BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Şehirler temizlendi yürekler yanıyor

Şehirler temizlendi yürekler yanıyor

Türkiye’nin yüreğini yakan Marmara Depremi’nin üzerinden seneler geçti. Ancak acılar hâlâ ilk günkü gibi taze.



BÜYÜK FELAKETİN 12. YIL DÖNÜMÜ YENİDEN AYAĞA KALDIRILDI Marmara bölgesini yerle bir eden 17 Ağustos depreminin izleri meydanlardan silindi. Şehirler yeniden imar edildi. Ancak yakınlarını kaybedenler acısını hâlâ dün gibi yaşatıyor. ACILARA TUTUNDULAR Kimisi sevdiğinden kalan bir eşyayı, kimisi onlara aldığı hediyeyi saklıyor. Kimisi kaybettiklerinin fotoğrafına bakmaya cesaret bulamıyor. Kimisi de hâlâ gelir diye bekliyor. Bugün Marmara bölgesini 45 saniyede yerle bir eden asrın felaketinin yıl dönümü. Gölcük merkezli depremde 18 bine yakın kişi öldü, onbinlercesi de yaralandı. Yüz binlerce kişinin evsiz kaldığı depreme yakalananlar, her yıl dönümünde o anları adeta yeniden yaşıyor. Tam 12 yıl geçti aradan. Kocaeli, Sakarya, Yolova ve Düzce yeniden imar edildi. Alt yapı, üst yapı ve kentsel dönüşümle bambaşka şehirler çıktı ortaya... Ama meydanlardan silinen deprem, gönüllerden bir türlü silinip atılamıyor. O gün yakınlarını kaybedenlerin acısı taptaze duruyor. ÇIĞLIKLAR HÂL KULAĞIMDA Kocaeli’de depremde eşi, oğlu, gelini ve torununu kaybeden emekli 81 yaşındaki emekli astsubay Ali Yılmaz, yıkılan evinin enkazında bulduğu eşi ve oğluna ait fotoğrafa her sabah bakarak özlem gideriyor. Başiskele ilçesindeki evinin enkazı altından 4.5 saat sonra kurtarılan Ali Yılmaz, “O 4.5 saat hayatımın en zor dönemiydi. Her yerden çığlık geliyordu. Kurtarılana kadar bağırışmaları dinledim. Aradan 12 yıl geçti fakat daha yeni yeni kendime geliyorum ve toparlanıyorum. Bazen yattığımda, enkaz altında kaldığım sürede duyduğum o bağırışmalar kulaklarımda çınlıyor. Depremden sonra enkaz yığınları içerisinde eşimin, oğlumun ve torunumun fotoğraflarını buldum. Her gün kalktığımda onlara bakarak özlem gideriyorum. Allah kimseye eş, evlat ve torun acısı yaşatmasın” dedi. Emekli astsubay Ali Yılmaz, 4.5 saat enkaz altında kurtarılmayı beklediği depremde eşini, oğlunu, gelinini ve torununu kaybetti. 4 yakını ölen Ülkü Karahan, kızıyla hayata tutundu. Öldü diye attılar, iki gün cesetlerin altında yaşadı! Depremde eşi, oğlu, annesi ve kardeşini kaybeden Ülkü Karahan, enkaz altında 48 saat birlikte kaldığı kızı sayesinde yeniden hayata tutundu ancak ölen oğlu ile eşinin fotoğraflarına 12 yıldır bakamıyor. Karahan, “Enkaz altında zamanı ezan sesleriyle tayin etmeye çalışıyordum. Kızım 5 yaşındaydı. Enkaz altında ağzı, bileğime denk gelmişti. ‘Sesim çıkmazsa bileğimi ısır’ dedim. Acısıyla diğer insanlara ses verip, en azından çocuğumun kurtarılabileceğini düşünüyordum. Dozerler üzerimizdeki molozları alırken ayağıma inşaat demiri saplandı. Kızımı tedavi altına alıp, beni öldü zannederek hastane bahçesinde ölülerin arasına attılar. 2 gün burada ölülerle kaldım. Üzerimde 2-3 tane ceset vardı. Ama kendimde değildim. 2 gün sonra ise cenazeler ceset torbalarına konulmaya başlandı. Bu sırada görevlilerden biri benim yaralı bacağıma dokununca hafif bir ses çıkarmışım ve görevliler hemen hastaneye götürmüş. Ondan sonra da 3 ay tedavi oldum. Kızımı bu süre zarfında göremedim. Oğlum ve eşimin öldüğünü ise 3 ay sonra söylediler. Şimdi onların isimlerini söyleyemiyorum. Fotoğraflarına 1 kez bile bakamadım. Bakacak cesareti kendimde bulamıyorum” şeklinde konuştu. Rıza İncekara, oğlunu ve eşini kaybetti. Harçlığını çerçeveletti Kocaeli depreminde 15 yaşındaki oğlunu ve eşini kaybeden 58 yaşındaki Rıza İncekara, evladının cebinden çıkan kağıt parayı çerçeveletip astığı evinin duvarında muhafaza ediyor. Kızının ve kendisinin 96 saat sonra enkaz altından çıkarıldığını belirten İncekara, “Oğlumun cenazesine 16, eşiminkine ise 20 gün sonra ulaşabildik. Onlar hiç aklımdan çıkmıyor. Oğlumun kıyafetlerini kontrol ederken, depremden önceki gece ona verdiğim harçlıktan kalan para çıktı. Bu parayı aldım, çerçevelettirdim ve duvara astım” diye konuştu. Firdevs Akgül, depremin olumsuz etkilerini üzerinden atamadı. ACILI ANNE İLAÇLA YAŞIYOR 1999 yılındaki Marmara depreminde 2 katlı binanın enkazında 12 yaşındaki kızını kaybeden, eşi ve oğluyla birlikte beton yığınları arasından çıkarılan Firdevs Akgül (48), 12 yıldan beri panik atak tedavisi görüyor. Akgül, betonarme binalara giremediği için Dernekkırı Mahallesi’nde depremzedelerin geçici olarak konaklamaları amacıyla inşa edilen ve bakımsızlık sebebiyle harabe haline gelen prefabrike konutlarda yaşama mücadelesi veriyor. Erkan Saraç, depremi Ağrı’da hissetmiş. Hediyeleri saklıyor! Ağrı’da vatani görevini yaptığı sırada Marmara depreminde 1.5 yaşındaki oğlu ve hamile eşini kaybeden Erkan Saraç, onlara aldığı hediyeleri 12 yıldır saklıyor. İzmit’teki Arızlı Irak Konutları’nda yaşayan Erkan Saraç, “Depremde askerdeydim. Nöbet sırasında sanki içimden bir şey koptu. O sırada tabii deprem olmuş. Birkaç gün boyunca Kocaeli’den haber alamadım. Ardından izin isteyip İzmit’e gittim. Evimiz tamamen yıkılmıştı. Oğlum annesinin kucağında vefat etmiş. Sonra kendimden geçmişim. İzne gelirken öldüklerini bilmeden eşime ve oğluma aldığım hediyeleri 12 yıldır saklıyor, hatıralarını yaşatıyorum” şeklinde konuştu. Nilgün Karamert, yıllardır kızını bekliyor 12 senedir kızını arıyor Depremde kaybolan kızını 12 yıldır arayan annenin acısı dinmek bilmiyor. Asrın felaketine Gölcük Kavaklı’da bulunan evlerinde yakalanan Nilgün Karamert 12 saat enkaz altında kaldı. O sırada 6 yaşında olan kızı Gözde’den o gönden beri haber alamadığını belirten Karamert, “Şu an 18 yaşında olan Gözde’nin başka bir ailede olduğuna inanıyorum. Kimse bana yardımcı olmadı. Devletten sadece kızımı bulmasını istiyorum. Yaşadığını biliyorum. Her günüm onu düşünerek geçiyor. Gözde’nin iki kardeşi oldu onlara sürekli ablalarını anlatıyorum. Çaresizlik çok zor. Ölmüş olsa mezarını bulur bir dua ederdim kızıma. Böylesi çok zor” dedi. BURASI ESKİDEN MEYDANDI! Değirmendere Sualtı Topluluğu Kulübü, 1999 depreminde sulara gömülen Çınarlı Meydanı’na dalış yaptı. Suların altında kalan 3 katlı otel, otomobiller, traktörler ve dimdik duran çınar ağaçları hâlâ o günlerin izlerini taşıyor. Kulüp Başkanı Murat Kulakaç, “Zamanında yürüyüp çay içtiğimiz meydana şimdi dalış yapıyoruz. Şimdi bu çöken bölge doğal bir resif alanı oldu. Her daldığımızda ilk günkü acıları yeniden yaşıyoruz” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT