BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya, dünyanın değil...

Dünya, dünyanın değil...

Dünyâ, dünyânın değil, âhiretin tarlasıdır. Bu öyle bir tarladır ki, eken, bire on, bire yedi yüz alıyor. Bu miktar, en azıdır, yukarısının ise sınırı yoktur. Ancak bu dünyâ tarlasına, dünyalık ekilirse, eken kimse, koca bir hiç alır!



Ölümden önce olan her şeye dünyâ denir. Bunlardan, ölümden sonra faydası olanlar, dünyâdan sayılmaz, âhiretten sayılırlar. Çünkü dünyâ, âhiret için tarladır. Seyyid Emir Hamza hazretleri buyuruyor ki: “Bütün kötülüklerin başı, dünyâ sevgisidir. Bununla birlikte, Server-i kâinât efendimiz; (Dünyâ âhiretin tarlasıdır) buyurdu. O hâlde dünyâda âhiret işleri yap ve dünyâya ve dünyânın nîmetlerine bağlanma! Dünyâ rahat yeri değildir. İbret yeridir. Bunun için Resûl-i ekrem efendimiz; (Dünyâ ibret yeridir, tâmir etme yeri değildir) buyurdular.” Âhirete yaramayan dünyâlıklar, zararlıdır. Harâmlar, günâhlar ve mubâhların fazlası böyledir. Dünyâda olanlar İslâmiyyete uygun kullanılırsa, âhirete faydalı olurlar. Hem dünyâ lezzetine, hem de âhiret nimetlerine kavuşulur. Ziyâeddîn Nurşînî hazretleri buyurdu ki: REZİLLERİN EN REZİLİ!.. “Dünyâ âhiret için bir tarla olmasa, âhirete hazırlık yeri olmasa, çirkin şeylerin en çirkini, rezillerin en rezîlidir. Allahü teâlâdan uzaklaşmaya, insanı âhirette faydadan mahrûm etmeye sebeptir. Akıl sahibi olanların yanında kıymeti olmayan bu dünyâda insan, utançtan başını eğse yeridir. Nitekim sevgili Peygamberimiz; (Dünyâ, âhirette evi olmayan kimselerin evidir. Malı olmayanların malıdır. Aklı olmayan kimse onu toplar) buyurmuştur. Eğer Allahü teâlânın katında dünyânın sivrisinek kadar kıymeti olsaydı, düşmanı olan kâfirlere ondan bir yudum su bile vermezdi. Zîrâ dünyâyı yarattığı günden beri ona rahmet nazarıyla bakmamıştır.” Aklı başında olan bir kimse, bu dünyâyı fırsat bilir. Bu kısa zamânda, yalnız dünyâ lezzetleri ile zevklenmek için değil, bilakis bu fırsatta, tohum ekmek ve bir hayırlı iş, yani Allahü teâlânın beğendiği işi yaparak, âyet-i kerîmede bildirilen kat kat fazla meyveleri toplamak istemelidir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Bu dünyâ âhiretin tarlasıdır. Burada tohum ekmeyip, yaratılışta bulunan, toprak gibi yetiştirici kuvvetini işletmeyenlere, bundan faydalanmayanlara ve amel, ibâdet tohumlarını elden kaçıranlara yazıklar olsun! Allahü teâlâ, bir kimseyi hayrlı işlerde kullanırsa, ona müjdeler olsun! Allahü teâlâ, dünyâyı âhiretin tarlası yaptı. Tohumunun hepsini yiyen ve toprak gibi olan, yaratılışındaki elverişli hâline ekemeyen ve bir tâneden yedi yüz tâne yapmayı elden kaçırana yazıklar olsun! Kardeşin kardeşden ve ananın yavrusundan kaçtığı o gün için, bir şey saklamayan, dünyâda da, âhirette de ziyân etti, eli boş kaldı. Dünyâda da, âhirette de pişmân olacak, âh edecektir. Aklı olan, tâlihli bir kimse, dünyânın birkaç yıllık hayâtını fırsat bilir, nimet bilir. Bu kısa zamânda, dünyânın çabuk tükenen ve hepsinin sonu sıkıntı ve azâb olan, geçici zevklerine, tadına aldanmaz. Bunlarla vakti kaçırmaz. Bu kısa zamânda tohumunu eker. Bir tâne iyi iş yaparak, sayısız meyveler elde eder. Bekara sûresi, 261. âyet-i kerîmesinde meâlen; (Allahü teâlâ dilediğine kat kat verir) buyuruldu. Bunun içindir ki, birkaç günlük iyi işe karşılık, sonsuz nimetler verecektir. Allahü teâlâ, çok ihsân sâhibidir. Dünyâ zirâat yeridir. Tarlayı ekmeyip, tohumları yiyerek zevk ve safâ süren, mahsûl almaktan mahrûm kalacağı gibi, dünyâ hayâtını, geçici zevkleri, nefsin arzûlarını taşkın ve şaşkın olarak yapmakla geçiren de, ebedî nimetlerden, sonsuz zevklerden mahrûm olur.” DÜNYA, ÂHİRETİN TARLASIDIR!.. Netice olarak dünyâ, dünyânın değil, âhiretin tarlasıdır. Bu öyle bir tarladır ki, eken, bire on, bire yedi yüz alıyor. Bu miktar, en azıdır, yukarısının ise sınırı yoktur. Ancak bu dünyâ tarlasına, dünyalık ekilirse, eken kimse, koca bir hiç alır. Aklı olan bir kimse, hiç ile uğraşır mı? Bunun için bu tarlaya herkesin bir şeyler ekmesi lâzımdır. Bu tarlada, insanların dünyâ ve âhiret saâdetlerine kavuşmaları yani Müslüman olmaları için, beden ile çalışmak, bu mümkün değilse, beden ile çalışanlara destek olmak, yardım etmek, bu da mümkün değilse, çalışanlara, yardım edenlere duâ etmek lâzımdır...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT