BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yalnızlık paylaşılmaz

Yalnızlık paylaşılmaz

Her kadın biraz yalnızdır... Gecenin yarısıdır... Karanlıktan korkan bir gece yarısı...



Her kadın biraz yalnızdır... Gecenin yarısıdır... Karanlıktan korkan bir gece yarısı... Ürkek kırılgan gündüze ve ışığa hasret bir gece yarısı... Bozkırda yalnız bir ağaç gibidir; yeşil olmaya çalışan kurudukça kabuklarını saklayıp içine atan... Sevmeyi bildiğini zannedenlerin, üzerine isim baş harflerini kazırken canı acıyan... Yumuşacık saçlarına saklanan.Yalnızlığını yorgunluğunu ürkekliğini; saçlarının maskaranın makyajın ardına gizlemeye çalışan... Her kadın gökyüzü gibidir... Kederler yağmalar mavisini o gökyüzünün... O yüzdendir ki her kadın kirpiklerinde bulutlar saklar... ‘Sulu gözlü’ mü?.. Söylesenize yağmadıktan sonra neye yarar ki bulutlar?.. Bir kadın varlığınızda yokluğunuzda yanınızda uzağınızda kendi yalnızlığında çok ses duyar... Bir başınalığının hüznü, seslenir ona her köşeden. Kalbinizin sesini... İsteyip de diyemediklerinizi... Sizin duyamadığınız pek çok sesi.. Sizin duymadığınız; alalanmış gözyaşları sessiz iç çekişler berelenmiş gururunun naif iniltisi gibi... Kavga?Yolluksuz çıktığı bir yolculuktur bu seferki on bininci tekrar da olsa. Burulur yüreği... Artık evdeki hiçbir köşe onun değildir siz kapıyı çarpıp çıktığınızda. Akşam siz gelene dek çook işi vardır; yemek bulaşıklar gelecekle hasbıhâl ve geçmişle hesaplaşma... Kış yaz fark etmez ısıtmaz ki yüreğini içtiği onca çay giydiği yünlü hırka... Dır dır mı? O sadece örtülü cılız bir yalvarıştır bildik sıcak bakışlarınızı geri verin diye ona... Oysa sukûnet yaraşır diye bilinir hüzne. Ama hüznünü dağıtmak için işte bu yüzden hep hep konuşmak ister o kadın sizinle.. “Çok konuşuyorsun” dersiniz siz... Yine... Anlamıyor sizi hani çocuk gibi ya... Ayakta durmaktan güçlü adam olmaktan yorulan ruhunuz onun içindeki çocuğu sevmemiş miydi ki zamanında? Yalanlar aldatmacalar aldattığını sanmalar sevgi yoğunluğunu daha cümle bitmeden yitiren “Seni Seviyorum”lar nasıl olduğunu merak etmeden sorulan “Nasılsın?”-lar... Bakmayın siz çocuklar da anlar... Kadınlar... Belki yirmi belki kırk belki de altmış yaşında. Masum kederler sokulu her birinin örselenmiş çocuk gözlerinde... Demlenir yıllarla... Bir başına sürekli dört duvara bakamaz ya; Kendi kendine konuşur... Çiçeklerine isim takar hal hatır sorar onlara... Bir tanıdık yüz arar, bulur da sonunda. Ona çok benzeyen bu arkadaş gerçi hiç mektup yazmamıştır ona onun aynı değil; ‘aksi’dir bilir o da... Olsun varsın; oradadır onunladır ya her baktığında.. İşte kadınlar bu yüzden bu kadar çok bakar aynaya!.. Çok geceler uyuşarak dalarlar uykuya. Sabaha yeni ‘anlaşılacağı bir güne’ başlama umuduyla. Hayalci?.. Evet bu bir hayal ise kadınlar hep hayalcidir... Bir sevgi hatırına yaratılmışken hepimiz beşeri de olsa sevgiyi yaşayamamak hüznün gerçek şiiridir... Ni­nem diyor ki: Yalnız taş duvar olmaz
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT