BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya bu tedaviyi konuşuyor: Refleksoloji

Dünya bu tedaviyi konuşuyor: Refleksoloji

Ayağınıza diken battı, sıçradınız. Refleks! Bu sizin iradeniz dahilinde olmadı, vücut kendini korumaya çalıştı... İşte Refleksolojide de ilgili uzva uyarılar yollanıyor, vücudun korunma ve yenilenme refleksi harekete geçiriliyor.



İrfan ÖZFATURA Bir gönül ehline sormuşlar. “Efendim siz bütün yeni buluşlara muzır diyorsunuz ama bakın otomobile bindik, ne de kolay geldik!” Mübarek “ah” demiş, “o otomobile bir de yavrusu otomobil tarafından çiğnenen annenin gözüyle baksan!” Teknoloji dediğin tek dişi kalmış canavar. Bu kadar gürültü, şu kadar duman, şua kusan ekranlar, iç titreten klimalar... Asansörler, yükselen merdivenler, yürüyen bantlar... Eğilme! Bükülme! Kıpırdama... Otur ve yağlan! Yer plastik, gök plastik! Kapı, cam, duvar plastik! Yaslandığınız koltuk, bastığınız tuşlar plastik! Neden ülser kanser? Yediğimiz domates plastik! Köselesi, kauçuğu, termo tabanlısı... Güya botlar potinler ayaklarımızı yaştan, taştan, soğuktan koruyor. Bu arada başımıza yeni yeni işler açılıyor. “Nasıl yani” dediğinizi duyar gibiyim. Vücudumuzdaki sinir uçları ellerde ayaklarda sonlanıyor. Eğer yalınayak başı kabak dolanıyor olsak, ne bileyim tarlaya gitsek, çapa yapsak ilave bir masaja ihtiyaç kalmaz. Nitekim taşa, toprağa basan Afrika yerlilerinin öyle bir problemi bulunmuyor. Düşünebiliyor musunuz terlik ve papuçlarımız yüzünden bağışıklık sistemimiz dumura uğruyor. Sıkıntı su yüzüne çıkınca uzmanlar ayaklarımızı ellerine alıyor ve kendilerince malum noktalara basarak kaybolan dengeyi kurmaya çalışıyorlar. İşte bu bilim dalına “refleksoloji” deniyor. Eğer biri gelip de “aç elini sana geleceğini okuyayım” diyorsa kovun gitsin. Sahtekardır. Ama tabanınıza dokunarak “şu şu hastalıkların var” diyorsa ciddiye alın. Mısır medeniyetinin parladığı devirlerde tabipler hastaların ayaklarına bakıyor ve enerji yollarındaki tıkanıklığı aşmaya çalışıyorlar. Kızılderililer ve İnkalar ona keza... Evvel zamanlarda Hindistanlı gelinler kaynanalarının ayaklarını “itina ile” ovuyor. Peki bunu sevdiklerinden mi yapıyorlar? Hayır. Üç beş parmak hareketi ile garibi gevşetip uyutuyor, başlarını dinliyorlar Bilirsiniz Asyalılar tedaviye masal felsefe (üçüncü gözler filan) karıştırmadan yapamaz, bu arada işin özü kaçar. Halbuki Batılılar alternatif tıp ve tamamlayıcı tedavi hususunda daha rahat ve daha meraklılar. İlaç baronlarının tehditlerine aldırmıyor, günün bilgileri ile halkın tecrübelerini buluşturmaktan çekinmiyorlar. Refloksoloji konusunda da Çinliler ve Hintlilerden ziyade onlar çalışmışlar. Güçlü dernekleri ve zengin yayınları var. Ayağınıza sağlık Refleksoloji müzmin baş ağrısı, migren, sinüzit, bronşit, astım, hazımsızlık, tansiyon, bel, boyun ağrıları, uykusuzluk, menopoz, halsizlik, bezginlik, yorgunluk, gibi zaman zaman modern tıbbın aciz kaldığı vakalarda müessir olabiliyor. Yine kaygı, bunalma, panik atak, imtihan gerginliği, mide reflüsü, kas ve eklem şikayetleri, kireçlenme, hormonel problemler, alt ıslatma, konuşma bozukluğunda yüz güldürüyor. Bilirsiniz otistik çocukların aileleri daha ziyade yavrularının hiperaktif, agresif, mutsuz olmasından yakınır, kendine zarar vermesinden korkarlar. Bu tedavi hastalığı bitirmese de hastayı rahatlatıyor, yavrular sakinleşiyor, ebeveyn nefes alıyor. Yine aynı mantıktan hareketle kanser, multiple sclerosis ve AIDS hastalarına da tavsiye ediliyor. Hastalık geçmese bile ağrılar hafifliyor, direnç artıyor. ZekÂyı geliştirir mi? Eskiden beyin gelişiminin genetik faktörlere bağlı olduğu düşünülürdü. Yani anan baban zekiyse senin de cin gibi olman gerekir. Yapılan araştırmalar çocuk zekasının dış tesirlere bigane kalmadığını gösterdi. Hatta anne karnındaki bebek bile teması hissediyor ve işitiyor. Beyin gelişimi gebeliğin ilk ayında başlıyor ve bebek 3-4 yaşına gelene kadar büyük bir hızla devam ediyor. Bebeğin karşı karşıya kaldığı vakaların zekâsının şekillenmesinde ne kadar payı var araştırılıyor. Bu konuda bilhassa Rus bilim adamlarının çalışmaları var. Onlar refleksoloji terapisi alan bebeklerin daha güzel uyuduklarını, sindirim (gaz kabızlık) ve solunum problemi yaşamadıklarını, daha dirençli ve daha zeki olduğunu iddia ediyorlar. Peki Reflexoloji alternatif tedavi usullerinden biri mi sayılmalı, yoksa yardımcı tedavi mi? Öyle ya da böyle, sıradan bir ayak masajı olmadığı belli. TabanınIzdaki fihrist Her bir ayakta 7200 sinir ucu bulunuyor. Refleksoloji uzmanları hangi noktaya basılınca nerenin etkileneceğini iyi biliyor. Dilim dilim Efendim, hikayenin bu bölümü yaklaşık 100 yıl evvel başlıyor Yıl 1913, Dr William Fitzgerald adlı bir KBB mütehassısı bazı noktalara basarak bazı bölgelerin uyuştuğunu keşfediyor ve bu usulü anestezide kullanıyor. Mesela elinize basarak dişlerinizi çekebiliyor. (Terapy or Relieving Pain at Home) Fitzgerald, vücudu baştan ayağa, 10 dilime bölüyor. Diyelim vücudunuzun soldan üçüncü diliminde bir ağrı var. Sol ayağın üçüncü diliminde de bir noktanın hassaslaştığını tespit ediyor. Malum noktayı kurcalayarak sürpriz neticeler elde ediyor. Enerji kanalı yahud meridyen, halkaların içinde kesin bir şeyler dolanıyor. Çinliler buna “Chi”, Tibetliler “Lung gom”, Japonlar “Sakia tundra” Hintliler ise “Prana” diyor. Bu şey (artık neyse) rahat dolaştığı sürece problem yok ama tıkanıklık olursa sıkıntılar tezahür ediyor. İşte Dr Fitzgerald organların iz düşümü sayılan noktalara masaj yaparak bloke olan enerjinin önünü açıyor. Bu tedavi ile kaslar gevşiyor, gerginlik azalıyor. Kan ve lenf dolaşımı hızlanıyor, nem ve ısı normale dönüyor, toksinler atılıyor. Refleksoloji masajı yaptıranların direncinin arttığı vakıa, kışın gribe daha az yakalanıyorlar. Riley ve İngham Ardından Dr. Joe Shelby Riley’in (1920’ler) çalışmaları ile karşılaşıyoruz. Dr Riley ayaklarımızdaki sertleşme ve şişlikleri okuyarak, alâkalı organ hakkında fikir sahibi olabiliyor. Şöyle ki tabanımızda zaman zaman mercimek büyüklüğündeki fibrostik kistler beliriyor. Zikr olunan noktalara yapılan tazyiklerle bedenin “kendini iyileştirme gücü” harekete geçiriliyor. Dr Riley sırf bu iş için titreşimle çalışan bir masaj aleti yapıyor. Eunice Ingham ise sistemin “kuram ve kuralları” (nazariye ve kaideler) üzerinde kafa yoruyor (1930). Tecrübelerini “Stories the Feet can tell” ve “Stories the Feet Have Told” adlı kitaplara geçiriyor. Son yıllarda yurdumuzda da konuya meyleden ilim adamlarımız var. Psikoakademi Refleksoloji Merkezi ile Fatih Üniversitesi arasında imzalanan protokole göre eğitim programı da başlayacak. Bunun iki yılı teorik ve pratik olacak, son bir yıl ise staj.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT