BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bütün madalyaları toplasak yeterli mi?

Bütün madalyaları toplasak yeterli mi?

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Türkiye’nin lisanslı sporsu sayısı bakımından arzu edilen noktaya ulaşamadığını belirterek, “Maalesef ülke genelinde ulusal ölçekte lisanslı sporsu sayısı bakımından hâlâ arzu edilen yerde değiliz.



Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Türkiye’nin lisanslı sporsu sayısı bakımından arzu edilen noktaya ulaşamadığını belirterek, “Maalesef ülke genelinde ulusal ölçekte lisanslı sporsu sayısı bakımından hâlâ arzu edilen yerde değiliz. 74 milyonu aşan bir nüfusumuz var ama lisanslı sporcu sayısını hâlâ birkaç milyonun ötesine geçiremedik. Faal sporcu olarak adlandırılan kesim, lisanslı sporcu sayısının yüzde 15’ini maalesef aşamıyor” demiş. Bakanımız hem genç hem de atletik bir vücuda sahip... Gençlik ve Spor Bakanlığı için ısmarlama gibi oturmuş. Ülkemiz, gençlerimiz için çok şey yapmak, kalıcı izler bırakmak istiyor. Yapmak istediklerine “katılmıyorum” demek mümkün değil de... Kabul edelim ki Bakanın istediğinden çok daha fazlası gerçekleşti. 74 milyonun tamamı lisanslı sporcu oldu. Bunun sonucunda da katıldığımız Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonalarında bütün madalyaları topladık... Eee... Sonra ne olacak? Önce Rusya ve sonra Çin’e bakalım... Emir komuta zinciri içinde herkesi lisanslı sporcu yaptılar, madalyaları topladılar. Alınan madalyalar, halkın hayatına ne kattı? Daha özgür, daha mutlu, daha zengin mi oldular? Madalyalar, yalnızca zulmün allanıp, pullanıp süslenmesine, gözlerden gizlenmesine yaradı. Amaç, madalya olunca... “Spor kardeşliktir, spor barıştır, spor eğlencedir” gibi sözlerin hepsi unutulmakta. Madalyaya kavuşmak için her şey mubah sayılmakta. “Günümüzde spor ne içindir?” sualine cevap verebilmek için ta Çin’e gitmeye lüzum yok, Türkiye’ye bakmak yeter ama... Ne yapalım, şartlar, kulağı arkadan göstermeyi gerektiriyor. Türkiye’mizde spor, madalya içindir. Evet, “Bütün madalyaları toplasak, herkes lisanslı sporcu olsa” ne olacak? Ne mi olacak, yapay kahramanlarımızın sayısı artacak, hakikate, gerçeğe daha fazla sağır, daha fazla kör olacağız, ‘En büyük Türkiye, Avrupa duy sesimizi’ diye bağıracağız. Ama madalyaları toplamakla, herkesin lisanslı sporcu yapmakla ve ‘en büyük’ diye bağırmakla, daha büyük, daha güçlü ülke, daha mutlu, daha huzurlu fert olamayacağız. Spor’un sözlük tarifi, “Avcılık, binicilik, futbol, güreş gibi vücut ve beyin yeteneklerini geliştiren, eğlence de sağlayan işler” şeklindedir. Ülkemizde bu tarifteki sporu yapan kaç kişi? Sporun maddi vasıta olmasında bile yaya kaldık. Spor, kaç insanımızın ebedi güzelliğe ulaşmasına, ebedi saadete kavuşmasına sebep vesile oldu? Önce ‘Niçin spor?’ ve ‘Sporla hedef nedir’ sorusuna cevap vermedikçe ve hedef madalya oldukça... Yandık ki ne yandık? Eğlendirirken, spor yaptırırken, bedenen ve zihnen güçlü kılarken eğitmek, insanlığın ve kişinin kendisinin mutluluğuna vesile olacak hedefler vermek çok mu zor? “Beden, ömür, bilgi hepsi birer emanettir. Hesabı sorulacaktır. Bedeni sağlam, zihni çalışır kılmak zorundasın ve sahip bulunduğun nimetleri Hakkın rızasına uygun kullanmak mecburiyetindesin” demek mümkün değil mi? Bunları söylemek insanlığa, inancımıza, örfümüze aykırı mı? Ha, ne dersiniz?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT