BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BARIŞA KURŞUN

BARIŞA KURŞUN

İslam tarihinde Kudüs’ün önemine değinen Prof. Dr. Ahmet Ağırakça “İlk kıble ve kutsal kılınmış bir coğrafya olarak tevhidî miras ve Peygamberlerin emaneti olan Kudüs’te 1200 yıl barış içinde yaşandı. Ama şu anda kan akıtılıyor” dedi.



AÇIK HAPİSHANE FİLİSTİN -4- Hazırlayan: Osman Sağırlı 1200 YIL BARIŞ VARDI İslam tarihinde Kudüs’ün önemine değinen Prof. Dr. Ahmet Ağırakça “İlk kıble ve kutsal kılınmış bir coğrafya olarak tevhidî miras ve Peygamberlerin emaneti olan Kudüs’te 1200 yıl barış içinde yaşandı. Ama şu anda kan akıtılıyor” dedi. Kudüs ile ilgili tarihî gerçeklere İslam Medeniyeti gözlüğü ile bakan Medeniyet İlim Kültür Eğitim ve Dayanışma Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, Kudüs’ün Yahudilerin değil, Hz. Adem’den beri gelen tevhidin temsilcisi peygamberlerin mirası olduğuna dikkat çekiyor: “Bu miras nesilden nesile Allah’a itaat eden Salih kullara devredilmiş onlar da bu kutsal emanete sahip çıkmışlardır. Allah, fasık ve zorbaların hakimiyetine geçen bu toprakların tekrar peygamberler ve mirasçılarının eline geçmesini istiyor. Bölgeye sürekli Peygamberler gönderip kullarını uyarıyor. Hz.Musa’dan sonra İsrail Oğullarına mensup birçok Peygamberin bu topraklarda Allah’ın şeriatıyla güçlü bir devlet kurmalarının sebebi de budur. “ MÜŞRİKLERİN HAKKI YOK Ağırakça, “Bu kutsal toprakları korumayan Yahudilerin şimdi ‘burası bizim’ demeye hakları yok. Çünkü kutsal topraklar ellerine birkaç defa geçmesine rağmen isyan ve korkaklık gösterdiler. Bu yüzden Cenab-ı Allah, Yahudilerin Mescid-i Aksa ve çevresinde hiçbir sahiplik iddiasında bulunamayacaklarını defalarca bildirmiştir. Filistin’i işgal edip bunca insanın kanına girmeleri, sonra da günah çıkartmaları iki yüzlülüktür. Bunun için Cenab-ı Allah son Peygamber Hz Muhammed’i (s.a.s) bu kutsal mekânı kıyamete kadar teslim etmek üzere Mirac’a yükseltmiştir” diyor. MİRAC DEVİR-TESLİM MERASİMİ İsra olayında bir devir-teslim merasimi yaşandığını anlatan Ağırakça, “Cenab-ı Allah bu devir teslimle, Mescid-i Aksa ve Kudüs’ü, Peygamberlerini katleden ve yeryüzünü fesada boğan bir milletin elinden alarak, Rasulullah’a teslim etmiştir” diye konuşuyor. Prof. Ağırakça Mescid-i Aksa’da ilk ezanın okunmasını da şöyle anlatıyor: “Hz. Ömer (r.a.) Resulullah’ın vefatından beri hiç ezan okumayan Bilali Habeşi’den (r.a) Mescid-i Aksa’da ezan okumasını istedi. Mekke’nin Fethi gününde, Resulullah’ın emriyle Kabede ezan okuyan Hazreti Bilal bu defa Mescid-i Aksa’da ilk ezanı okudu. Müslümanlar ezanı duyunca, sanki Resulullah geri gelmiş gibi gözyaşları içinde Mescid-i Aksa’ya akın etti, Kudüs halkı ve mukaddes şehir, son mirasçılarına tamamen teslim oldu. ” UTANÇ ÖRTÜYORLAR İslam dünyasın aki uyanışın güç kazanması halinde Kudüs’ün tekrar Müslümanların eline geçeceğine inanan Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, “Bunun ilk işaretlerini görmeye başladık. İslam dünyasında gittikçe güçlenen Müslümanlar bir gün mutlaka işgal altındaki bu toprakları kurtaracak. Yahudiler Filistin’i boydan boya bölen utanç duvarını, utançlarını örtmek ve korunmak için yapıyorlar. Batı yakasında barınamayacaklarını anladılar onun için bu duvarı inşa ettiler. Kırk iki yıldır süren bu işgale hayır demenin tam zamanıdır. İşgal sona ermeden İslam dünyasının başını dik tutması mümkün olamaz” diye konuşuyor. MÜSLÜMANLAR ÇOK FAKİR Çağdaş Araştırmalar Merkezi’nden Akademisyen Hasan Sunallah, Kudüs’te en fakir halkın Müslümanlar olduğuna dikkat çekiyor: “Müslümanlar arasındaki fakirlik yüzde 63.3 iken Yahudilerde yüzde 36. Doğu Kudüs’teki çocukların yüzde 75’i fakir. Diğer bir sorun da Müslümanların ucuz işgücü olalarak kullanılmaları. İşten atılmalar çok yaygın ve yasal hakları yok. Fakirleştirme siyasetinin sonuçları ise; ahlaki yozlaşma, suç oranının yükselmesi, okul asmaların artması, sağlık durumunun kötüleşmesi ve çocuk yaşta çalışma mecburiyeti.” KUDÜS’TE YAŞAMANIN BEDELİ AĞIR Kudüs Kalkınma Kurumu Üyesi Fadıl Vaşahi de Kudüs’te hayatın zorluğuna vurgu yapıyor: “Sadece Kudüs kenti değil, Kudüslüler de büyük bir kuşatma altında. Sosyal, ekonomik, eğitim ve siyasi alanlarda hayat ayırımcılık üzerine kurulu. 1967’de işgal edilmesinden bu yana Kudüs’te Müslümanlara ait 8.700 ev yerle bir edildi. Oradaki Müslümanların yerlerinde kalmaları için bir fon oluşturulmalı. Duvar sebebiyle Yahudilerin yaşadığı yerler Kudüs’e katılıp çeyrek milyon Filistinli dışarıda bırakıldı. Hatta 38 Filistin okulundan 11’i bile. Mescid-i Aksa’nın korunması Kudüs’ün korunmasına bağlı. Müslümanlar Kudüs’e yatırım yapmalı, medya ve hukuki ilişkiler güçlendirilmeli. Ekonomik, mühendislik, dini ve toplumsal kurumlarlar oluşturulmalı. TARİH’TEN BUGÜNE KUDÜS 1948 Toprakları İslam Hareketi Başkanı Raid Salah da Tarihten bugüne Kudüs’ü şöyle özetliyor: “İlk insandan bugüne yeryüzünde var olan bir mescid. İsrail resmi ve sivil tüm gücüyle Mescid-i Aksa’nın yıkılması üzerine ciddi biçimde çalışıyor. Yani bu sadece fanatiklerin işi değil, İsrail’in resmi siyasetidir. Mescidin bütün kapıları da kendi özel mülkü gibi İsrail askerleri tarafından tutulmaktadır. Aksa altındaki tüneller ve inşa edilen havralar tehdit oluşturuyor. Tüm Mescid-i Haram ve çevresinde köstebek gibi tüneller kazmaya devam ediyorlar.” KİMLİK DEĞİŞİMİ HIZLANIDI Uluslararası Kudüs Müessesesi Temsilcisi Dr. Ekrem El-Adluni kimlik değişiminin hızlandığını söylüyor: “İşgalciler geçmişte hiçbir zaman olmadığından daha fazla kimlik değişimi için çalışmaya başladı. Hedefleri, tamamen bir Yahudi kenti oluşturmak, Yahudilerin varlığını pekiştirmek, Mescid-i Aksa çevresindeki Filistin mahallelerini boşaltıp ulaşımlarını zorlaştırmak. Silvan mahallesi ve çevresindeki kazılar sürerken, evler boşaltılıyor. İş işten geçmeden Türkiye’nin öncülüğünde yeni bir uluslararası kampanya başlatılmalı. Kudüslülere maddi destek verilmeli. Hukuk kurumları harekete geçmeli. Bunu yaparken, iki farklı dinin çekişmesinden daha çok, eşitlik ve adalet haklarından yola çıkan bir söylem ile uluslararası toplum muhatap alınmalı.” MÜSLÜMANLAR GÜÇ BİRLİĞİ YAPMALI Güney Afrika Aksa Vakfı Genel Başkanı İbrahim Gabriel dikkate değer çözümler öneriyor: “Problemin çözümü öncelikle boyutları tam olarak bilmekten geçmektedir. Bu Aksa’yı neden ve kimden korumak gerektiği sorusunu da içermektedir. Problem bir işgaldir ve bu insanlığa karşı suçtur. Çözüm için Müslümanlar güç birliği yapmalı. Siyonistlerin denetimindeki kurumlarda hak arama yerine, dünya kamuoyu nezdinde bir güç oluşturulmalı.” - DUVAR örüp gasbediyorlar 2004-2008 yılları arasında Kudüs’te inşaat yapmaları kısıtlanan Filistinlilere, yaklaşık 50 milyon dolar ceza kesildi. Filistinlilerin kimlik kartlarına el konuldu. 2000’den 2010 yılına kadar sadece Doğu Kudüs’te 1010 ev yıkıldı. 2009’da ev yıkımları sonucu 281’i çocuk, 569 Filistinli yerlerinden oldu. 1968-2010 yılları arasında İsrail tarafından Kudüs’te yıkılan Müslüman evlerinin sayısı 21 bin’e ulaştı. Kudüs’te İsrail hükümeti şu anda yüzde 12’lik bir alanda inşaata izin veriyor. Bu küçük alanda bile ev ruhsatı almak için servet ödemek gerekiyor. BM verilerine göre Doğu Kudüs’te 60 bin dolayında Filistinlinin evinin yıkım tehdidi altında bulunduğu belirtiliyor. Batı Şeria’da inşaatı devam eden duvarlarla Yeşil Hat arasındaki izole bölgenin yaklaşık 555 bin dönüme denk geldiği, bu rakamın Batı Şeria topraklarının yüzde 9.8’ini oluşturduğu kaydediliyor. KUDÜS İÇİN 4 SENARYO 1- Uluslararası yönetim: 1947 tarihli 181 nolu yasada öngörüldüğü gibi kent, Arap ve Yahudi devletlerinden bağımsız olarak uluslararası bir sistemle yönetilmesi. Henüz uygulanmamış olan bu kararla tarihte çizilmiş kent sınırlarının esas alınması. 2- Bölünmüş yönetim: Kudüs’ün Mescid-i Aksa’yı da içine alan doğu kesiminin Müslümanlara, batı kesiminin Yahudilere bırakılması. BM, 1968 yılından itibaren aldığı tüm kararlarda Doğu Kudüs’ün İslami statüsünü benimseyen bir tavır sergilemişti. 3- Statükonun devamı: İşgalin aynen sürmesi, alınmış olan tüm BM kararlarının saygısızca ihlali ve kentin İsrail’in ebedi başkenti olarak tanınması. 4- Açık şehir: Kentin silahlardan arındırılarak, Filistinli, Hıristiyan ve Yahudilerden oluşan halkın, sivil şehir meclisi tarafından yönetilmesi, tüm tarafların eşit haklara sahip olması. BM KARARLARI VE YASAL STATÜ 1- 1947’de Kudüs’ün sınırları çizildi, uluslararası yönetim öngörüldü. 2- 1948’de batısı işgal edildikten sonra, Aralık 1949’da İsrail’den Kudüs’ü başkent ilan etme kararını geri alması istendi. 3- 1949-50 arasında İsrail, Kudüs’ün tamamını başkent ilan edince, Ürdün de Kudüs ve Batı Şeria topraklarında egemenlik ilan etti. 4- 1967’de Doğu Kudüs İsrail’in işgaline girdi. 5- 1967’de BM Genel Kurulu, İsrail’in Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik girişimlerini kınadı. 6- 1968’de, İsrail’in Kudüs’teki askerî operasyonlardan kaçınması istendi. 7- 1968’de, işgal kınandı. 8- 1968’de BM Genel Kurul kararıyla, İsrail’in toprak gasbının geçersizliğini kabul etti. 9- 1969’daki 267 sayılı kararla, İsrail’in yasal girişimlerinin geçersizliğini onayladı. 10- 1980 yılında, Doğu Kudüs’teki yerleşimlerin boşaltılması istendi. 11- 1980’de İsrail’in başkent ilanının uluslararası hukukun ihlali olduğu duyuruldu. BİTTİ-
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94714
    % -0.74
  • 5.7737
    % -0.29
  • 6.5613
    % -0.28
  • 7.329
    % -0.35
  • 261.628
    % -1.35
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT