BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya Türkiye’nin kapısını çalacak

Dünya Türkiye’nin kapısını çalacak

Türkiye yıllar sonra tekrar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 5 yıl kesintisiz süren ve dünyanın her kıt’asında gerçekleşen diplomatik faaliyetlerinin meyvesi alındı



KAPIMIZA GELECEKLER Türkiye’nin üyeliğiyle birlikte pek çok devlet kendi problemi sebebiyle ülkemizin kapısını çalacak. Türkiye uluslararası alanda daha aktif bir rol üstlenecek Artık tam 2 yıl, 2009 ve 2010 yıl­la­rı bo­yun­ca, Gü­ven­lik Kon­se­yi’nde­yiz. 192 üye dev­le­tin oyu­nun 3’te 2’si olan 128 oy se­çil­mek için ye­ter­li idi. Biz ilk tur­da 151 oy­la se­çil­dik. Avus­tur­ya 133 oy­la an­cak 5 oy far­kı ile se­çi­le­bil­di. Üçün­cü aday olan İz­lan­da ise 87 oy ala­rak elen­di. Şu sı­ra­lar­da if­lâs et­miş tek dev­let du­ru­mun­da ol­ma­sı­na rağ­men İz­lan­da’nın 87 oy al­ma­sı, böy­le bir fe­lâ­ke­te ma­ruz kal­ma­sı idi. Avus­tur­ya ve­ya Tür­ki­ye’den bi­ri­ni dı­şa­rı­da bı­ra­kıp se­çil­mek ih­ti­ma­li­nin bu­lun­du­ğu­nu gös­te­ri­yor. Tür­ki­ye, (Ba­tı Av­ru­pa ve di­ğer­le­ri) de­nen dev­let­ler kon­ten­ja­nın­dan se­çil­di. Di­ğer böl­ge­le­rin kon­ten­jan­la­rın­dan As­ya’dan Ja­pon­ya, La­tin Ame­ri­ka’dan Mek­si­ka, Af­ri­ka’dan Ugan­da se­çil­di. Se­çi­len dev­let­ler­den Tür­ki­ye, Bir­le­şik Ame­ri­ka’nın NA­TO müt­te­fi­ki, Ja­pon­ya Uzak Do­ğu ve Pa­si­fik’te­ki müt­te­fi­ki, Mek­si­ka ise Ka­na­da ve Bir­le­şik Ame­ri­ka’nın eko­no­mik or­ta­ğı­dır. Onun için, sü­rek­li üye ABD’nin Gü­ven­lik Kon­se­yi’nde­ki du­ru­mu iyi­dir. Ugan­da or­ta­da­dır. As­ya kon­ten­ja­nı­na İran da gir­di, oy ala­ma­dı, bu ye­re Ja­pon­ya se­çil­di. Ar­tık Tür­ki­ye’nin mil­let­le­ra­ra­sı iliş­ki­ler­de adı da­ha çok ge­çe­cek. Pek çok dev­let, ken­di prob­le­mi do­la­yı­sıy­la oyu­nu ala­bil­mek için Tür­ki­ye ile te­mas ara­ya­cak. GÜ­VEN­LİK KON­SE­Yİ NE­DİR? Tür­ki­ye 1951-1952 ve 1954-1955 dö­nem­le­rin­de 2 de­fa 2’şer yıl Gü­ven­lik Kon­se­yi üye­si se­çil­di. De­mok­rat Par­ti, Cum­hur­baş­ka­nı Ba­yar, Baş­ba­kan Men­de­res dö­nem­le­ri­dir. Son­ra 1961’de yal­nız 1 yıl için ye­ni­den üye ol­du (di­ğer yı­lı Po­lon­ya ta­mam­la­dı). O ta­rih­ten, 47 yıl­dan be­ri, hiç ku­lis ya­pa­ma­dık ve bu ma­kam­dan uzak kal­dık. Bu de­fa AK Par­ti ik­ti­da­rı 5 yıl bo­yun­ca, hiç­bir dev­le­ti ih­mal et­me­yen bir kam­pan­ya­ya gi­riş­ti ve so­nuç al­dı. Üye­lik için 85 mil­yon do­lar büt­çe ayır­dık. 15 mil­yo­nu­nu kü­çük ada dev­let­le­ri­nin ge­liş­me­si, 20 mil­yo­nu BM ai­dat­la­rı­nı öde­me­yen dev­let­le­rin açı­ğı­nı ka­pa­tan fo­na kat­kı için har­ca­ya­ca­ğız. BM Gü­ven­lik Kon­se­yi Bir­leş­miş Mil­let­ler’in en önem­li or­ga­nı­dır. Dün­ya ba­rı­şı ve gü­ven­li­ği için sa­vaş da­hil her tür­lü ka­rar ve­re­bil­mek­te­dir, ka­rar­la­rı ke­sin­dir ve tem­yi­zi yok­tur. Bu ka­ra­rı, 5’i sü­rek­li, 10’u her bi­ri 2 yıl için se­çi­len 15 dev­le­tin üye­si ve­ri­yor. Sü­rek­li, üs­te­lik her bi­ri te­ker te­ker ve­to hak­kı ta­şı­yan ül­ke­ler ABD, İn­gil­te­re, Fran­sa, Rus­ya ve Çin’dir. Bun­lar, 1945’te İkin­ci Ci­han Sa­va­şı’nı ga­li­bi­yet­le bi­ti­ren dev­let­ler­dir. Yıl­lar­dan be­ri Ja­pon­ya, Al­man­ya, Hin­dis­tan da sü­rek­li üye­lik is­ti­yor­sa da, bu hu­sus­ta bir re­form ya­pı­la­ma­dı. BİR­LEŞ­MİŞ MİL­LET­LER NE­DİR? 1920-1939 (kâ­ğıt üze­rin­de 1946) ara­sın­da, Bi­rin­ci Ci­han Sa­va­şı’nın (1914-18) tah­ri­ba­tı­nı onar­mak ve sa­vaş­la­rı ön­le­mek için, mer­ke­zi Ce­nev­re’de (İs­viç­re) Mil­let­ler Ce­mi­ye­ti (Cem’iy­yet-i Ak­vâm) ku­rul­muş­tu. Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti 1932’de üye ol­du. 1940’a ka­dar ci­han dev­le­ti po­zis­yo­nun­da­ki İn­gil­te­re’nin et­ki­si, hat­tâ ta­hak­kü­mü al­tın­da iş­le­di. Pek az te­şeb­bü­sün­de mu­vaf­fak ola­bil­di. 1945’te, ci­han ga­li­bi ve ye­ni ci­han dev­le­ti Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri’nin ön­cü­lü­ğün­de Bir­leş­miş Mil­let­ler, çok da­ha sağ­lam ve sağ­lık­lı te­mel­ler üze­rin­de ku­rul­du. 39 dev­let ku­ru­cu üye­dir, bun­la­ra Tür­ki­ye da­hil­dir. Bu­gün üye dev­let­le­rin sa­yı­sı 192’ye yük­sel­di. İn­gi­liz­ce, Fran­sız­ca, Rus­ça, Çin­ce res­mî dil­ler iken bun­la­ra son­ra­dan Arap­ça ile İs­pan­yol­ca ek­len­di. Zi­ra bu iki di­li ko­nu­şan dev­let­le­rin sa­yı­sı 20’şe­re ulaş­tı. Bu­gün Türk­çe, 7 dev­let­te res­mî dil­dir. Biz de ha­re­ke­te geç­me­li­yiz. Bir­leş­miş Mil­let­ler’in mer­ke­zi New York’ta­dır. Her dev­let, Bir­leş­miş Mil­let­ler nez­din­de bi­rer bü­yü­kel­çi­si­ni New York’ta bu­lun­du­rur, ABD nez­din­de Was­hing­ton’a ata­nan bü­yü­kel­çi­lik­ler­le il­gi­si yok­tur, doğ­ru­dan dev­let­le­rin dı­şiş­le­ri ba­kan­lık­la­rı­na bağ­lı­dır. Ola­ğa­nüs­tü büt­çe­ler dı­şın­da teş­kî­la­tın 2 mil­yar do­la­ra ya­kın büt­çe­si var­dır. Bu­nun yüz­de 22’si ABD’ye ait­se de, ger­çek­te ABD büt­çe­nin bir­çok yıl yüz­de 48’ini öde­miş­tir. Zi­ra bir­çok dev­let, ta­ah­hüt et­tik­le­ri meb­lağ­la­rı öde­me­miş­tir. Bu da Ame­ri­ka’ya, Bir­leş­miş Mil­let­ler’de çok bü­yük bir nü­fuz ka­zan­dı­rı­yor. Üye­le­rin ço­ğun­lu­ğu­nu oluş­tu­ran çok kü­çük dev­let­ler de, ge­nel­lik­le yüz­le­ri­ni Ame­ri­ka’ya dön­dü­rü­yor­lar. Tür­ki­ye’nin BM büt­çe­si­ne res­mî ta­ah­hü­dü yüz­de 0.44’tür. ABD’den son­ra­ki en bü­yük his­se yüz­de 19.5 ile Ja­pon­ya, son­ra yüz­de 9.8 ile Al­man­ya, yüz­de 6.5 ile Fran­sa, yüz­de 5 ile İtal­ya, yüz­de 5.5 ile İn­gil­te­re’dir. Çin yüz­de 1.5, Rus­ya yüz­de 1.2 ödü­yor. Hin­dis­tan yüz­de 0.34 ile Tür­ki­ye’den az kat­kı­da bu­lu­nu­yor. İran ise yüz­de 0.34. DEV­LET­LE­RİN DU­RU­MU Bir­leş­miş Mil­let­ler Ge­nel Ku­ru­lu’nda (The Ge­ne­ral As­sembly), bir­kaç bin nü­fus­lu bir­kaç yıl­lık geç­mi­şi bu­lu­nan kü­çük ada dev­let­le­ri­nin de, Bir­le­şik Ame­ri­ka’nın da 1 oyu var­dır. Gü­ven­lik Kon­se­yi’nde (The Se­cu­rity Co­un­cil), oy­lar eşit­se de, 5 sü­rek­li üye­nin ve­to hak­kı, kon­sey ka­rar­la­rı­nı bağ­la­mak­ta, ba­zan çık­ma­za sok­mak­ta­dır. Sü­rek­li ye­ni dev­let­ler or­ta­ya çı­kı­yor ve bun­lar Bir­leş­miş Mil­let­ler’e üye ka­bûl edi­li­yor. Üye ol­ma­yan bir­kaç dev­let var­dır, en önem­li­le­ri Va­ti­kan’dır. Ba­zı dev­let­ler üye ol­ma­nın ta­raf­sız­lık­la­ra ha­lel ge­ti­re­ce­ği­ni dü­şün­müş­ler­dir. Me­se­lâ İs­viç­re, 1945’te ku­ru­cu­lar ara­sın­da bu­lun­ma­sı bek­le­nir­ken an­cak 2002’de üye­li­ği ka­bûl ede­bil­di. Geç­ti­ği­miz 20. yüz­yıl­da dev­let sa­yı­sı art­tık­ça art­tı. 1945’te sö­mür­ge­ci dev­let­ler, baş­ta İn­gil­te­re, son­ra Fran­sa, da­ha son­ra Hol­lan­da, Por­te­kiz, İs­pan­ya, İtal­ya, Bel­çi­ka, sö­mür­ge­le­ri­ne üçer be­şer ba­ğım­sız­lık ver­di­ler. Her bi­ri bir dev­let ol­du. 1918’de de böy­le bir fur­ya ol­muş, Os­man­lı ve Avus­tur­ya-Ma­ca­ris­tan im­pa­ra­tor­luk­la­rı­nın tas­fi­ye­sin­den epey dev­let çık­mış­tı. 1945 ve son­ra­ki yıl­lar­da tam tas­fi­ye ol­du. Sö­mür­ge­ci­lik so­na er­di. Rus­ya ha­riç... Rus­ya, sö­mür­ge­le­ri­ni tas­fi­ye­de Av­ru­pa dev­let­le­rin­den 50 yıl ge­ri­de kal­dı. 1990’da sa­vaş­sız, ken­di­li­ğin­den, dev­let ya­pı­sı da­ğı­lı­ver­di. Yal­nız Sov­yet­ler Bir­li­ği de­nen za­lim he­yû­lâ­dan Rus­ya dı­şın­da 14 ye­ni dev­let oluş­tu. Ço­ğu bu­gün NA­TO ve AB üye­si­dir. Bu su­ret­le 1945’e nis­bet­le dev­let sa­yı­sı üçe, hat­tâ üç bu­çu­ğa kat­lan­dı. 60 ci­va­rın­da ba­ğım­sız dev­let­ten 200 dev­le­te... Da­ha ço­ğal­mak is­ti­da­dı ta­şı­yan­lar da var. Bu su­ret­le şim­di ulus-dev­let de­nen mil­lî dev­let­ler, azın­lık­ta kal­dı. An­cak ger­çek dev­let­le­rin on­lar ol­du­ğu unu­tul­ma­ma­lı­dır. TARİHİN EN BÜYÜK İTTİFAKLARI Bir­leş­miş Mil­let­ler, pek çok ül­ke­ye sağ­lık, kül­tür, ba­rış gi­bi alan­lar­da hiz­met gö­tür­dü. Ama ül­ke­le­ri da­ha ve­rim­li kıl­mak için, ta­ri­hin en bü­yük it­ti­fak pro­je­le­ri, ça­ğı­mız­da ger­çek­leş­ti. Ko­mü­nist re­ji­min zor­ba bas­kı­sı ve Rus­ya ya­hut Çin gi­bi bir bü­yük dev­le­tin ege­men­li­ği al­tın­da­ki ül­ke­le­rin ge­le­ce­ği ol­ma­dı­ğı açı­ğa çık­tı. Bu sis­tem­ler çök­tü. Ser­best pi­ya­sa eko­no­mi­si­ne da­ya­nan, sos­yal de­mok­ra­si ile mu­ha­fa­za­kâr li­be­ra­liz­mi bir ara­da gö­tü­re­bi­len, ta­ma­men de­mok­ra­si­ye ve in­san hak­la­rı­na otur­muş sis­tem­ler oluş­tu. Ta­ri­hin en bü­yük as­ke­rî it­ti­fa­kı NA­TO adıy­la ku­rul­du. Yal­nız de­mok­ra­si­le­ri içi­ne alan bir as­ke­rî it­ti­fak ki, bu ka­dar bü­yü­ğü, şü­mul­lü­sü, güç­lü­sü, hiç­bir de­vir­de gö­rül­me­di. Av­ru­pa Bir­li­ği ise, in­san­lık ta­ri­hi­nin en bü­yük me­de­ni­yet pro­je­si ol­du. Üye al­dı­ğı her ül­ke­yi zen­gin­leş­tir­di. As­ke­rî bir it­ti­fak de­ğil­di. Bu ba­kım­dan NA­TO ile iş bir­li­ği­ne muh­taç­tı. Fa­kat üye­le­ri­nin ka­tık­sız, hi­le­siz de­mok­ra­si ile yö­ne­til­me­si, çağ­daş bir ha­yat tar­zı­nı be­nim­se­me­si, çok bü­yük bir ti­tiz­lik­le iz­len­di. NA­TO+Av­ru­pa Bir­li­ği’nin, hiç de­ğil­se, 21. yüz­yı­lın ilk ya­rı­sın­da ba­şa­rı ile sü­rüp gi­de­ce­ği­ni söy­le­ye­bi­li­rim. Za­man­la bün­ye­si­ni ye­ni im­kân­lar­la de­ğiş­ti­re­rek, da­ha uzun za­man di­lim­le­ri­ne de ya­yı­la­bi­lir. Me­se­lâ 200 dev­let­li bir dün­ya, ay­nı mil­li­yet­ten, kül­tür­den ge­len dev­let­le­rin kon­fe­de­ras­yon­la­rı şek­lin­de bir­le­şe­bi­lir. Yep­ye­ni bir hü­vi­yet­te, mo­da­sı çok­tan geç­miş şek­liy­le de­ğil, mo­dern im­pa­ra­tor­luk­lar or­ta­ya çı­kar. Ger­çek dev­let­ler, te­sa­dü­fen ve­ya bas­kıy­la, dış et­kiy­le ku­rul­muş olan­lar de­ğil­dir. Bir ara­da ya­şa­ma­nın ni­met­le­ri­ni id­rak et­miş mil­let­ler ta­ra­fın­dan oluş­tu­ru­lan­lar­dır. Av­ru­pa Bir­li­ği, hat­ta NA­TO gi­bi iki ku­ru­lu­şa 20. as­rın baş­la­rın­da, en ha­ya­li ge­niş mü­te­fek­ki­ri inan­dı­ra­maz­dı­nız. Bu çiz­gi­ler aşıl­dı ise, ile­le­bed de­vam ede­cek de­ğil­dir. İn­san­lık, mut­la­ka de­ği­şe de­ği­şe iler­le­ye­cek­tir. De­ği­şi­me kar­şı ko­yan­lar, is­ti­dat gös­ter­me­yen­ler, her de­vir­de ge­ri kal­mış­lar ara­sın­da ka­la­cak­tır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT