BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yollarda telef oluyoruz

Yollarda telef oluyoruz

Ramazan ve Zafer Bayramlarını bir arada sevgiyle yaşadık. Karayolları Trafik ve Yol Güvenliği Araştırma Derneği 9 günlük bayram tatilinin ardından yola çıkan yaklaşık 20 milyon vatandaş, 6 milyon hususi ve ticari araç ile 64 bin km olan Türkiye karayollarında yoğun bir trafik yaşanacağını belirtmişti.



Ramazan ve Zafer Bayramlarını bir arada sevgiyle yaşadık. Karayolları Trafik ve Yol Güvenliği Araştırma Derneği 9 günlük bayram tatilinin ardından yola çıkan yaklaşık 20 milyon vatandaş, 6 milyon hususi ve ticari araç ile 64 bin km olan Türkiye karayollarında yoğun bir trafik yaşanacağını belirtmişti. Can kaybı olmaması için internet, SMS ve çeşitli iletişim araçları kullanılmıştı. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı denetlemelerini sürdürmüş olsa da, yaklaşık 170 ölü ve 1000’e yakın yaralı vatandaşımız bu kötü tabloda yer almış. Trafik sözcüğünün (Fransızca ve İngilizce Trafik İtalyanca Trafico, Osmanlıca Seyrüsefer) Meydan Larousse’a göre anlamı şu: Yayaların, hayvanların ve taşıtların karayolu trenlerin demiryolu, gemilerin denizyolu, uçakların havayolu üzerindeki hareketi. Bir yerde hareket olduğu zaman, orada bir sürtüşme, çarpışma olmaması için bir düzen kurmak, kurallar koymak gerekir. Taşıt sayısının çok artmasıyla önce ABD ve İngiltere’de 1900’lerin başında ilk trafik kuralları konmaya başlandı. Amaç çok yalındı: Can kaybını, yaralanmaları önlemek, düzgün trafik akışını sağlamak. Bu kurallar, yani trafik kuralları giderek ufak farklılıklarla uluslararası hale geldi. Tabii biz de aynı kuralları uyguluyoruz. Hayır uygulamıyoruz! Cezanın ve denetimin önemi Kazaların nedenlerini 3 maddede toplayabiliriz: *Maddi altyapı eksikliği *Taşıtların durumu *Sürücü-yaya hataları İlk 2 madde ayrı bir yazı konusudur. Bu nedenle üçüncü maddeyi ele alacağız. Her alanda olduğu gibi trafikte de işi insanların sürücülerin kişisel tercihlerine bırakamazsınız. Kişisel tercihler subjektiftir ve insan çok az istisna dışında bencildir. İnsanların kişisel tercihlerine dayanarak cennet oluşturmak mümkün olsaydı her sorun çözülürdü. Tüm toplumu ilgilendiren bu konuda çözüm kuralları ve kurallara uymayanları ceza vermektir. Cezanın bir tek amacı vardır: Caydırmak. Yani kişi kendine herhangi bir çıkar sağlamak için kural dışına veya yasa dışına çıktığı an yakalanırsa ödeyeceği bedelin alacağı cezanın elde ettiği çıkardan çok yüksek olduğunu bilmeli bunu her an hissetmelidir. Peki bizde cezalar nasıl? Cevap acı; bizde cezalar komik. Bizdeki cezalar sürücüleri âdeta suça teşvik ediyor. Şöyle bir konuşmayı Türkiye’de çoğu kimse yadırgamaz: “Abi geçen akşam 7 kişiydik, Etiler’de iyi bir lokantaya gittik, epey yedik içtik, hesap makul, 350 TL, oradan Boğaz manzaralı bizim diskoya geçtik bi 450 TL de orada bıraktık. Yanımda bildiğin kız, sabaha karşı 3.5’ta eve giderken trafik çevirdi, verdim 30 TL geçtim gittim. Abi zaten garsona 20 TL, kapıdaki otoparkçıya 20 TL bırakmışım...” Sonuç; Aynı sonuca çıkan 2 alternatifimiz var, ya doğanın, bilimin, teknolojinin, ahlakın kurallarına uyarak aklımızı kullanıp bu faciayı, katliamı uygar ülkeler gibi durduracağız veya hayat ve doğa, evrensel kurallarını kafamıza vura vura her yuvadan bir veya birkaç cenaze çıkartarak bizi yola getirecek.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT