BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üç maddelik lâfım var!..

Üç maddelik lâfım var!..

Madde bir; Frank Rijkaard Galatasaray’da, Luis Aragones Fenerbahçe’de, Vicente del Bosque Beşiktaş’ta ne yaptıysa (... yapamadıysa), Guus Hiddink de Milli Takım’da, onu yaptı (... yapamadı)!.. Avrupa’nın, hatta dünyanın en ünlü ama “başarıya doymuş” hocalarını getiriyoruz; gelirken “bizi küçümsüyorlar”, aldıkları para, alacakları tazminat onlar için daha önemli, bize hep yukarıdan bakıyorlar; sonuç?..



Madde bir; Frank Rijkaard Galatasaray’da, Luis Aragones Fenerbahçe’de, Vicente del Bosque Beşiktaş’ta ne yaptıysa (... yapamadıysa), Guus Hiddink de Milli Takım’da, onu yaptı (... yapamadı)!.. Avrupa’nın, hatta dünyanın en ünlü ama “başarıya doymuş” hocalarını getiriyoruz; gelirken “bizi küçümsüyorlar”, aldıkları para, alacakları tazminat onlar için daha önemli, bize hep yukarıdan bakıyorlar; sonuç?.. “Ben idmana çıkarım, maç günü saha kenarında dururum, takımı yapar, taktiği veririm, işim biter, gerisi profesyonel olması gereken futbolculara kalır, bana ne” zihniyeti içinde, Türk futboluna, futbolcuna “yabancı kalarak” hocalık yaptıkları için, sonuç “onlar” bakımından da, “yönettikleri takımlar” bakımından da ortada!.. “Başarıya aç”, takımlarını “içtenlikle, heyecanla kucaklayacak” hocalardır, bizi ve takımlarımızı başarıya götürecek!.. “Derwall” demeyiniz; zira “Alman Milli Takımı’nın başından adeta kovulmuştu”; yepyeni bir dünyada “daha ölmediğini” eski dünyasına göstermek için, “başarıya aç” bir genç teknik adam gibi, “onurlu” bir insan gibi, geldi, sahiplendi; başardı ve “gönüllerin hocası” olarak ülkesine “başı dik” döndü!.. Şimdi, “yabancı arayacak vaktimiz yok” ve de zaten “isteyen” de yok!.. “Yeniler var”; Ertuğrul Sağlam gibi, Abdullah Avcı gibi, “eskiler var”; Şenol Güneş gibi, Mustafa Denizli gibi, Yılmaz Vural gibi!.. Eğer “sabır gösterebilirsek” yenilerden birini getirelim, gösteremeyeceksek, Milli Takım’a da, “genç” hocamıza da yazık etmeyelim!.. Ben “önce Ertuğrul Sağlam, sonra Abdullah Avcı” derim, Federasyon önceliği “Abdullah Avcı’ya verirse” de, itiraz etmem; “yakışır”, ama asıl “onun kendisini yakıştırması” gerek!.. Madde iki; “Küfür”; işte sadece spor sahalarında değil, hayatta da “en sevmediğim” ve “kabul edemediğim” şeylerden biri; hele hele “cinsel” içerikli küfürlerden nefret ederim!.. “Canım ne var bunda, deşarj oluyor, insanlar” diyerek küfre hoşgörü ile yaklaşan “duayen” yorumcularla hayat boyu da bu konuda anlaşamadım, zaten!.. Sporculara, hakemlere, yöneticilere, teknik direktörlere “küfür etmek”, doğrudan tertemiz olması ve kalması gereken spora küfür etmek, onu lekelemek değil midir?.. “Küfür eden” seyirciyi hoş görmek mümkün değildir, cezaların “en ağırını hak edenler” de onlardır, zira “tribün eşkıyalığı ve şiddet, spora küfre girmiştir” ve hâlâ içinden çıkamıyoruz!.. Onun için, milli maçta, “tepki göstermeyi” mazur , hatta “haklı” görebilirim ama, küfrü “haklı” görmem mümkün olamaz, ayıptır, çirkindir, spora ihanet, insana hakarettir!.. Ama, sporcunun da, hele hele takımlarının, dahası milli takımın kaptanlığına kadar yükselmiş futbolunun da, “küfür etmemek için, tribündeki seyirciden, taraftardan çok daha dikkat etmesi gerekir”; eğer “tahrik” diyerek, sporcunun küfrünü, el-kol-bacak hareketlerini hoşgörüye sokarsak, o zaman tahriki “seyirci için” de “geçerli saymak” ve suçu, “hafife almak” durumunda kalırız, ki, “bu” kabul edilemez!.. Hele hele milli maçı yorumlayan “bunca yılın tecrübelisi” Rıdvan Dilmen’in “fanatik bir taraftar gibi”, öfke içinde kendisini kaybederek, “ağzından çıkanları kulağının duymayacağı” kadar mikrofonda ileri geri lâflar etmesi, hiç kabul edilemez!.. Rıdvan’a da, Volkan’a da, Emre’ye de sormak gerek, çok haklı olarak tepki gösterdiğiniz o “küfürbaz” seyirciden ne farkınız kaldı?.. Sizler, tahriki, küfürlerinizin ve öfke saçan sözlerinizin “mazereti olarak” önümüze koyuyorsanız ve de bu bahaneyi “makul kabul etmemizi” bekliyorsanız, aynı hoşgörüyü “küfür eden” seyircinin de beklediğini ya da “bekleyeceğini” unutmamanız gerekir Sizler hiç “hoca-cemaat” kıssasından hisse çıkarmaz mısınız?.. Madde üç; “Bunca rezaletten sonra”, Milli Takımlardan sorumlu Federasyon üyesi Cüneyt Tanman kardeşimiz demez mi; “Biz mahalle takımı yönetmiyoruz!..” Bak sevgili Tanman, iyi bilesin ki, mahalle takımı bile “böyle” yönetilmez!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT