BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkler ve sömürgeler

Türkler ve sömürgeler

Sömürgeciliğin tarihi Sâmî Fenikeliler ve Ârî Yunanlıların Mîlâd’dan önce ilk 1000 yılda Akdeniz ve Karadeniz’de kurdukları iskelelerle başlar. Bugün yabancı boyunduruğunda yaşayan en büyük kitle Türklerdir. Bu durumdaki Türklerin nüfus toplamı, Türkiye nüfusundan az değildir.



6 DEVLET KALMIŞTI Birinci Dünya Harbi sırasında Hıristiyan olmayan ve sömürge hâline getirilemeyen sadece 6 devlet kalmıştı: Türkiye, İran, Afganistan, Japonya, Çin, Tayland... ...Ve Fransız sömürgesi Cezayir’den hafızalarda kalan bir görüntü... Avrupalıların koloni dedikleri ülkelere, 19. yüzyılda Osmanlı müstemleke, Cumhuriyet dönemi sömürge dedi. Koloni, bir yabancı ülkeye yerleştirilen anavatan nüfusu (kolon) manasında olduğu için sömürgeleri yanlış tarif ediyor. Sömürge nedir? Sömürge, askerlik, denizcilik, politika, ticaret bakımlarından gelişmiş bir devletin, kendisine tamamen yabancı bir ülkeye el koyması ile elde edilen topraktır. Sömürgeci, bâtıl inancına göre, üstün devleti, üstün ırkı, üstün medeniyeti (uygarlığı), hattâ üstün dini temsil eder. El koyduğu ülkelerin otokton (yerli) halkı sömürgecilere göre ya doğrudan doğruya vahşilerdir veya geri kalmış kavimlerdir! Sömürgeci onlara uygarlık götürür, teknik bilgi verir, yollarını yapar, sömürge halkını adam etmeye çalışır! Ama sömürge halkının adam olma yeteneği ya yoktur, ya yetersizdir. Zira Hıristiyan değildir, binaenaleyh yanlış inanç sahibidir! Teslîs’e îmân etmez. Hıristiyan olsa bile, derisinin rengi maalesef beyaz değildir, ya karadır, ya esmerdir, ya kızıldır, ya sarı!.. NİÇİN SÖMÜRGE? Sömürgeler, anavatanın ham madde ihtiyacı için kullanılır. Stratejik, askerî ve bahrî amaçlar da ağırlıklıdır. Sömürge halkının basit ihtiyaçları, mamul maddeler hâlinde anavatandan getirilir, fâhiş fiyatlarla zorla satılır. Sömürge, Hindistan gibi çok büyük bir tekstil ülkesi ise, o sanayii ortadan kaldırmak için elden gelen yapılır. Makine ile işleyen sanayi anavatandadır. Makine sömürgeye götürülürse, yerli işçiler boğaz tokluğuna çalışır. Sömürgeci, dinini yaymaya da çok meraklıdır. Bunun için akıl almaz gayretleri göze almıştır. Ama Hıristiyan olan, Hindistanlı, Çinli, Endonezyalı, Afrikalıya özel muamele yaptığı da pek görülmemiştir. Zira onlar, derilerinin renginden dolayı ikinci sınıf Hıristiyan‘dırlar. Sanırsınız ki Hazret-i İsa Efendimiz, bir Sâmî değildir, sarışın, mavi gözlü bir Kuzeyli’dir! Sömürgecinin, sömürgesi halkında milliyet şuurunun oluşmasından ödü kopar. Her millî tezahürü şovenlik, gericilik, taassup sayar. Milliyetçilik, sömürgeci milletin tekelindedir. Sömürgeci dilinde Kızılderililer, Siyah Afrikalılar, kabîle hayatı yaşayan bütün toplumlar vahşîler‘dir. Vahşi tabiri 1945’ten önce bütün kitaplarda, filmlerde geçer, bu tarihte yasaklandı. 1950’ye kadar yeryüzünde yalnız 2 Zenci devlet vardı: Haiti ve Liberya. Onlar da Hıristiyan’dı, ilki Fransızca, ikincisi İngilizce konuşuyordu. NASIL BAŞLADI? Sömürgeciliğin tarihi Sâmî Fenikeliler ve Ârî Yunanlıların Mîlâd’dan önce ilk 1000 yılda Akdeniz ve Karadeniz’de kurdukları iskelelerle başlatılabilir. Ancak bugünkü manada sömürgecilik 1500 yılına doğru Portekizliler ve İspanyollarla başlar. Sonra Hollandalılar, İngilizler, Fransızlar, Ruslar, geç tarihlerde Almanlar, İtalyanlar, hattâ Belçikalılar bu kervana katılır. Danimarkalıların, Norveçlilerin, İsveçlilerin gayretleri bile vardır. 20. yüzyıla girerken aslan payının sırasıyla İngiltere, Fransa, Rusya ve Hollanda‘nın eline geçtiği görülür. Hıristiyan Avrupalının Arz’ı sömürgeleştirmekteki utanmaz sınır tanımazlığı, günümüz insanını hayrete düşürebilir. 1918’de yeryüzünde Hıristiyan olmayan ve sömürge hâline getirilemeyen sadece 6 devlet kalmıştı: Türkiye, İran, Afganistan, Japonya, Çin, Tayland. Rus’un Semerkand’da, İngiliz’in Kahire’de, Fransız’ın Fas’ta, Hollandalının Cakarta’da, İtalyan’ın Trablus’ta ne işi olduğunu sorar, mantık yoluyla cevap bulamazsınız. Sömürgecinin bazı ırkları toptan yok ettiği veya büyük kıyımlara uğrattığı doğrudur. Sömürgeleri iliklerine kadar soyup servetlerini anavatana transfer ettiği de doğrudur. Bazıları kendilerinden çok daha eski, köklü ve üstün medeniyetlere mensup milletlere ikinci sınıf insan muamelesi ettikleri bir gerçektir. Elbette bir şeyler de vermiş, bırakmışlardır. Aksi takdirde bu kadar büyük kazanç sağlayamazlardı. Fakat verdikleri, aldıklarının yanında az önemlidir. 1. DÜNYA SAVAŞI ARTIRDI Çeşitli milliyetlerin eşit şartlarla yaşadıkları imparatorlukları ve devletleri, tarif ettiğimiz sömürgecilik kavramı dışında bırakıyoruz. Avusturya-Macaristan ve Türkiye (Osmanlı) imparatorlukları, İsviçre gibi çok az örneği vardır. İngilizler ancak Büyük Britanya adası ile Kanada gibi bazı ülkelerde bunu başarabildiler. Birinci Cihan Savaşı 1918’de sömürgelere son veremedi, çok arttırdı. 1945’te biten İkinci Cihan Savaşı ise, Birleşik Amerika’nın taviz vermez iradesiyle sömürgelerin tasfiyesi ile sonuçlandı. En son bağımsızlığa kavuşan, Türk ülkeleridir. Taş Devri yaşayan bazı ülkeler daha önce bağımsız oldular. Bugün de yabancı boyunduruğunda yaşayan en büyük kitle Türklerdir. Bu durumdaki Türklerin nüfus toplamı, Türkiye nüfusundan az değildir. Ancak devlet sayısının 200’ü bulması, bir kaç bin nüfuslu adacıkların devlet olması, çok da doğal bir politik ve sosyal yapılanma değildir. Onun için, başta Avrupa Birliği, birtakım kâğıt üzerinde kalmış veya uygulamaya geçebilmiş devlet toplulukları ortaya çıktı. Bunlar çoğalacak ve üyeleri irtibatlarını sıkılaştıracaklardır. Bizim görüşümüz budur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT