BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seyyid Ahmed Arvâsî Beyin dâvâ aşkı ve hizmet sevdâsı -2-

Seyyid Ahmed Arvâsî Beyin dâvâ aşkı ve hizmet sevdâsı -2-

Dünkü makâlemizde, merhûm Seyyid Ahmed Arvâsî Bey hakkında bir mukaddime yapıp onun kısa biyografisinden; şifâhî emr-i ma’rûf hizmetlerinin yanı sıra, kütüphânelerimizi tezyîn eden birçok kıymetli eser yazarak kalemiyle de unutulmaz hizmetler yaptığından bahsetmiştik. Onun, birçok yayınevi tarafından neşredilen, son zamanlarda da, Bâbıâlî Kültür Yayıncılık tarafından okurlarıyla buluşturulan eserlerinden bazılarını şöylece zikredebiliriz:



Dünkü makâlemizde, merhûm Seyyid Ahmed Arvâsî Bey hakkında bir mukaddime yapıp onun kısa biyografisinden; şifâhî emr-i ma’rûf hizmetlerinin yanı sıra, kütüphânelerimizi tezyîn eden birçok kıymetli eser yazarak kalemiyle de unutulmaz hizmetler yaptığından bahsetmiştik. Onun, birçok yayınevi tarafından neşredilen, son zamanlarda da, Bâbıâlî Kültür Yayıncılık tarafından okurlarıyla buluşturulan eserlerinden bazılarını şöylece zikredebiliriz: “Kendini Arayan İnsan”, “İnsan ve İnsan Ötesi”, “Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz”, “İnsanın Yalnızlığı”, “Şiirlerim”, “Eğitim Sosyolojisi” (Eğitim Enstitülerinde Okutulan Ders Kitabı), “Doğu Anadolu Gerçeği”, “Emperyalizmin Oyunları”, “Devletin Dîni Olur mu?”, “Kadın-Erkek Üzerine”, “Türk-İslam Ülküsü” (3 cilt), “Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz”, “İlm-i Hâl”.....[“Türk-İslâm Ülküsü” adlı eserinde, genel olarak tefekkürümüz, inançlarımız, insan ve cemiyet anlayışımız, kültür ve medeniyet görüşümüz ele alınmıştır.] Seyyid Ahmed Arvâsî Bey, kıymetli olan bu eserlerinin yanı sıra, her biri bir kitap mesâbesinde olan yüzlerce makâle de kaleme aldı. “Türkiye Gazetesi”nde neşredilen günlük yazıları, vefâtından sonra toplanarak “Size Sesleniyorum-I-II” adı altında 2 cild hâlinde kitap olarak neşredilmiştir. Son olarak, Türkiye Gazetesindeki yazıları “Hasbihâl-I, II, III, IV, V, VI” olarak da 6 kitap hâlinde neşredilmiştir. Seyyid Ahmed Arvâsî Bey, her zaman, her yerde, herkese, özellikle milletimize, memleketimize, Türk âlemine ve bütün İslâm âlemine lâzım olan gıdâ gibi bir insan idi. Onun diğer eserleri gibi, çok uzun bir çalışmanın ve araştırmanın mahsûlü olan “İlm-i Hâl” adlı kitâbına yazdığı “İthâf“ını, biraz sonra sizlere naklederek bu görüşümüzü teyîd etmek istiyoruz. Onun eserlerinin hâzırlanışı, temelleri, ana fikirleri hakkında ufak bir ölçü verebilmek için, 5 Ramazan 1402/27 Haziran 1982 tarihinde, adı geçen kitabına yazdığı “Önsöz“den bir paragrafı burada sizlere nakletmek istiyoruz: “Elinizde bulunan bu kitâbın arkasında, binlerce ciltlik bir “kitaplık” var... Önce, dilimizde mevcut bulunan bütün “İlmihâl” kitapları gözden geçirilmiş, başta İmâm-ı A’zam, İmâm-ı Gazâlî ve İmâm-ı Rabbânî Hazretleri olmak üzere, pekçok “Ehl-i Sünnet vel-Cemâat yolunun” büyüğüne âit eser ve bilgiler toplanmış, Allah ve Resûlü’nün emir ve ölçüleri, mümkün olan hassâsiyetle takibedilmiş ve bütün bunlardan sonra, günümüzün sosyolojik, pisikolojik, pedagojik ve fennî gelişmeleri de nazara alınarak bir senteze gidilmeye çalışılmıştır. Bu sentez yapılırken, İslâm’dan aslâ ve kat’a ta’vîz verilmemiş, Ehl-i Sünnet vel-Cemâat yolunun berrâk aydınlığı, ısrârla takîb edilmiştir.“ Bu “İlm-i Hâl”‘inde, bir mü’minin hayâtını “beşikten mezâra kadar” kuşatan İslâmî inançlar, emir ve yasaklar ya’nî bütün ihtişâmı ile İslâm nizâmındaki İslâm terbiyesi ele alınmaktadır. Yüce Allah’ın şanlı Peygamberine vahyettiği, onun da bizlere teblîğ ettiği her şey burada ele alınmaya çalışılmıştır. Yine bu kitapta, bir taraftan muâsır pedagojinin veri(donne)lerine, diğer taraftan İslâmın, ezeli ve ebedi kuşatan, yüce esâs ve ölçülerine dayanarak bir senteze ulaşma gayreti görülmektedir. Çağdaşlığın ve modern pedagojinin, sâdece İslâmın aydınlığında birer değer hâline geldiği, ondan uzaklaştıkça veya uzak düştükçe gerçek ma’nâsını kaybettiği ifâde edilmiştir. Merhûm Ahmed Arvâsî Bey mezkûr “İthâf”ında diyor ki: “Bu kitabımızı, Hicri 15. Asrın başlarında, sayıları bir milyara yaklaşmakla birlikte, kara ve kızıl emperyalizmin pençesinde inleyen, kendi arasında parçalanan “fırka fırka” olan, iç boğuşmalarla ve dış taarruzlarla harap düşen, bütün bu felâketlere rağmen, bir türlü kendine gelemeyen, düşmân reçetelerinde “şif┠arayan, Allah ve Resûlü’nün çizgisine giremeyen, ideolojik maddî ve manevî zenginliğine ve kültür mîrâsına rağmen, kendi vatanında esîr ve paryâ statüsü içinde yaşayan, muzdarip ve çâresiz İslâm Dünyâ’sının -her şeye rağmen- kurtuluş ümîdini kaybetmeyen ve yepyeni bir heyecânla yeniden “Kurtuluş İslâm’da” diyerek silkinip ayağa kalkmaya çalışan îmânlı ve azîz gençliğine ve muzdarip münevverine ithâf ediyoruz. İslâm îmân ve ahlâkına sarılanlara müjdeler olsun.” [İnşâallah, öbür haftaki 2 makâlemizde de onun diğer yönlerini ele almak istiyoruz.]
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT