BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devlet gibi adam

Devlet gibi adam

İBRAHİM ÇALLI, gene kendisi gibi ressam olan Namık İsmail için ikide bir “Devlet gibi adam” dermiş. Sebebini soranlara da, “İsmail’in hem evi var hem de otomobili” cevabını verirmiş. 1930’lu yıllar... O devirde ev, hele otomobil sahibi olmak her kula nasip değilmiş demek.



İBRAHİM ÇALLI, gene kendisi gibi ressam olan Namık İsmail için ikide bir “Devlet gibi adam” dermiş. Sebebini soranlara da, “İsmail’in hem evi var hem de otomobili” cevabını verirmiş. 1930’lu yıllar... O devirde ev, hele otomobil sahibi olmak her kula nasip değilmiş demek. Şimdi bakıyoruz da (maşallah) ortalık “Devlet gibi adam”larla dolu. * * * Geçenlerde bir dosttan aynı iltifatı bendeniz de duyunca bir tuhaf oldum. Rahmetli İbrahim Çallı’yı hatırlayıp, azıcık kabardım. Demek sonunda fakiri de “Devlet gibi” görenler vardı. Ama gene de sordum: -Nasıl yani? -Nasılı var mı, neyi nereye koyduğunu bilmiyorsun. Bir anahtar ararken bütün ceplerini karıştırıyorsun. Burulmadım desem yalan olur. Ben ne cevap bekliyorum, arkadaşım ne diyor. * * * Ama haklıydı. Gerçekten, bir bakıma devlete benziyordum. Bir mendil bile ararken nasıl dokuz cebimi de haldır haldır kurcalıyorsam, devletimiz de nerede hastânesi, nerede postânesi olduğunu tıkkadak bulamıyor. Acep kaç memuru, kaç âmiri, Kaç oteli, kaç misafirhânesi, Kaç sözleşmesi, kaç antlaşması var belli mi ki? Bendeniz şüpheliyim. Hayır hayır şüphem yok. Devletimiz de bal gibi bana benziyor. Sayın Bakan Yaşar Okuyan’ın acıklı sözlerine ne buyurulur?... Geçenlerde, “Türkiye’de nerelerde ne kadar Sosyal Sigorta Hastanesi var bir türlü tespit ettiremedim” demedi miydi? * * * Değerli dostum Armağan Tekin, Osmanlı’yı pek sever, ama arada bir iğnelemekten de vazgeçmezdi. Şu cümlesini unutamam: “Padişahlar kaç kardeşi olduğunu kat’iyyen bilemezdi ama, Toroslar’daki bir yörük çadırında kaç çocuk, kaç tavuk, kaç keçi yaşadığını hiç yanılmadan ve on dakika içinde söyleyebilirdi.” İşe bakın. Kardeş sayısını bilememekten kalkıp, hastâne miktarını unutmaya kadar uzanabilmişiz. Yani, “Devlet gibiliğimiz” sürüyor. * * * Gayri yetmeli. Madem yeni bir asrın eşiklerinde, bilgisayar devrindeyiz, dünya ile günü gününe akortlu olmak gerekiyor. Yaşamak, bir ince hesap. Plân, program, ihtiyaç sıralaması, blânço, miktar, eksik-gedik, hedef, çabukluk, kat’iyet ile kapı komşu durmak mecburiyettir. * * * “Burası Türkiye” imiş... Hayır. Burası dünyadır. Biz de o dünyanın, iddialı ve iftiharlı bir parçasıyız. Vakit geldi. Bir el atışta anahtarları bulalım artık. ................. GÜNÜN KİTABI: “Ermeni Portreleri”... Yazan: Hüdâvendigâr Onur. Eserde, Türkiye’de ve dışarıda yaşamış, yaşayan, önemli karakterlerin hayatları; bizi sevenler de, ülkemize düşman kesilenler de anlatılıyor. Tarafsız bir inceleme. Burak Yayınları. Tel: (0 212) 527 05 77<*b>. Kitabın arkasında Ermeni tarihi kronolojisi yer alıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT