BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kar ve ben

Kar ve ben

Sabah kalktığımda bir de baktım ki her yer bembeyaz. Gece boyunca aralıksız yağan kar, kalın bir örtü oluşturmuş ve etrafımızı kaplamış.



Sabah kalktığımda bir de baktım ki her yer bembeyaz. Gece boyunca aralıksız yağan kar, kalın bir örtü oluşturmuş ve etrafımızı kaplamış. Geçici bir masumiyet, kirleri, lekeleri örtmüş. Kendimi yokladım. Kalbimde sevinç ya da heyecan aradım. Çünkü bu yaşıma kadar her kar yağışında sevinmiş bir insanım ben. Ama bu sefer yoktu. Boş boş bakmaya devam ettim camdan. İstanbul’un dışında bir köyde yaşadığım için buranın soğuğu daha soğuk, karı daha kar. Yani şehir içinde olduğu gibi arabalar geçtikçe çamur haline dönen ya da hava kirliliğine yenik düşüp fümeye çalan bir beyazlık değil. Filmlerde, kartpostallarda gördüğünüz, hayal gibi bir beyazlık. Normalde duygulanmamak mümkün değil. Acaba benim duygusallığımın son kullanma tarihi mi geçti? Acaba ben ömrüm boyunca olur olmaz sevdim ve sevindim de eskidim mi? Bu sorgulamayı yapmak zorundayım. Çünkü bembeyaz karı görüp gözlerimin dolmadığı, yarınlarla ilgili hayallere kapılmadığım ilk gün bugün. Geriye sayımın başladığını gösteren ilklerden bir ilk daha. Yorgunum. Ruhum yorgun. Ve beni yoran hayat şartları, mesleğimin pula dönen itibarı falan değil. Bunlara alıştık artık. Özen göstermenin aptallıkla ya da kapris yapmakla bir tutulduğu bir çağda yaşadığımız gerçeği kafamıza dank edeli çok oldu. Hayır, beni yoran insanlar ve insan ilişkileri. Dertleşmeyi bilmeyen arkadaşlar, “ben sana söylemiştim” demek için fırsat kollayan çok bilmişler, gözlerinde parlamasına mani olamadığı ışıkları görmezden gelmeye çalışan inatçılar, benim karşılık veremediğim ve kendimi bu yüzden suçladığım dostlarım... Beni yoran, çözümü kolay problemlerim. Çözümler o kadar ortada ki... Arkadaşım dertleşmiyor, hatta tökezlememden keyif mi duyuyor? Görüşmem, hayatımdan çıkartırım, olur biter. Aramızda 220 voltluk elektrik akımı olan kişi korkuyor ve bunu görmezden gelmeyi tercih mi ediyor? “Peki, senin istediğin gibi olsun” der, ilerlerim ve biraz zahmet edip, önünde sonunda unuturum. Daha önce binlerce kez yaptığım gibi. Beni sevdiğine emin olduğum ama kafam karışık olduğu için cevap veremediğim dostlarım mı var? Ne güzel! Hemen onların yanında yerimi alırım ve huzura ererim. Ne kadar kolay, öyle değil mi? Hayır değil, işte. Çünkü bunları yapabilecek kıvamda değilim. Arkadaşlarım, duyarsızlıklarıyla beni üzseler bile onlar yine benim arkadaşlarım. Onca zamanı paylaşmış ve birbirimize emek sarf etmişken sırtımı bir anda dönüp gitmem mümkün değil. 220 volt elektriğe gelince. Doğru davranılmazsa bu şiddetle elektrik insanı çarpar ve hatta kömüre çevirir. Dikkat etmek lazım. Ama voltajın genel anlamda bu kadar düşük olduğu bir ortamda pırıl pırıl aydınlığa ulaşabilme ihtimalini gözardı etmek bir risk. Beni sevenlere gelince... Onlarla gurur duyuyorum. Ve karşılık vereceğimi biliyorum. Bu sadece bir zamanlama sorunu. Çözümler olsa da onları uygulayacak imkan lazım, sizin anlayacağınız. “Yağan karın altında tir tir titreyen depremzedeler” diye başlayan ve buram buram duygu sömürüsü içeren bir geyik yapmadığım için kusura bakmayın. Bu karın beni sevindirmesi gerekirdi. Sevinemedim. Sözün özü İnsan her nefes alışında ne kadar şanslı olduğunu bilmelidir. LEVHA Yaptırdığınız sigorta her şeyi kapsıyordur, yalnızca başınıza gelen kaza dışında.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT