BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir masal gibi...

Bir masal gibi...

Geçen cuma günü Rahmet-i Rahmana kavuşan Başyazarımız Yılmaz Öztuna çalışma disiplinine çok sıkı bağlı ve nezaket sahibi bir insandı. Anlatacağım bu üç olay, onun insani hasletlerini anlamanıza yeter de artar bile...



Geçen cuma günü Rahmet-i Rahmana kavuşan Başyazarımız Yılmaz Öztuna çalışma disiplinine çok sıkı bağlı ve nezaket sahibi bir insandı. Anlatacağım bu üç olay, onun insani hasletlerini anlamanıza yeter de artar bile... Rahmetli Hoca evinde çalışırdı. Çok elzem olmadıkça da dışarı çıkmazdı. Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve bakanların gezilerine davet edilir, ısrarlara rağmen katılmazdı. Bir gün boşlukta bulundum ve sordum: Efendim neden gezilere katılmıyorsunuz? Aldığım cevap; “Benim için arşivlerim çok önemli. Sürekli araştırma yapıyorum. Tarihçiler arşivlerinden kopamaz...” olmuştu. Rahmetli Hoca daktilo ile yazdığı yazılarını telefon eder elden aldırırdı. Bu uzun yıllar devam etti. Taa ki faks cihazı sahibi oluncaya kadar. Olacak ya bir gün yazısını kaybettik. Bulmak mümkün değil. Utana sıkıla aradım; Efendim yazınızı kaybettik. Eğer ikinci nüshası elinizde ise hemen alalım. Tatlı sert üslupla cevapladı sorumu; Akif Beyciğim, siz gazetecisiniz, bilmeniz lazım. Profesyonel gazeteciler hiçbir zaman iki nüsha yazmaz. Madem öyle, ben size yeniden yazayım. Aradan bir saat geçti yazı elime ulaştı. Okuyunca çok şaşırdım. Daha önce kaybettiğimiz makalede ne anlattı ise bu yazıda da cümlesi cümlesine aynısı vardı. Rahmetli Hoca okuyucusuna da büyük saygı duyardı. Hastaneye kaldırıldığının ertesi günü kendine gelir gelmez sormuş; “Gazete yönetimine ne söylediniz?” diye. Eşi Hatice Hanım da, rahatsızlığını bildirdik. Onlar da köşene “Rahatsızlığından dolayı bugünkü yazısını yazamamıştır” diye şerh koymuşlar... Rahmetli Hoca üzüntülü bir şekilde, “Keşke yıllık iznini kullanıyor” deseydiniz diye karşılık vermiş... Yılmaz Hocam nur içinde yat, mekânın cennet olsun... Maske Akdeniz Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ilk yüz nakli tıp dünyasında Türkiye’nin yüzünü güldürdü. Nakil yapılan Uğur Acar da sinek kaydı tıraştan sonra korkmadan aynaya bakmaya başladı. Bu büyük başarıyı kutlarken hocalarımızı gönülden tebrik ediyoruz. Ama bu soruyu da sormadan edemiyoruz. Devletimizi ve halkımızı dolandıran milli ve manevi değerlerimizi sömüren o kadar çok yüzsüz insan var ki, bunlarla nasıl baş edeceğiz? Acaba diyorum; bu “Yüzsüz”lere de yeni yüz taksak bünyeleri kabul eder mi?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT