BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasan-ı Basrî’nin Halîfe Ömer bin Abdülazîz’e nasîhati -1-

Hasan-ı Basrî’nin Halîfe Ömer bin Abdülazîz’e nasîhati -1-

Önce, Hasan-ı Basrî‘nin kısaca kim olduğundan bahsedelim... Medîne-i münevvere’de doğup Basra’da vefât eden Hasan-ı Basrî [641-728 (H. 21-110)]; Tâbiînin büyüklerindendir. Babası, Eshâb-ı kirâmdan Zeyd bin Sâbit el-Ensârî’nin kölesi; annesi ise, Sevgili Peygamberimizin temiz zevcelerinden Ümmü Seleme’nin câriyesiydi. Hazret-i Ömer’in halîfeliği zamânında dünyâya gelen Hasan-ı Basrî’nin, annesi ve babası, oğulları doğunca âzâd edildiler. [Annesi, Ümmü Seleme vâlidemize, onun hizmetini görmeye gittiğinde, Hazret-i Ümmü Seleme, onu kucağına alarak bağrına basıp, duâ etmişti.]



Önce, Hasan-ı Basrî‘nin kısaca kim olduğundan bahsedelim... Medîne-i münevvere’de doğup Basra’da vefât eden Hasan-ı Basrî [641-728 (H. 21-110)]; Tâbiînin büyüklerindendir. Babası, Eshâb-ı kirâmdan Zeyd bin Sâbit el-Ensârî’nin kölesi; annesi ise, Sevgili Peygamberimizin temiz zevcelerinden Ümmü Seleme’nin câriyesiydi. Hazret-i Ömer’in halîfeliği zamânında dünyâya gelen Hasan-ı Basrî’nin, annesi ve babası, oğulları doğunca âzâd edildiler. [Annesi, Ümmü Seleme vâlidemize, onun hizmetini görmeye gittiğinde, Hazret-i Ümmü Seleme, onu kucağına alarak bağrına basıp, duâ etmişti.] HASAN-I BASRΒNİN İLİM TAHSÎLİ Çocukluğu, Medîne-i Münevvere’de geçen Hasan-ı Basrî, Arap lisânını iyice öğrendi. Oniki-onüç yaşlarında Kur’ân-ı kerîm’i ezberledi. Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Hazret-i Osmân, Hazret-i Alî, Abdullah bin Abbâs ve daha birçok Sahâbe (radıyallahü anhüm) ile görüştü. Yüzyirmi-yüzotuz civârında Sahâbe-i kirâmdan ilim ve feyz alıp hadîs-i şerîf rivâyet etti. Onbeş yaşından sonra Medîne’den ayrılarak, önemli ilim merkezlerinden biri olan Basra’ya gitti. Orada; Abdullah bin Abbâs, Enes bin Mâlik, Abdurrahmân bin Semüre, Semüre bin Cündeb (Cündüb), Ma’kıl bin Yesâr ve el-Esved bin Serî gibi büyüklerin derslerine ve sohbetlerine devâm etti. Abdurrahmân bin Semüre komutasındaki orduyla berâber Sicistân’a gitti. Yine İbn-i Ziyâd Horasan’a vâlî olunca, onunla birlikte gitti. Bu zaman zarfında birçok Sahâbe ile görüşüp hadîs-i şerîf rivâyet etti ve onlardan ilim tahsil etti. Daha sonra tekrar Basra’ya dönüp, oradaki Sahâbîlerden ve Tâbiînin büyüklerinden ders almaya devam etti. Böylece, Eshâb-ı kirâmın, Peygamberimizden naklen bildirdikleri; i’tikâd-îmân bilgilerini, zâhir ve bâtın ilimlerini öğrenip ilimde pek yüksek dereceye ulaştı ve en çok başvurulan âlimlerden oldu... İlim aldığı kaynağın sağlamlığı ile büyük bir şöhrete kavuştu. Fetvâ vermeye ve talebe yetiştirmeye başladı. İlimdeki şöhreti, güzel ahlâkı ve ilim öğretmedeki üstünlüğü her taraftan duyulup, derslerine, vaazlarına ve sohbetlerine gelenler çoğaldı. Evi, sohbetinden istifâde etmek için gelenlerle dolup taştı. Zamânının devlet adamlarının da ilminden istifâde ettiği Hasan-ı Basrî, bir müddet Basra Kâdîlığı yaptı. Pekçok büyük âlim onun tedrîs halkasında yetişti... Eshâb-ı kirâmın, Peygamber Efendimizden bildirdiği dîn bilgilerini ve doğru inanış olan Ehl-i sünnet i’tikâdını naklederek insanların hidâyete kavuşmalarına hizmet eden Hasan-ı Basrî; ilmi, vekârı, sükûneti ve görünüşü i’tibâriyle, Resûlullah Efendimize benzerdi. Hayâtını ilim öğrenmeye ve öğretmeye vakfeden Hasan-ı Basrî; “Bu ilmi kimden aldın?” diye soranlara; “Eshâb-ı kirâmdan olan Huzeyfetü’bnü’l-Yemân’dan” diye cevap verdi. “O kimden aldı?” diye tekrar sorulunca; “Hazret-i Huzeyfe bana dedi ki: Bu ilim, Resûlullah Efendimizin bana bir ikrâmıdır. Çünkü herkes, Resûlullah’a hayırdan sorar, ben ise şerden sorardım. Çünkü kötülükleri yapmaya korkar ve kötü şeylerden sakınırsam, iyilikleri yapabileceğimi düşünürdüm, diye cevap vermişti.” HASAN-I BASRΒNİN VEFÂTI Ömrünün son yılları hastalık ile geçen Hasan-ı Basrî, ölüm döşeğindeyken devamlı; “...Biz Allah’ın kuluyuz. (Öldükten sonra) yine ona döneceğiz derler...” meâlindeki âyet-i kerîmeyi okurdu. Vefât etmeden önce de; “İnsanoğlu sıhhatli ve hasta olduğu günlerde faydalı şeyleri yapsa ne iyi olur?” diyerek şu vasiyeti yazdırdı: “Hasan bin Ebi’l-Hasan şehâdet eder ki: ‘Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur. Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) O’nun Resûlüdür.’ Bunları söyledikten sonra, Muâz bin Cebel’in rivâyet ettiği; “Bir kimse ölüm ânında sıdk ile Kelime-i şehâdet getirerek ölürse, Cennet’e girer” hadîs-i şerîfini okudu. Vefât etmeden az önce, bir müddet kendinden geçip, tekrar kendine gelince; “Beni Cennetlerden, pınarlardan ve güzel konaklardan uyandırdınız” buyurdu. 728 (H. 110) yılında 88 yaşındayken, bir Cum’a günü vefât etti. Bugünkü makâlemizde, çok kısa bir şekilde Hasan-ı Basrî‘nin biyografisinden bahsettik; bundan sonraki makâlemizde de, inşâallah Halîfe Ömer Bin Abdülazîz’e olan nasîhatini ele alalım.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT