BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gündüzü başka gecesi başka güzel

Gündüzü başka gecesi başka güzel

Gece Kassiyun Dağından şehre bakıldığında evler fenerlerini yakıp limana yanaşan gemileri andırıyor. Görüntü muhteşem, bütün Şam ayaklarınızın altında.



YAZI DİZİSİ ŞİMDİ DAHA YAKIN: SURİYE-2- ?İNAN ARVAS inan.arvas@tg.com.tr ŞEHİR GECE ‘GÖK GİBİ’ YILDIZLANIYOR Gece Kassiyun Dağından şehre bakıldığında evler fenerlerini yakıp limana yanaşan gemileri andırıyor. Görüntü muhteşem, bütün Şam ayaklarınızın altında. Geride ay ışığının aydınlattığı upuzun bir sahra... Rehberimiz gündüzden; “haberiniz olsun akşam Kassiyun’a çıkıp Şam’ı seyredeceğiz” diyor. Gündüz dağa bakıyorum adeta Mardin’i andırıyor. Dağın eteklerinde mahalleler, kayaların sarplaştığı noktaya kadar evler geliyor. Ve akşam yemeğinden sonra Kassiyun dağına doğru yola çıkıyoruz. Dar sokakları aştıktan sonra işte meşhur dağdayız. Rivayetlere göre birçok Peygamber bu dağda yaşamış. Hazreti Adem aleyhisselamın oğlu Habil ve Kâbilin burada yaşadığı ve yeryüzündeki o ilk cinayetinde bu dağda işlendiği ve o mezarın burada olduğu söyleniyor. Hazreti Süleyman’ın sarayı bu dağın üstünde imiş. Bu dağ hakkında o kadar çok şey dinledik ki, yazsak sayfalar yetmez. KASSİYUNDAN ŞEHRE BAKMAK Görüntü muhteşem. Anlatmak için kelimeler yetmez. Beklediğimizden fazlasıyla karşılaşıyoruz. Her yer ışıl ışıl. Evler fenerlerini yakmış limana yanaşan gemileri andırıyor. Minarelerin ve türbelerin üstünden yeşil ışıklar yanıyor. Gündüz 34 derece olan sıcaklıktan eser yok. Yumuşak bir rüzgar esiyor, hani insanın içini hafifçe titretenlerden. Üşümüyoruz, çünkü görüntü içimizi ısıtıyor. Yol boyunca yüzlerce araba durmuş. İçindekiler görüntünün cazibesine kaptırmış kendisini. Sıcaktan bunalan Şam halkı kendisini Kassiyun dağına atmış. Etraftaki irili ufaklı çay bahçesi ve cafelerin bütün masa ve sandalyeleri dolu. Bizde bir yer bulup şehri seyre dalıyoruz. GÖRKEM VE İHTİŞAMIN SİMGESİ Emevi Camii herkes gibi beni de etkiliyor. Cami İslâm dünyasının bugüne kadar ayakta kalabilmeyi başaran en eski camilerinden biri olduğu için çok kıymetli. Şamlılar buraya Mescid-i Umeyye diyor. Camii eskiden kiliseydi. Halife Velid bin Abdulmelik tarafından rivayetlere göre caminin inşası için Şam’ın 7 senelik vergisini harcıyor. Hatta cami inşasında Roma ve Bizans’tan ustaları da çalıştırarak 6 yıl içinde camiyi tamamlıyor. Caminin içinde Hazret-i Yahya Peygamberin türbesi bulunuyor. İnsanlar akın akın ziyaret edip dua ediyor. Ayrıca Hazret-i Hüseyin’in mübarek kafası da bu camide bulunuyor. Camide 4 adet mihrap bulunuyor. Her mezhebin bir mihrabı var. Yani herkes kendi imamının arkasında namaz kılıyor. HİCAZ DEMİRYOLU Oradan çıkıp Abdülhamid Han’ın bin bir zorluklarla yaptırdığı Hicaz Demiryolu’nun Şam istasyonuna geliyoruz. İstasyonun bakımlı olması bizi sevindiriyor. Abdülhamid Han bütün imkânsızlıklara rağmen Hicaz Demiryolu projesini gerçekleştirmiş bu eser ile İslam âlemine büyük hizmet yapmıştı. Şam-Medine arası demiryolu ile 50 günden 8 güne inmişti. Turgut Özal hüngür hüngür ağladı Suriye’de Vahideddin Han’ın türbesini ziyaret eden Rahmetli Özal heyeti dışarı çıkartarak sultanın kabrinde ağlaya ağlaya dua etti. Kalkınca toz olan pantolonunu silmek isteyenlere, “dokunmayın bu çok mübarek bir topraktır” dedi Şam’ı seyahatimin sebeplerinden biri de Sultan Vahideddin Han’ın kabrini ziyaret etmekti. Sürgüne gönderildiği İtalya’da elde avuçta ne varsa tükenen Sultan Vahideddin borç içinde vatan hasreti çeke çeke ruhunu teslim ediyor. Şam’a defnediliyor. Mimar Sinan’ın inşa ettiği Süleymaniye Külliyesine geliyoruz. Külliyeye Türkler hariç kimse alınmıyor. Bize kapıyı açan türbedar (Muhammed Ebu Süleyman) 30 yıldan fazladır bu külliye de vazife yaptığını söylüyor. Tek kelime Türkçe bilmemesine rağmen kabirleri gezdirirken Türkçe anlatıyor. Meğer metni ezberlemiş. Bunca senedir burada türbedarlık yaptığını fakat bir tek örümcek görmediğini söylüyor. DİZLERİNİN ÜSTÜNE ÇÖKTÜ VE... Türbedara hiç unutamadığı bir hatırasını anlatmasını rica ediyorum. Kırmıyor, hay hay deyip şunları söylüyor. “Turgut Özal’ın Sultan Vahdeddin Han’ı ziyaretini hiç unutmuyorum. Kabristanda yalnız kaldı, heyeti dışarı çıkardı. Sonra ceketinin düğmesini ilikleyerek büyük bir edeple Sultan Vahdeddin’in kabrinin ayak ucuna diz çöktü. Ağlaya ağlaya dua etti. Yerler şu andaki gibi beton değil, topraktı. Duası bittikten sonra ayağa kalktı. Kurmayları hemen içeri girip toz olan pantolon ve ceketini silmeye başladılar. Rahmetli Özal yaşlı gözlerle “bırakın, bu toprak çok kıymetli” deyince ellerini çektiler. İşte o ziyareti hiç unutamıyorum”. Hazreti İsa aleyhisselamın ineceği minare Emevi Camii nakış nakış işlenmiş âdeta sanat galerisi gibi. Avlusu tamamen mermer. Temiz, tertemiz. Avluda da ayakkabısız dolaşıyorsunuz. Caminin 3 minaresi ve 4 ana kapısı bulunuyor. En gösterişli minare ise doğu tarafındaki İsa aleyhisselamın kıyamete yakın ineceği müjdelenen “Ak Minare”. İHTİŞAMIYLA HAYRAN BIRAKIYOR İslâm dünyasının bugüne kadar ayakta kalmayı başarabilen en eski eserlerinden biri olan Emevi Camii’ni görenler ihtişam karşısında hayranlığını gizleyemiyor. DARACIK YOLLAR Şam sokaklarındaki araçların çoğu Çin malı otomobil, pikap ve minibüslerden oluşuyor. “Deli Dumrul” şoförler ise dar sokaklarda resmen akrobasi yapıyor. KABRE ÖRÜMCEK GİRMİYOR Türbede 30 yıldan bu yana görev yapan Muhammed?Ebu Süleyman, Vahideddin Han’ın kabrinde hiç örümcek görmediğini söyledi. YARIN: SAHABELER VE VELİLER ARASINDA
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT