BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Konuşan Türkiye

Konuşan Türkiye

Önce Vehbi Dinçerler itiraz etti “Lütfen Özal’ın (Anayasa bir kere delinirse bir şey olmaz) diye nerede dedi açıklayın. Yok böyle bir şey”. CHP Parti Meclisi Üyesi Prof. Oya Araslı “Ben böyle konuşurken isim vermedim. Siz söylediniz. Siz hatırlattınız” dedi.



Önce Vehbi Dinçerler itiraz etti “Lütfen Özal’ın (Anayasa bir kere delinirse bir şey olmaz) diye nerede dedi açıklayın. Yok böyle bir şey”. CHP Parti Meclisi Üyesi Prof. Oya Araslı “Ben böyle konuşurken isim vermedim. Siz söylediniz. Siz hatırlattınız” dedi. Oktay Ekşi DP dönemini anlatırken “Dikta” dedi. Onlarca eski DP milletvekilinin dinlediği konuşmaya bir sert ses geldi “Hayır dikta değil” diye. Ekşi; “Daha uygun bir kelime bulamadım. Varsa öyle söyleyelim” dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici “Demokrasimiz öyle kolay kolay yerleşmedi. Badireler atlattı. Ben çocukken bazı büyüklerimiz” tutmaz.. ne edersen et tutmaz.. bize eli sopalı bir Atatürk gerek” derlerdi. Bugünlere geleceğimize inanamıyorlardı. Ama geldik” deyince iki CHP’li ayağa fırladı “Bu kutsal çatı altında böyle konuştutturmayız. Lafınızı geri alın” demezler mi? İki gün yani hafta sonu eski Senato Salonu’nda (TBMM) Toplumsal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı TESAV ile Türkiye Parlamenterler Birliği’nin organizasyonu ve National Democratic İnstute NDI’nın katkılarıyla “Türkiye’de Siyasi Yapılanma ve Temel Siyasi Sorunlar” tartışıldı. Adeta Meclis halka açıldı iki gün. Toplumun yaşadığı sorunlar tek tek irdelendi. Zaman zaman gerilimler yaşansa da çok ciddi şeyler konuşuldu. Ancak dinleyenler hep eski milletvekilleriydi. Yeniler parmak ile sayılacak kadar azdı. MHP, konuşmacısından başka hiç ilgi göstermemişti. Parlamento dışı kalan CHP, TESAV’a olan yakınlığından mıdır nedir? En fazla alâka gösteren parti oldu. SORU SORMAK HÜNERDİR Niğde eski Milletvekili (DP) Ali Ulvi Arıkan 92 yaşına rağmen paneli gün boyu izledi, etkinliklerine katıldı. Sadece Sayın Arıkan mı? İşte gözüme çarpan ağır toplarımızdan bazıları: Sadettin Bilgiç, Memduh Ekşi, Nermin Neftçi, Fikret Övet, Kaya Özdemir, Suphi Karaman, Mümtaz Akışık, Hüsamettin Başer, Mehmet Altınakar, Hilmi Güldoğan, Şevket Doğan, Fahri Çoker, Hasan Çetinkaya, Muslih Görentaş, Kemal Ataman, Hasan Korkmazcan, Mustafa Aksoy, İhsan Tombuş, Hasan Güven, Tekin İleri Dikmen, Tevfik Alpaslan, Alişan Canpolat, Selahattin Babüroğlu, Selahattin Çolakoğlu, İsmail Şengün, Yaşar Kemal Yüksekli, İlhami Çetin, Necati Kalaycıoğlu, Kazım Rangal, Mehmet Dülger, Erol Tuncer, Oğuz Aygün. Oturum Başkanı Prof. Cafer Tayyar Sadıklar tebliğler sonunda “Soru sormakta arkadaşlarımız hünerlidir. Yorum yapmadan suallerini aktaracaklardır herhalde” dese de umursanmadı bile. Tebliğ gibi sorular geldi. Buna parlamenterlik yapmamış konuklar da katılınca sorular, tebliğ şenliğine dönüştü. Demek soru sormak için henüz vakit erken, beceremiyoruz. TARTIŞILAN KONU: EGEMENLİK İlk gün TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut’un konuşmasının aksisedası fazla oldu. Akbulut’un “TBMM artık egemenliğin kaynağı değildir” biçimindeki açıklaması, daha sonra konuşmacılar tarafından 700 kanunun Anayasa’nın denetimi dışında olduğu, parlamentoyu devletin bilgilendirmediği, Anayasa’nın geçici 15. maddesinin mutlaka değişmesi gereği tartışmalarıyla büyüdü. Ama medeni, ama sağduyulu, ama centilmence sürdü tartışmalar. Çoğu eski milletvekili de parlamenterlik günlerini hatırlayarak nostalji yaşadı. Süleyman Yağız (DSP) sağ partilerin oyunun daha fazla olduğunu, dolayısıyla iki turlu da olsun, başkanlık seçiminde olsun önde gidecekleri uyarısında bulundu ve halka güvendiklerini belirterek, cumhurbaşkanını TBMM’nin seçmesi gerektiği üzerinde durdu. Yağız’a göre ulusal uzlaşı kültürü önemli, Türkiye’de lider sultası yok, partiiçi demokrasi var. Bunu her milletvekili aday olurken kabullenerek imza atıyor. Senato da yeniden ihya edilmeli. MHP Sözcüsü Şevket Bülent Yahnici, demokratik arayışların ta Osmanlı döneminde başladığını, bugüne kadar da Anayasa değişiklikleri yapılarak sistemin zorlandığını anlattı. Dedi ki: - Ancak entelektüellerin anayasa değişikliği isteği başka. Nitekim şimdi bir girişim başlatıldı bunun için. Türkiye hep sivrilerin üstüne oturarak, arayışlara başlamış. Piramid ters dönmüş. Tanklar yürüyünce alkış tutarsanız samimi değilsiniz demektir aydınlar için. Mevcut hükümet siyasi istikrarı sağladı, parlamentoyla da uyum içinde. MHP’nin “Tek Meclis, Tek Lider” programını da şimdilik erteledik. MESELE KAPIYI ÇALINCA Bahri Zengin (FP) ise tartışmaların faydalar getirdiğini, hazmederek kabullenmenin statükoda değil, zihniyetlerde değişiklik olmasının şart olduğunu söyledi. Milletin egemenlik hakkının da devlete devredilemeyeceğini belirtti. Tıkanıklığın bürokrasinin siyasi otoritece denetlenemediğinden kaynaklandığını anlatan Zengin; “Millete güven esas. Erkler gücünü halktan almalı. Özgürlüklerin sınırı genişletilirse istikrarsızlık biter” dedi. ANAP adına Nejat Arseven de siyasal yapının bizatihi kendisinin sorun olduğunu, bunun da toplumsal sorunu peşinden getirdiğini belirtti. Arseven’e göre sistem aşırı fonksiyon yüklenmiş. Çarpıklık var. Demokrasi kültür ve kurum olarak ele alınmıyor. Birey sürekli tecavüze uğruyor. Anayasa değişiklikleri de sorun kapıya gelince gerçekleştirilmemeli, daha önce tartışılmalı. En iyi hazırlık Ahmet İyimaya’dan (DYP) geldi. Tam bir akademisyen gibi. Dedi ki “-Demokratik standartları yükseltmeliyiz. Bilinmeli ki sosyolojik etkileşim içindeyiz. Üstüne üstlük bir de yarı ancak aksak bir başkanlık sistemi içindeyiz. Çifte meşruiyetle karşı karşıyayız. Ülkemiz parlamenter sistem içinde hiç değil. Devlet, sırrını parlamentoya kapalı tutuyor. Bundan vazgeçilmeli. Koalisyon ise uçları törpüleyen bir erdemdir. Seçim harcamaları konusunda da kanunda eksiklik var. İnsan Hakları Mahkemesi kurulmalı. 100 tane de Türkiye milletvekili bulunmalı parlamentoda. Senato ihya edilmeli. Anayasa dikenlerle doludur. Temizlenmesi gerek. Bütün bunlar iyileşme sancılarıdır. Sevinmeliyiz. Çok yakın değil, verimli yasa çıkmalı. Prof. Oya Araslı (CHP), Türkiye için başkanlık değil parlamenter sistemi savundu. Toplumla parlamentonun da barışmasının şart olduğunu söyledi. Dedim ya, TESAV’da çok sosyal demokrat var. Bu toplantıda parlamentoda olmayan CHP var da, eski ortağı DTP yok; neden? BBP yok; sebebi? Aykırı görüşleriyle kafaları karıştıran bir asâbı bozuk adam Besim Tibuk nerede? İNSANLARI DEĞİŞTİRMEK Toplantıda Prof. Burhan Kuzu başkanlık sistemini savundu. Özal’ı anımsatan ipuçları verdi. Prof. Süheyl Batum, Prof. Ergun Özbudun, Kazım Öztürk parlamenter sistemin ve senatonun gereği üzerinde durdular. Esasında bütün konuşmacıların endişeleri aynıydı, hatta çözüm önerilerinde, önceliklerde bile müşterekleri vardı. Bu bile önemli bir adım. Hoş bir nokta gelinen. Hebrew Üniversitesi Avrupa Araştırmalar Merkezi Başkanı Shlomo Avıneri İsrail’den gelmiş. Ülkelerinde dil ve kültürün birliği, dayanışmayı sağladığını anlattı. İlginç şeyler anlattı: - Ordumuz siyasette bir güç değildir. Emekli olduktan sonra poltikaya giriyorlar genelde. Siyasi partiler demokrasi için şart. Barajımız % 1.5. Parlamentoda 13 parti var. Rusya’dan ve Fas’tan gelen Museviler’in bile partileri ve temsilcileri var mecliste. İsrail’in % 70’i Musevi değildir. Arapça 2. resmi dildir. Her şeyde hayatı kolaylaştırmayı amaçlıyoruz. Anayasaları değiştirmek sorunu çözmüyor. İnsanları değiştirebiliyor musunuz?” ABD Kongre Araştırma Birimi’nden Paul Rundquist bir soru sordu: “Türkiye sorunlarına ciddi mi? Bu önemli” dedi. Göreceli uzlaşmalarla kısa vadeli sorunların çözülebileceğini anlatırken güvenirliğin ve saydamlığın her türlü ilişkide geçerli olduğuna işaret etti. “Kapalılık doğru değil” dedi. Bir de misal verdi “Yeni Meclis binamızın kubbesi cam. Üzerinden de bir yol gider. Buradan insanlar ve yabancı turistler isterlerse milletvekillerinin çalışmalarını “tepeden bakarak” izleyebilirler. Milletvekilleri söylediklerinden değil, kanunları çiğnedikleri zaman yargılanırlar. Güç kimin elinde? Parlamentoda mı, yoksa yönetimde mi bu iyi bilinmeli?” Ankara’da havanın çok güzel olduğu iki günde böylesine coşkulu bir kalabalıkla izlenen bu toplantı bir gerçeği fısıldadı: Bu tür değerlendirmelere ihtiyacımız var. Emeği geçenleri kutlarım. MUHABBET BAĞI Sevgililer Günü’müz kutlu olsun. Sevgi, tıkanıklıkların önünü açan bir sel. Sorunların panzehiri sevgi. Ve günümüzde en çok ihtiyacını çektiğimiz bir özellik, bin güzellik eski tabirle muhabbet. Sevgi peşinden hoşgörüyü getirir, uzlaşmayı pekiştirir, kültürü genişletir. Ne olur sevdiklerinizi bugün bir kere daha hatırlayın.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT