BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sofu Baba

Sofu Baba

“Bozuk dinler, kalbleri ve rûhları besleyemediği için, müziğin, her nevi çalgı sesinin nefislere hoş gelmesi, nefisleri beslemesi rûhânî tesîr sanıldı...”



Sofu Baba, Van evliyâsındandır. İsmi Mustafa Efendidir. Sofu Baba adıyla meşhûr oldu. Van eşrâfından Abdullah Tüfekçibaşızâde’nin torunu olup babasının adı Abdurrahmân Efendidir. On dokuzuncu yüzyılın son yarısında Van’da yaşadı. Seyyid Fehîm-i Arvâsî hazretleri her sene Van’a gelir, Şâbâniye Mahallesindeki câmide halka vaaz eder, ilim ve edep öğretirdi. Vaazlarına devâm edenler arasında Mustafa Efendi de vardı. Seyyid Fehîm hazretleri sıcak bir yaz günü dersine gelen talebeleri imtihan etmek maksadıyla; “Birisi olsa da Erek Dağından bir tabak kar getirse. Bir karlı su içseydik” buyurdu. Mustafa Efendi sessizce bu işe tâlib oldu. Binbir zorlukla kısa zamanda dağa gidip kar getirdi. O zaman Seyyid Fehîm hazretleri ona ismini sordu ve duâ etti. O sırada Mustafa Efendi’de bâzı haller görüldü ve ağlamaya başladı. Gönlü her şeyden boşalıp muhabbetle doldu. Seyyid Fehîm-i Arvâsî hazretlerine candan âşık oldu. Sonra hocası Van’da kaldığı müddetçe yanından hiç ayrılmadı. Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: “Müziğin bütün dinlerde büyük günâh olduğu, (Dürr-ül-müntekâ)da yazılıdır. İncîlin yasak ettiği müziği, sonradan papazların Hristiyan dînine soktukları Zerkânînin (Mevâhib-i ledünniyye) şerhi, beşinci cildinde uzun yazılıdır. Bozuk dinler, kalbleri ve rûhları besleyemediği için, müziğin, her nevi çalgı sesinin nefislere hoş gelmesi, nefisleri beslemesi rûhânî tesîr sanıldı. Bugünkü batı müziği, kilise müziğinden doğdu. Bugün yeryüzünü kaplayan bozuk dinlerin hemen hepsinde, müzik, ibâdet hâlini almıştır. Müzik ile, her nevi çalgı ile nefisler keyiflenmekte, şehvânî, hayvânî arzûlar kuvvetlenmektedir. Rûhun gıdâsı olan, kalbleri temizleyen ve nefisleri ezip, harâmlara olan arzûlarını yok eden, ilâhî ibâdetler unutulmaktadır. “SİM KALBİ ÖLDÜRÜR!” (Mekâtîb-i şerîfe)nin doksanıncı ve doksandokuzuncu mektûbları sonunda diyor ki: (Şarkı, tegannî çok dinleme. Simâ kalbi öldürür. Nifâk hâsıl olur). Doksanaltıncı mektûbda diyor ki: (Kalbde Allah sevgisini arttıran şiirleri, çalgısız ve fâsıklar olmaksızın dinlemek câizdir). Müzik, her nevi çalgı, insanları, alkolikler ve morfinmanlar gibi gaflet içinde, uyuşuk yaşatmaktadır. Böylece, nefisleri azdırarak, saâdet-i ebediyyeden mahrûm kalmasına sebeb olmaktadır. İslâm dîni, insanları bu âfetten, bu sonsuz felâketten korumak için, müziği kısımlara ayırmış, zararlı olanlarını harâm kılmış, yasak etmiştir...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT