BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devlet-i ebed müddet -2-

Devlet-i ebed müddet -2-

Dünkü yazımızda, devlet düşmanlığının temelinde, kopkoyu bir cehalet, ekonomik sefalet ve bu iki mümbit maden ocağını devamlı suretle işleten Türk’ün ve Türklüğün ebedî düşmanları vardır demiştik.



Dünkü yazımızda, devlet düşmanlığının temelinde, kopkoyu bir cehalet, ekonomik sefalet ve bu iki mümbit maden ocağını devamlı suretle işleten Türk’ün ve Türklüğün ebedî düşmanları vardır demiştik. Buna bir şey daha ilave etmemiz gerekiyor; o da demokratik süreci tamamlamamış olmamızdır. Kimilerine göre tam ve kâmil manada demokratikleşebilmek için, daha zamana ihtiyaç var. Yani Türk toplumunu henüz demokratik olgunlukta görmüyorlar. Bunun da sebebi, Devlet varlığını tehdit eden şer güçlerin bulunmasıdır. Dolayısıyla, devleti tehdit eden şer güçler bertaraf edilmeden topluma verilecek hak ve özgürlükler, bu tehdit unsurlarını daha da güçlendirip palazlandırır. Ve memleketi içinden zor çıkılır bir hale sokabilirler. Hatta bu hususta, devlet adamlarımızdan çok etkili ve yetkili kişiler, televizyonlara çıkıp şunları söylemişlerdir: “Demokrasi demokrasi diyorsunuz ama; seçilmişlerin yani devlet idaresini iktidar olarak ellerinde bulunduranların gafleti ve hatta hıyaneti halinde halimiz ne olacaktır? Bırakalım; batırsınlar mı devleti?.. Biz de en az herkes kadar demokratikleşmeyi, demokratik bütün kurum ve kuruluşların hayatımıza yön vermesini istiyoruz. Yavaş yavaş, sindire sindire bu süreci tamamlayacağız...” Bu görüşlerin aksi tezlerini, başka bir güne bırakarak; bir an için düşünelim. Ve farzedelim ki yukarıdaki görüş ve düşünceler bütün devlet hayatımıza hakim! Burada, gerçek münevverlerin ve aklı başında insanların yapması gereken, devleti demokratik çizgiye çekebilmek için gerekli demokratik mücadeleyi, kanun dairesinde vermektir. Meşru zeminlerde bunun da yolları bellidir. Esas dikkat edilmesi gereken husus, bütün fikir ve eylemlerde kanun dairesinde kalmak ve kanunu zedelememektir. Aksi halde, tenkit ettiğimiz anti demokratik durumu biz oluşturmuş oluruz! Devlette bu tür yapılanma var diye; bu devleti yıkmak için silahlı çete kuralım, terörist eylemler yapalım ve devleti zaafa uğratıp yıkalım düşüncesi tek kelime ile ahmaklıktır. Birincisi; ne bu tür eylemlerle devlet yıkılır ve ne de bu devlet Türkiye gibi tarihin köklerinden gelen devlet-i ebed müddet değil de Afrika’daki Hotanto Cumhuriyeti bile olsa; muhalfarz, yıkılınca, bu çapulcu çeteleri mi iktidar olur? Düşmanlığın gereği, hasmının yumuşak karnını hedef almaktır. Türkiye’nin yumuşak karnı olarak Güneydoğu Anadolu’yu seçtiler. Oradaki işsizliği ve koyu cehaleti kullandılar. İşsiz-güçsüz, eğitimsiz insanlardan yığınla yandaş bulup, şu veya bu adlı şer örgütleri kurdular. Dışardan desteklenip palazlandırıldılar. Eline silah alan bu ahmaklar, evvelemirde düşman belledikleri kişi ve kurumların ekmeğine yağ sürüyor. Zira, böyle hareket etmekle şikayetçi oldukları konular izale olmuyor, daha da kronikleşiyor. Meselâ, eğer söz ve şikayet konusu bölgenin sefaleti, demokratik hakların azlığı ve eğitimsizlik ise -ki öyledir- bu ahmakça eylemler yapılınca, bütün bu eksiklikler giderilmiş mi oluyor? Demek ki siz, bu eylemlerle şikayetçi olduğunuz eksikliklerin artmasına ve daha uzun seneler sürmesine sebep oluyorsunuz. Zira, ekonomik fatura ortada, okulların hali ortada ve sıkılan mermilere karşı çiçekle mukabele edilemeyeceğine göre, daha da anti demokratik dayatmalar ortada! Buradan da belli ki siz, esas itibariyle Türklüğün ebedi düşmanlarının hesabına çalışıyorsunuz. Ve sizin davanız ne demokrasi, ne ekonomi, ne eğitim ne şu ve ne de bu!.. O halde nedir niyetiniz? Türklüğün ebedi düşmanları, neden Kürt vatandaşlarımızı kullanır da, meselâ Arnavut vatandaşlarımızı kullanmaz, kullanamaz? Etnik yapıysa onlar da etnik... İnsan hak ve özgürlükleri ise, onlar da diğer vatandaşlar ve Kürtler gibi aynı haklara sahip.. O halde neden Arnavutlar veya başka etnik soydan gelenler değil? Güney Doğu’muzdaki coğrafyaya ve özellikle Kuzey Irak’ta meydana getirilen oluşuma dikkat ederseniz bunun sebebini pekâlâ anlarsınız! İçimizdeki şaşkın aydınlar da bunları destekledi. Onları da bu çarpık ekonomik tablolar ve tam olmayan demokrasi tuzaklarına düşürerek saflarına çektiler. Aynı fukaralık, bu ülkenin Güney Doğu’sunda olduğu gibi, Kuzey Doğu’sunda ve hatta birçok yerinde var. Meselâ benim memleketim, Rize’nin İkizdere ilçesi... Ne arazi var, ne fabrika... İkizdere’nin insanı büyükşehirlere gelerek, namusu ve şerefiyle çalışarak hayatını kazandı. Göç ettiyse bile Türkiye’nin muhtelif bölgelerine etti. Güney Doğu’nun insanı ise Avrupa’yı mesken tutuyor! Oralarda onlara kucak açılıyor. Mülteci statüsü veriliyor. Zavallı Güney Doğu’lum, seneler senesi, kaynatılan Ermeni aşında tuz olduğunu anlamıyor!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102657
    % -0.63
  • 5.4598
    % -0.17
  • 6.2134
    % 0.06
  • 7.1829
    % 0.41
  • 230.417
    % 0.72
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT