BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ANNE dediler dünyaları verdiler

ANNE dediler dünyaları verdiler

Küçük yaşta işitme kaybı yaşayan birçok çocuk, koklear implantla yeteneğini kazandığında konuşmaya başlıyor. Ağızdan çıkan ilk sözcük ise, ailelere büyük mutluluk yaşatıyor...



BU KULAĞA SES VER - 3 Yunus Emre Cin, cin gibi bir çocuk. O bazı üniversite hocalarının duyamayacağı, bu sebeple ameliyat olmaması yönündeki kararına rağmen ailesinin ısrarıyla ameliyat olmuş. Bu gün hem konuşuyor hem de çok iyi duyuyor. Hastalığı annesi tarafından 8 aylıkken farkedilmiş, Öznur Hanım o anı şöyle anlatıyor; “Ayağımda sallıyordum. Balon patladı, Yunus gözlerini bile kıpırdatmadı. Şüpheleniyorduk, Çapa’da test yaptırdık biri yüzde 97 diğeri 95 çok ağır işitme kaybı çıktı. Bir profesör ‘Ameliyat yaptırmayın, denek olursunuz. 8 yaşına kadar zamanı var’ gibi şeyler söyledi. Şaşırmıştım... Israrcı olunca, ‘Bu çocuk hiç duyamaz, sağırlar okuluna gönderin’ dedi. Daha çok şaşırdım. Ameliyat kararı çıkmayınca tekrar Çapa’ya döndük. Burada iki kulağına işitme cihazı takıldı, 6 ay kurs aldı ve konuşmaya başladı. 2 yaşından 4 yaşına kadar da dudak okuma dersi aldık. Ders aldığımız hoca da ameliyata direndi. Ama özel eğitim merkezinden Belgin hanım Emre’nin konuşacağına inandı ve onun yardımlarıyla 7 yaşında ameliyat oldu. TEK KELİME SÖYLESİN SERVETİMİ ALSINLAR 8-9 aylık bebekken sık sık çığlıklar atan Eren’in problemi haylazlıktandır zannı ile bir süre farkedilemez. Ağabeyinin küçük bir çıtırtıda bile uyanmasından çok muzdarip olan anne-baba, Eren’i sesli ortamlarda uyutmaya alıştırırlar. Ne tür ses olursa olsun uykudan uyanmayan Eren’e uyguladıkları sistemi kendi başarılarıymış gibi çevreye anlatan ailenin gururu kayıvanlidenin ikazı ile son bulur. Arzu Hanım ve Mustafa Bey o günü şöyle anlatıyor; “Eren ne güzel alıştı diye düşünüyorduk. Kayınvalidem, ‘Kızım bu çocuk duymuyor’ deyince içimize bir kurt düştü. Tencere ve tabaklara kepçe ile vurarak sözüm ona işitme testi yaptık aldırmıyordu. Babası çok araştırdı. Koklear İmplant diye bir şey duymuş. Ama endişelerimiz vardı. Ameliyat olmuş bir aileleyle görüştük, yaşadığımız zorlukları anlattık. “Daha bu ne ki” dediler, ‘asıl zorluk ameliyattan sonra’. Doğruymuş, kendimizi hazırladık. TV’yi hayatımızdan çıkardık, Eğitim merkezlerinin kapısını aşındırdık. Emeksiz yemek olmuyor. Ama Eren karşılığını güzel verdi, çok iyi konuşuyor. Çocuğun elini bırakmaktan nasıl korkuyorsak cihazına da öyle titiz davranıyoruz.” DAVUL ÇALSAN DUYMAZ Yiğit Raşit Kütükçü... Akraba evliliği yapan anne ve babasının kan uyuşmazlığı yüzünden doktor kontrolünde dünyaya geldi. 11 yıl önce doğan ağabeyinde herhangi bir kan problemi olmamıştı. Tedbir olarak doktorlar bir takım iğneler yapmışlardı ama.... Sonrasını Yiğit’in annesi Fatma hanım anlatsın: Doğum öncesi vaktimi evden çok hastanede geçirdim. Doktorum “bebeğin gelişimi normal. Hiçbir sıkıntı yok” diyerek korkularıma set çekiyordu. Yiğit sessiz sedasız doğdu. Bizi sağlıklı diyerek taburcu ettiler. Yiğit bir türlü gelişmedi. Emiyor, kusuyordu. 9 ay onla uğraştık. Sese tepki vermediğini sonra fark ettim. Kendi kendime el çırptım bakmadı bile. Eşime Yiğit’in duymadığını söyleyince ‘çocuğa ad takıyorsun’ diyerek bana kızdı. Abisinin duvarda bir fotoğrafı vardı. Ben her Yiğit duymuyor dediğimde babası onu kucaklayıp çerçevenin önüne götürüyor ‘Yiğit bu kim’ diye soruyor o da ‘abi ‘ deyince ‘bak duyuyor’ diyordu. Sonra öğrendik ki yüzde 85 kayıp var. Baba çalıştığı için bütün yük bana biniyordu. Yola yola beni kel edecek. Tuttuğunda eline gelmesin diye saçlarımı kısacık kestirdim. O sırada Odyolog Juli Hanımla tanıştık. Bizi Eskişehir’e yönlendirdi. 3 ay bekleyişin ardından çok şükür ameliyat yaptırdık. Ameliyattan dönmüştük. O anı mutlaka anlatmak istiyorum . Çünkü hatırladıkça bugün dahi gözyaşı döküyorum; Mutfakta yıkadığım tabakları üst üste koyuyordum, birden devrildi. Yiğit oturma odasından koşarak geldi. ‘Ne oldu anne’ diye işaretle sordu. İkimiz birbirimizi sarıldık öyle bir ağladık ki, çocuğumun duyduğunu görmüştüm işte. Keşke tabakların hepsi kılsaydı dedim. Yiğit duydu ya. EMİNE DE DUYACAK Osman Demir, yeşil kartlı ve işsiz 1 yaşındaki çocuğunun duymadığını fark ediyor ve doktora götürüyor. O dönem tekstil firmasında işçi olarak çalışıyor. Sigortalı olduğu için Emine’ye kulaklık alıyor. Daha sonra işini kaybedince tedavi de sona eriyor. Emine 5 yaşına geldiğinde Uşak Hastanesine götürüyor. Oradaki doktorların tavsiyesiyle yeşil kart çıkarıp İzmir’e geliyor. Emine ameliyat oluyor. Baba bütün bu olanlardan sonra “Devletten Allah razı olsun bütün masrafımızı karşılıyor” diyor. İLK KELİMESİ, BİR HEDİYE.. İrem Sude 5 yaşında. O koklear implantla erken yaşta tanışan şanslı çocuklardan biri. Annesi Selma Aydın anlatıyor: 7-8 aylıktı, Çapa’ya gittik test için sıraya aldılar. Gecenin 3’ünde muayene olduk ve işitme kaybı olduğu ortaya çıktı. Doktorumuz, “Endişeye mahâl yok koklear implant ameliyatı ile bu iş düzelir. Sakin olun, zihinsel engeli olmayan çocuk özürlü bile kabul edilmez” deyince çok rahatladım. 2 dış kulak cihazını taktırdık. Sonra Belgin Birer Eğitim Merkezi’nde eğitim almaya başladık. Dünyanın sayılı odyologlarından Julie Koşaner ile görüştük. Bana iki yaş altı çocukları ameliyat edildiğinde daha başarılı olduğunu söyledi. Tereddüt edince beni Ankara’ya gönderdi. İki kulakta da yüzde 85 işitme kaybı (ağır işitme engelli) olduğunu söylediler. Eskişehir’e gönderdiler. 2006 Nisanında (2 yaş 4 aylıktı) ameliyat oldu. Eve geldiğimizde ilk kullandığı kelime ‘anne’ oldu. Tabii, bu kelime ile bana dünyaları bağışladı. KAÇ DEFA TEKRAR ETTİRDİM Yakup Enes 9 yaşında. İlköğretim 2. sınıf öğrencisi. 9 aylıkken işitemez olur. Çok yere giderler netice alınamaz. Yakup 4 yaşına gelir. Başka bir hastalığından dolayı Dimitri Liakof adlı Ermeni çocuk doktoruna götürülür. Onun tavsiyesiyle 2004’ün Kasım’ında İzmir Bozyaka’da Levent Olgun tarafından ameliyat edilir. Gerisini Anne Fatma Güzel şöyle anlatıyor: “Her şey bitmiş, sıra dış cihazın takılmasına gelmişti. Yarım saatliğine dışarıya çıkarıp test yapacaklar. Sesler kulağına gittiği anda ürperdi, gözleri büyüdü. Arkasından plastik su şişesini buruşturup ses çıkardığını işitince korkudan ağlamaya başladı. Zapt edemediler sonra bahçeye çıkardık, etrafa baktığında araç gürültülerinden çok rahatsız oldu, bana sıkıca sarılmaya başladı. Cihazı çıkarmaya çalıştı. O anı hiç unutamıyorum. Artık evdeydik... Baba demeyi biliyordu ‘Anne’ demeye başladığı anki mutluluğumu anlatamam. Bu sözü kaç kere tekrar ettirdim bilemezsiniz.“ Levent Olgun KOKLEARIN KOMPEDANI ESKİDEN BERBER OLSUN DERDİK Levent Olgun, koklear implant denilince Türkiye’de akla gelen üç önemli doktordan biri. İzmir Bozyaka Hastanesi’nde 700’den fazla ameliyat yapmış. Bu sayı her 5 hastadan birine tekabül ediyor. Levent Hoca 1993’te İspanya’da Bask bölgesinde Aplora şehrinde Avrupa Üçüncü Koklear İmplant Kongresine katılıyor ve o kongrenin sonunda “bedelini cebinden ödeyerek” cerrahi eğitim alıyor. “Biz o zaman SSK hastanesindeydik” diyor, “Döndükten sonra SSK ile yazışmaya başladık. Biz de bu ameliyatları yapabiliriz dedik. O dönemde sigorta hastaları sevk etmiş, ameliyat olan hastalar iyi duymuyor. Yazışma ve prosedürler tam 5 yıl sürdü. Şefimiz Raci Kabakçı idealist bir insandı “oğlum biz bunu yaparız” dedi geri adım atmadı. SSK’YI BİZ İKNA ETTİK Nihayet izin çıktı. 98 mayısında ilk ameliyatı yapacağız. Bir nevi boy göstereceğiz. Hazırlıklar tamam. Üniversitelerden hocalar geldi, yandaki salonda toplandılar. İçeride biz ameliyat yapıyoruz dışarıda canlı yayından izliyorlar. Bir İspanyol da bana yardım ediyor. O arada soruları alıyoruz. Bizim üniversite hocalarından birisi ‘Fransızca olarak sen yaptın değil mi?’ diye sordu. O da ‘yok hocam Levent Bey gayet iyi’ dedi. Hocam niye yakıştıramıyorsunuz diye sitem ettim. Eğer kendi hocalarımızı bile inandıramazsak.... Ama şimdi nerelerdeyiz? Bu güne kadar sadece benim yaptığım ameliyat 700 civarında. 57 YAŞINDA SİL BAŞTAN Yeni SGK ile odyolog zorunluluğu getirildi 2010’a kadar tek odyolog, sonra iki odyolog isteniyor. Ki, uzman olacak. Bir kişinin uzman odyolog olması için önce Tıp’ı bitirmesi, Sağlık Bakanlığından onaylı uzman belgesi alması lazım. Var mı böyle bir uzman? Bakın şunu açıklıkla söyleyeyim odyologlar tıp mezunu olmak zorunda. Şu anda iki yıllık bir Edirne mezunu odyologun imzası olmazsa karar veremez duruma getiriliyoruz, bu saçmalık. Aynı şekilde koskoca İstanbul Tıp Fakültesi odyolog istihdam etmediği için ameliyat yapamaz durumda. Halbuki, odyolog sadece değerlendirme yapar ama hekim olmayan bir kişi sağlık kurulu raporuna imza atamaz. Kısacası, odyoloji diye bir tıp dalı yok. Milli eğitimin düzenlemesi yok. Üniversite mezunu mükemmel çocuklarımız da var. İmplantlı çocuğu sağır gibi eğitmeye kalkarsanız konuşamaz. Bu çocuğa normal gibi yaklaşıp aileyi eğitmek lazım. 10 - 15 sene önce bu şekildeki çocuklar geldiğinde çaresiz kalıyorduk. Çocuğun derdini anlatacak kadar 30-60 kelime öğrenebilir. Ama sen bu çocuğa bir sanat öğret; ayaklarının üzerinde dursun derdik. Şimdi de oluyor. 11 yaşına kadar hiç cihaz takmamış çocuğu babası kolundan tutup köyden getiriyor. ‘Yahu doktor siz ameliyat ediyormuşsunuz’ diyor. Ona da aynı şeyi söylüyoruz. YENİ BİR SES Ben implantı takınca çevre seslerinden rahatsız olurum. Çünkü sesi biliyordum. Ama küçük çocuk bu sesle başlıyor, Onun rahatsız olması mümkün değil. Bu çocuklar bir süre sonra daha mükemmel hale geliyor. Ama bunu daha da mükemmel hale getirmek için iki kulağa yapmak gerek. Spor yapabilirler ama ağır değil... Travma edebilecek sporlar belki kaskla yapılabilir. Çok rahatlıkla yüzebilir, koşabilir bu çocuklar. Çok ilginç bir özellik var. Hele biraz daha geç implant olmuşlarsa beyinlerinin işitsel bölgesi başka duyguların emrine girmiş oluyor. Ayrıntıyı görüyorlar. Eskiden en iyi kuyumcular, berberler, terziler sağır ve dilsizlerdendi. Bilgisayar konusunda iyi yere gelebiliyorlar. Koklear implantla ilgili yasada yanlışlıklar var. Bizim 9 yaşında implant yaptığımız mükkemmel konuşan çocuklarımız var. SUT (Sağlık Uygulamaları Tebliği) 6 yaşından büyük çocuklarda implant olmaz veya 10 yıldan eski yetişkinlere yapılmaz diyor. Keskin sınırlar olması yanlış.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT