BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İntihar ve kaçan fark

İntihar ve kaçan fark

F.Bahçe ile Bursaspor’un çok kısa bir süre içinde 3. defa karşılaşmaları, çok ilgi çekici geçmesi beklenen bir müsabaka ümidi aşılamıştı futbolseverlere. Hele hele kupa maçının beklenmeyen sonucu ve ev sahibinin o günkü oyunu, dün akşamın kafa kafaya, kıran kırana ve nerede ise karşılıklı galibiyet fırsatları elde edebilecek bir maçın habercisi olarak yorumlanmıştı.



F.Bahçe ile Bursaspor’un çok kısa bir süre içinde 3. defa karşılaşmaları, çok ilgi çekici geçmesi beklenen bir müsabaka ümidi aşılamıştı futbolseverlere. Hele hele kupa maçının beklenmeyen sonucu ve ev sahibinin o günkü oyunu, dün akşamın kafa kafaya, kıran kırana ve nerede ise karşılıklı galibiyet fırsatları elde edebilecek bir maçın habercisi olarak yorumlanmıştı. Ama ne var ki, kadrolar elimize geldiğinde Bursaspor’un bir intihar timi şeklinde sahaya dizileceğini gördük. Orta sahanın içinde hem Ergiç, hem Batalla yer alıyordu. Ön libero Hüseyin‘in de ağırlığını düşünürsek, ya da daha çok savunmasına yakın kaldığını hatırlarsak, F.Bahçe orta sahasının elini kolunu sallayarak her türlü çeşitlemeyle Bursaspor’u erken yıkabileceğini tahmin etmek, hiç de falcılık olmayacaktı. Nitekim özellikle oyunun ilk 20-25 dakikasında bu ikilinin tek bir topu dahi karşılayamayışı, hem Bursaspor savunmasını sallamış hem de F.Bahçe’ye sayısız gol pozisyonu sunmuştu. Ve Ertuğrul Sağlam büyük farka doğru yönelen bu skandalı seyretmeye devam ediyordu. Ama ne var ki, Daum‘un veya Aziz Bey‘in prensi Güiza ile attığı şık golden sonra bir kere direkleri döven, iki defa da olumlu pozisyonu harcayan Alex, bir türlü skor tabelasını 4’e veya 5’e taşıyamayacaklardı. Bu süreçte sadece bir defa direğe toslayan Bursaspor, Batalla ile bir teselli golü buluyordu. Soyunma odasına gidilip dönüldüğünde ben Bursaspor’da Hüseyin‘in yanına iki dinamik orta saha oyuncusu bekleyerek hazırlanıyordum. F.Bahçe’den ise Semih‘i. Gelecekti ya sahaya ama nerede? Ve F.Bahçe yavaş yavaş yürüyerek oynamaya başlarken, Bursaspor biraz fazlaca öne çıkıyordu. Emre, Alex‘in tembelliği yüzünden tıkanmış, nöbetçi ön libero Cristian da yerinden kımıldamıyordu. Buna rağmen Bursaspor’un yine tek topu karşılayamayan Ergiç ve Batalla orta saha oyuncuları artık öne doğru da gidemez olmuşlardı. Kim bilir belki Ertuğrul Hoca, değişiklik için telaşlanmıyor, belki de bir avanta golle maçı kurtarırım diyordu. Buna karşılık Daum, hani şu Aziz Bey‘in 3 sene evvel kovup yeniden göreve getirdiği dahi, o da idare-i maslahattan ekibinin arkasına sığınmıştı. Ve Ertuğrul Hoca, intihar timinden Ergiç ve Batalla‘yı alıp, Bekir‘le Iglesias‘ı sahaya sürerek felaket ibresini F.Bahçe’ye döndürecekti. Bu arada bir soru daha sormak isterim. Neden Yenal ilk 11’deydi de Mustafa sonradan girdi? Tabii dahi hoca Daum da Güiza‘yı alıp Semih‘i sokarken, farklı protestolara muhatap oluyor, bitime az bir süre kala da zaten harap olup beyin damarlarından bir başka icat daha yapıp Gökhan‘la Gökhan‘ın değişimi sahneleniyordu. Futbol ne garip oyun. Arkaya koşamayan oyuncularınızın sayısı fazla iken, Ozan‘a Volkan‘a hatta bir de Turgay‘a korner sonrası topu kaçırtacak kadar, F.Bahçe takımı kenardan ve içerden ne kadar kötü yönetildiğinin belgesini 3. golde imzalıyordu. Yani Ertuğrul Hoca‘nın büyük yanlışı, F.Bahçe’ye farklı bir galibiyet hediyesi olacaktı ama meşhur Alex‘li takım bunu elinin tersiyle ittiği gibi, Ertuğrul Hoca‘ya da son 10 dakika içindeki değişikliklerinin belki de maçı erkenden Bursaspor’a döndürecek doğrular olduğunu anlatıyordu sanki.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT