BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yılmaz Öztuna’ya vefa gecesi

Yılmaz Öztuna’ya vefa gecesi

Kısa süre önce kaybettiğimiz Başyazarımız, Tarihçi Yılmaz Öztuna, ESKADER’in düzenlediği törenle anıldı. Geceye, Öztuna’nın sevenleri, meslektaşları ve mesai arkadaşları katıldı.



> Salih BİLİCİ Tedavi gördüğü hastanede vefat eden ünlü tarihçi, eski milletvekili ve gazetemizin başyazarı Yılmaz Öztuna için Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından bir anma toplantısı düzenlendi. Timaş Kitap Kahve’de gerçekleştirilen anmaya merhumun sevenleri, yakınları, tarihçi meslektaşları ve mesai arkadaşları katıldı. Açılış konuşmasını yapan Mehmet Nuri Yardım, “Öztuna için tarihi sevdiren adam diyorlar. O aynı zamanda ilkleri başlatan tarihçidir. Hizmetleri anlatmakla bitmez. Vefatından sonra bir arkadaş Bâ bıâlinin son başyazarı demişti. O sadece bir tarihçi değil aynı zamanda bir mütefekkirdir. Bizim neslimiz ondan çok şey öğrendi. Tarihçi Süleyman Bağlan da Cumhuriyet döneminden sonra unutulmaya terk edilen Balkan coğrafyası ve tarihinin Öztuna’nın çalışmalarıyla yeniden Türk insanının ilgi alanına girdiğini anlatarak “Öztuna hocamızın Rumeli tarihine ayrı bir ilgisi vardı. Balkanlar üzerine yaptığı araştırmaları şahanedir. Tarihteki meçhul birçok kahramanı araştırı p gün ışığına çıkarmıştır. Tarihimizin mühim bir eseri olan Bir Darbenin Anatomisi isimli kitabını ilk çıktığı anda almıştım. Cennetmekân Sultan Abdülhamid’i tanı mamıza vesile oldu. Kitapları tekrar tekrar okunması gereken bir tarihçidir” diye konuştu. GAZETEMİZDE 20 YIL ARALIKSIZ YAZDI Yazı hayatına Hayat Tarih mecmuasında başlayan Yılmaz Öztuna, Türkiye gazetesinde yazmaya, 1992 yılının Ocak ayında Tarih Sohbetleriyle başladı. 1995’te yazmaya başladığı başyazı ve Haftalık Durum yazılarını vefatından üç gün öncesine kadar devam ettirdi. Öztuna, 9 Şubat 2012’de vefat etti İLKLERİ BAŞLATAN TARİHÇİ Yazarımız İsmail Yağcı ise Öztuna’nın Topkapı Sarayı’nda asırlardır okunan Kur’an-ı Kerim’in tekrar okunmasını sağladığını belirterek şunları anlattı: “Yılmaz Hoca ısmarlama tarih yerine gerçek tarihi okutunca gençler uyanmaya başladı. Topkapı Sarayı’na mukaddes emanetlerin getirildiği 1517 senesinden itibaren, canlı olarak 24 saat Kur’an-ı Kerim tilavet ediliyordu. Sonra bu, bir yolla kesilmiş. Bunun tekrar hayata geçirilmesi için vesile olanların başında Yılmaz Öztuna gelir, bugün inanıyorum ki okunan hatimlerden onunda kabrine sevap gidiyor. Yapacağımız hizmetleri yarına bırakmamamız lazım. Gün bugündür. Önümüzde böyle örnekler var.” Kültür Tarihçisi Dursun Gürlek, konuşmasında “Mesele cilt cilt tarih kitapları yazmak değil. Tarihi yeni nesillere sevdirmek. İşte Öztuna bunu başardı” dedi.Tarihi okumaya Öztuna’nın kitaplarıyla başladığını anlatan Gürlek, şunları söyledi: “Kitaplarını al ıp okumaya başladığım o günden bugüne Yılmaz Öztuna ile aramda bir gönül dostluğum var. Belki biri ikisi hariç bütün eserlerini okudum. Öztuna bize tarihi sevdirdi. İnşallah ahrette sevdikleriyle birlikte olur.” KÜLTÜRÜMÜZE HİZMETLERİ KONUŞULDU Yazarımız İsmail Yağcı, Tarihçi İsmail Bağlan, Yazar Dursun Gürlek’in konuşmacı olarak katıldığı toplantıyı Mehmet Nuri Yardım yönetti. Toplantıda konuşmacılar, merhum başyazarımız Yılmaz Öztuna’nın tarihçi, yazar olarak kültürümüze hizmetlerini anlattı. TÜRKİYE tam kadro oradaydı Başyazarımız Öztuna’yı anma toplantısında, Yazı İşleri Müdürümüz Mustafa Bilim, Avrupa Baskıları Koordinatörü Ali İbrahimoğlu, Yazarlarımız Ünal Bolat, Muammer Erkul, Sefa Koyuncu, Enes Demiray, İHA’dan Hüdavendigar Onur ve daha çok sayıda mensubumuz yer aldı. Mesai arkadaşları anlattı Sohbet havasında geçen programda katılımcılar arasında bulunan Yazı İşleri Müdürümüz Mustafa Bilim ve yazarlarımız Ünal Bolat, Sefa Koyuncu ve Ali İbrahimoğlu ile Muammer Erkul’un yanı sıra Kemal Çiftçi, Ramazan Bakkal, Harun Yöndem, Zeki Yılmaz, Hüseyin Sarıkoç, Cezmi Bayram, Şadi Polat ve İsmetullah Güler de ünlü tarihçiyle ilgili anılarını paylaştılar. Mustafa Bilim, Öztuna hocanın iş disiplinini şu cümlelerle anlattı: “20 yıl boyunca yazılarını her gün saat 11.00’e kadar yazıp gönderirdi. Bilgisayar kullanmazdı. Terslik olmasın diye yazısını bir baştan bir de sondan fakslardı. Gün içinde önemli bir olay meydana geldiği zaman yeni bir yazı istediğimizde “Ne kadar sürem var” diye sorar, bir saat içinde de yeni yazısını gönderirdi.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT