BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB de ABD gibi yoğun para basabilir

AB de ABD gibi yoğun para basabilir

Ali Babacan: "ABD'de olduğu gibi yoğun bir para basma operasyonu AB'de de olası. Çünkü ülkelerin tedbir alması için o ülkelerin parlamentolarına gitmesi gerekiyor. Pekçok gelişmiş ekonomide zayıf iktidarlar iş başında. Koalisyon hükümetleri, azınlık hükümetleri ya da hükümet ile meclis arasında ciddi kopukluklar var. Böyle bir konjonktürde iş maalesef ağırlıklı olarak merkez bankalarına düşecek gibi"



Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, şu anda 12 tane AB üyesi ülkenin risk priminin Türkiye'nin üstünde olduğunu belirterek, "Türkiye bir gelişmekte olan ülke olmasına rağmen, AB'ye üye olmamasına rağmen, içerideki ülkelerin yarısından daha güvenilir, daha güçlü bir ekonomi olarak görünüyor" dedi. Babacan, Uluslararası İşbirliği Platformu tarafından düzenlenen Boğazi çi Bölgesel Ortaklık Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, 2008 sonlarına doğru şiddetini hissettiren son küresel krizin, dünyanın dört bir köşesini etkilediğini hatırlattı. Her ne kadar bu yıl büyüme rakamlarına bakıldığında dünya ekonomisinde pozitif büyüme görülecek olsa da hala ciddi risklerin durduğunun altını çizen Babacan, pozitif büyüme rakamlarının ağırlıklı olarak suni tedbirlerle, devletlerin ya da merkez bankalarının almış olduğu kriz uygulamalarıyla mümkün olduğunu anlattı. Bu büyümenin mutlaka sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğinin altını çizen Babacan, bugün bankacılığın hala ciddi sorunları içinde bulunduran bir sektör olduğunu söyledi. Babacan, ülkelerin borç yükü ve kamu açığının çok önemli bir risk alanı olduğunu dile getirerek, krizin birinci safhasında bankalar sıkıntıya girdiğinde, hükümetlerin ve merkez bankalarının devreye girdiğini anımsattı. Bu yıl özellikle mart ayında Yunanistan ile ilgili yaşanan gelişmelerin devletlerin kredibilitesinin sorgulanmasına neden olduğunu belirten Babacan, şöyle devam etti: "Devletin imzasına güven sarsıldığında onun arkasında kim duracak, bunun cevabını vermek çok kolay değil. Şu anda AB'de sıkıntıya giren ülkelerle ilgili bir mekanizma kuruldu ancak bu mekanizmanın boyutuna, ulaşabileceği kaynaklara baktığımız zaman belki birkaç küçük çaplı ekonomi için yeterli olabilir ancak daha büyük boyutta Avrupa ekonomilerinin, benzer sorunları yaşaması durumunda bu mekanizmaların kafi geleceği konusunda ciddi şüpheler var. En sonunda dönüp dolaşıp ABD'de olduğu gibi yoğun bir para basma operasyonu AB'de de olası. Çünkü ülkelerin tedbir alması için o ülkelerin parlamentolarına gitmesi gerekiyor. Pekçok gelişmiş ekonomilerde zayıf iktidarlar iş başında. Koalisyon hükümetleri, azınlık hükümetleri ya da hükümet ile meclis arasında ciddi kopukluklar var. Böyle bir konjonktürde iş maalesef ağırlıklı olarak merkez bankalarına düşecek gibi görünüyor. Bu da tabii fiyat istikrarının ve hatta ilerideki finansal istikrarın önünde bir risk olarak duruyor." İşsizliğin hala çok önemli bir problem olduğunu söyleyen Ali Babacan, işsizliğin yüksek olduğu ülkelerde iç piyasayı canlı tutmanın zor olduğunu anımsattı. Ekonomilerde güvenin kilit unsur olduğunun altını çizen Babacan, "Gü veni sağladığınızda herşey kolaylaşıyor. Güven ortadan kalktığında işi toparlamak, durumu düzeltmek çok çok zor" dedi. Türkiye olarak, 8 yıldır iktidarda olan bir parti olarak güven unsurunu ön planda tuttuklarını anlatan Babacan, şöyle devam etti: "Attığımız her adımda bunu düşündük, bu adım Türkiye'de güveni artırıyor mu zayıflatıyor mu? Halkın, iş dünyasının, finans sektörünün güveni çok çok kilit bir kavram. Biz bu anlayışla herkesten çok daha önce bir orta vadeli program açıkladık. Bununla kamu açıklarını nasıl kontrol altında tutacağız, nasıl azaltacağız bunu ortaya koyduk. Geçen ay yaptığımız G20 zirvesinde gelişmiş ekonomilere çağrıda bulunduk; 'artık sizler de orta vadeli programınızı yapı n' diye. Bizim geçen yıl yaptığımızı pek çok gelişmiş ekonomi hala yapabilmiş değil. Herkes bugünün, yarının, bir haftanın hesabını yapıyor. Oysa uzun vadeli öngörülebilirlik getirmedikten sonra, önümüzdeki bir kaç yıl ne yapı lacağını hükümet ortaya koymadıktan sonra özel sektörün pozisyon alması zorlaşıyor. Bu orta vadeli program Türkiye'yi pekçok ülkeden ayrıştırdı. Bunun yanında güçlü bankacılık sektörü Türkiye'yi ayrıştıran önemli faktörlerden birisi oldu. OECD ülkeleri arasında tek ülkedir ki Türkiye bu krizde bankacılık sektörüne ilave bir kaynak sağlamadı." Babacan, bütün bu kriz boyunca Türkiye'de mevduat garantisi sistemine bile dokunulmadığını hatırlattı. Bunun sonunda Türkiye'nin risk priminin çok düştüğünü ifade eden Babacan, "Dün akşam itibariyle şu anda 12 tane AB üye ülkenin risk primi Türkiye'nin üstünde. 27 ülkeden 12'si Türkiye'den daha riskli olarak görülüyor"dedi. AB'nin bir istikrar birliği olduğunu ifade eden Babacan, "AB'ye girdikten sonra artık korkmazsınız, 'bu sağlamdır birşey olmaz' dersiniz. Fakat bu son kriz oyunun kurallarını değiştirdi. Türkiye bir gelişmekte olan ülke olmasına rağmen, AB'ye üye olmamasına rağmen içerideki ülkelerin yarısından daha güvenilir, daha güçlü bir ekonomi olarak görünüyor" dedi. Şu anda Türkiye'nin borçlanma faizinin pek çok AB üye ülkesinin borçlanma faizinin altında olduğunu belirten Babacan, Türkiye'nin o ülkelere göre daha sağlam bir ekonomi olarak görüldüğünü anlattı. Güvenle birlikte risk priminin düşmesinin Türkiye'de büyümeyi getirdiğ ini ifade eden Babacan, bu yıl yüzde 6,5 ile 8 arasında büyüme tahminleri olduğunu, gelecek yılki tahminlerin ise yüzde 4 ile 5,5 arasında değiştiğini söyledi. Babacan, "Ama nereden bakacak olursak olalım hem bu yıl, hem gelecek yıl Türkiye tüm Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi olacak. Bunu sadece biz söylemiyoruz bütün uluslararası kuruluşlar söylüyor" dedi. Ali Babacan, şu anda Türkiye'nin büyümesinin ana kaynağının özel sektör olduğunu hatırlatarak, kamu harcamalarının, yatırımlarının büyümeye hiçbir katkısının olmadığını, mali disipline önem verdiklerini hatırlattı. Babacan, kamu yatırımlarının ilk 6 ayda 16 milyar lira civarında gerçekleştiğini, özel sektörün ise 79 milyar liralık yatırım yapt ığını bildirdi. Geçen yıl krizden nasıl çıkılacağı konusunun çok tart ışıldığını hatırlatan Babacan, pek çok ülkenin daha fazla kamu harcaması, daha fazla açık gibi bir yola girdiğini söyledi. Bunların içinde pek çok Avrupa ülkesi bulunduğunu belirten Babacan, şunları kaydetti: "Çıkıp dediler ki 'biz tedbir alıyoruz'. Ne yapıyorsunuz? 'Daha fazla para harcıyoruz'. Bunu borçlanarak harcıyorsan, borcun da zaten yüksek, büyüme nasıl olacak? Biz evimize döndük kendi çizgimizi çizdik. Biz kendimize çeki düzen vereceğiz, mali sıkılaştırmaya başladık, vergi artışları yaptı k, kamu harcamalarında tasarrufa gittik. Biz kendi yolumuzu çizdik. Bugün bunun olumlu sonuçlarını alıyoruz. Geçen yıl vatandaşlarına harcama çeki dağıtan, vergileri düşüren ülkeler bugün apar topar bu verdikleri zammı geri kesme peşinde, emekli maaşlarını düşürme peşinde. İşte zamanında tedbir almak kuşkusuz çok önemli. Bu da biraz popülizmden uzak durma ile oluyor. Biraz kendine güvenen hükümetlerle oluyor." Bu arada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zirveye gönderdiği mesajda, "Zirvenin coğrafyamızda ve tüm dünyamızda siyasi, ekonomik ve kültürel birikimlerimiz, ortak ideallerimiz doğrultusunda kazanımlar sağlayacağına inancım tamdır" görüşünü dile getirdi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT