BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir de beni dinleyin!

Bir de beni dinleyin!

Bizim en önemli problemimiz ‘kendi yağımızla kavrulalım’ paradigmasını yıkmaktı. İnönü devrinin temel stratejisi bu idi. Anadolu insanının alın teriyle ürettiği tarım ürünlerinin ham madde olarak ihracatı ile petrol ithalatını karşılama dışında geliştirilmiş bir vizyon yoktu.



Bizim en önemli problemimiz ‘kendi yağımızla kavrulalım’ paradigmasını yıkmaktı. İnönü devrinin temel stratejisi bu idi. Anadolu insanının alın teriyle ürettiği tarım ürünlerinin ham madde olarak ihracatı ile petrol ithalatını karşılama dışında geliştirilmiş bir vizyon yoktu. Yıllarca okullarda beyinlerimize çakılan ‘Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı’ sloganı dışa kapalı ekonomik bir sistemi genlerimize yerleştirmişti âdeta. Ağır vergilerle sürdürülen bu politika milleti tam bir sefalet içinde ‘devletin ihsan edeceği bir lokma ekmek ve bir metre bez’e muhtaç şekilde yaşamaya yıllarca mahkûm etmişti. Devlet; ‘ekonomik olarak refaha kavuştuğu takdirde sürdürülmek istenen rejimi sorgulamasını önlemek için’ milletin ekonomik problemlerle boğuşmasını yıllar boyu âdeta teşvik etti. Sonra dünya konjonktüründe meydana gelen demokratikleşme akımı bize de yansıdı ve ülkemiz ellili yıllardan itibaren liberal ekonominin ilk adımlarını atabildi. Bu andan itibaren ‘devletçi’ zihniyetle ‘milletçi’ zihniyet bazen seçimlerle bazen darbelerle iktidarı ele geçirerek kendi politikalarını uygulamaya gayret ettiler. Bu hengâme içinde her darbede darbe yiyen liberal ekonomi anlayışı; seksen darbesinden sonra muhteşem bir çıkış yapan Turgut Özal’la ilk olarak memlekette kök salabildi. Turgut Özal’dan sonra yaklaşık bir on yıl daha askıya alınan liberal demokrasi maceramız ikibinli yıllardan sonra ‘milletçilerin’ büyük gayretiyle şu ana kadar gelebildi. Aslında ellili yıllarda yarışa beraber başladığımız Japonya, Güney Kore, Malezya ve benzeri Uzak Doğu ülkelerinde bu kadar büyük siyasi çalkantılar yaşanmadığı için onlar bizi solladılar. Biz birbirimizi yerken onlar çalıştılar, teknolojilerini ürettiler, dünya çapında markalar geliştirerek ekonomik devler haline geldiler. Şimdi arayı kapatmak için elimize bir imkân geçti. Bu imkânı iyi değerlendirirsek önümüzdeki on-onbeş yılda bizim de dünya çapında markalarımız olmaması için bir sebep yok. Bütün dünya ile ticaret yapabilme kültürünü geliştirdik, kaliteli üretimin önemini büyük ölçüde kavradık, Rahmetli Özal’ın yıllar önce söylediği ‘Hizmet sektörünün’ ne demek olduğunu anladık. Gerek şirket gerekse devlet bazında yenilikçi yönetim kültürünü uygulayarak ve geliştirerek bütün kaynaklarımızı akıllıca kullanıp birinci lige çıkabiliriz. Benim bildiğim terörle mücadele böyle olur.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT