az bir kere ter ve toz toprak içinde kalacağın bir iş yap... ... Değişiklik olsun diye, yatarken çocuğundan sana masal okumasını iste... ... İnsanları banka hesaplarının büyüklüğüyle değil, kalplerinin büyüklüğüyle ölç... ... Ailevi problemlerde, para problemlerinde, ya da saç kesimi konusunda akıl verme... ... Hak eden çalışanlarına, şirket için ne kadar önemli olduklarını her fırsatta söyle... ... İlk kez tanıştığın insanlara ne iş yaptıklarını sorma onlarla ahbaplığını etiketlerinden bağımsız başlat... ... Anne babanı, eşini ve çocuklarını eleştirmek için dayanılmaz bir arzu duyduğunda dilini ısır... ... Fırsat ara, güven arama. limandaki bir tekne güvendedir ama bir süre sonra altı çürümeye başlar... ... Başucunda kağıt kalem bulundur... Milyarlık fikirler bazen sabaha karşı üçte gelir... ... Atak ve cesur ol... Bir gün geriye dönüp baktığında yaptıklarından çok, yapmadıkların için pişmanlık duyacaksın... (...H.Jackson Brown) S.Ö.Z. der ki; “-Bir kadın; bugün onunla yaptığınız kavgayı 10 gün önceden başlatmıştır...” (...Plan ve programın konusunda ettiği müthiş S.Ö.Z.leri) Temel’in yeri Temel, Dursun ve İdris bir gökdelenin inşaatında çalışıyorlarmış... Bir gün talihsiz bir kaza olmuş ve Dursun ellinci kattan düşüp ölmüş... Temel’le İdris, bu acılı haberi Dursun’un eşine nasıl söyleyeceklerini düşünmüşler... Sonunda Temel demiş ki; “-Acı haber verme konusunda deneyimliyim... Bu konuyu üstleniyorum...” Yaklaşık iki saat sonra inşaata döndüğünde elinde bir kilo hamsi varmış... İdris merak etmiş; -Bu balıkları nereden aldın?... “-Dursun’un karısı verdi...” -Nasıl olur?... Kocasının öldüğünü söyledin, o da sana tuttu bir poşet dolusu hamsi mi verdi?.. “-Yok öyle olmadı... Kadın kapıyı açınca ona ‘Siz Dursun’un dul eşi olmalısınız’ dedim... Bunun üzerine o da ‘Hayır ben dul değilim’ dedi... Ben de ona ‘Bir kilo hamsisine iddiaya var mısın’ dedim...” ayaküstü... Fanatik sayılabilecek Galatasaraylı arkadaşım Hasan Birpınar, başarıyı özetlemiş; “-Evvelki sene parasız şampiyon olduk... Bu sene hocasız şampiyonuz... Seneye de futbolcusuz şampiyon olacağız...” kritik “-En zor anımız magazin gazetecilerinin en mutlu anı; çünkü haber değeri var... Kedinin bahçesi, farenin zindanı olabiliyor...” (...Tamer Karadağlı) MATHİLDA: Leon, sanırım bir şekilde sana âşık oluyorum... Bu başıma ilk kez geliyor, biliyor musun?... LEON: Daha önce hiç âşık olmadıysan, bunun aşk olduğunu nereden biliyorsun?... MATHİLDA: Çünkü hissediyorum... (...Leon filminden)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT