BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bütün doktorların böyle olmasını istiyoruz

Bütün doktorların böyle olmasını istiyoruz

Sami Aydın ve Talip Yücel olduğunu sonradan öğrendiğimiz doktor ve görevliler gereken ilgiyi gösterip, süratle ve özenle müdahalede bulundular.



Annemi ve babamı, genç denecek yaşta kaybettim. Bu kayıplarda, doktor hataları bulunduğuna inanıyorum. Sonraları doktorlara karşı bir soğukluk hisseder, âdeta peşin hükümlü olmuştum. Ta ki Fatih 3 numaralı Sağlık Ocağı’nın kurucusu ve şimdiki Aile Hekimim Dr. Ogün Ali Rıza Bey’i tanıyana kadar... Bir bayram arefesi idi, Aile Hekimliği kavramı daha yeni yeni belirleniyordu. Saat 16.30’u gösteriyordu ve inanılmaz bir hasta kuyruğu vardı. İlk defa orada tanıdım Ogün Bey’i, “saat 19 da olsa bütün hastaların işi bitmeden gitmeyeceğim, sakin olun” diye seslenmişti. Sıra bana geldi, ön yargılı ve ürkek girdim içeri. Öylesine saygılı, öylesine görevine ve hastasına değer veren bir doktoru ilk defa görmüştüm. Şaşkınlık ve hayretle izliyordum kendisini, ben ve diğer hastalara karşı böylesine ilgili bir doktoru görmenin verdiği şoktaydım... İleriki günlerde Aile Hekimim olarak kendisini seçtim. Onun değerini ben ve diğer hastaları her geçen gün daha iyi anlamaktayız. Geçenlerde eşim çok kötü bir kaza geçirdi, saat 22.30’da elini kesti, çok fazla olan kanamayı kesmek için elini atkılarla sıkı sıkıya bağladık ve vakit kaybetmeden evimizin yakınında bulunan C... Hastanesine gittik. İlgililer bir bandaj yapıp, “damar cerrahı doktor ameliyatta, 2-3 saatten önce çıkmaz” diyerek bizi başlarından savdılar. Ç...’ya gittik, “üf nereden geldiniz” der gibiydiler, onlar da başlarından savdılar. Kanama devam ediyor ve hastanedeki sağlık görevlileri gerekeni yapmıyordu, neredeyse eşimin hayatı tehlikeye girecekti, son bir çare olarak Vakıf Gureba Hastanesi’ne yöneldik. Orada şansımız vardı, isimlerinin Sami Aydın ve Talip Yücel olduğunu sonradan öğrendiğimiz doktor ve görevliler gereken ilgiyi gösterip, süratle ve özenle müdahalede bulundular; o çaresiz anımızda güneş gibi doğdular... Herkesin böylesine hatıralarının bulunduğunu sanıyorum. Hastane koridorlarında yaşanan çaresizliği, çeken bilir... Çok şey istemiyoruz, sadece görevlerini yapsınlar yeter. Bu çaresiz durumlarda gösterilen birazcık ilgi, yapılan bir fedakârlık hayat boyu unutulmaz. Bu minnet duyguları, bunun karşılığı yapılan dualar parayla, pulla da ölçülmez... O bakımdan, diğer bütün doktorların da bu mümtaz insanlar gibi olmasını istiyor ve diliyoruz. Ayla Öztürk Bu sahtekârlığa kim dur diyecek? Milli Eğitim Bakanlığı’na; 19 yıllık hekimim, 2 yıldır da Aile Hekimi olarak görev yapmaktayım. Yıne sınav öncesi günler ve yine imtihana girecek öğrencilerin ve biz doktorların “sahte rapor” çilesi başladı. Türkiye’nin her yerinde, senelerdir, aynı sınav öncesi doktor-öğrenci diyalogları yaşanıyor. Çocuk ve gençlerin eğitiminden sorumlu öğretmenler ve Bakanlık, bile bile onları bu sahtekârlığa teşvik etmekten vazgeçmediler. Bu kadar çözüm bulunamaz bir problem midir ki, bir türlü değiştirilemiyor? Bizler söylemekten bıktık, usandık, ilgililer gözlerini kapatmaktan vazgeçmedi. Eğitim çağındaki çocukların, sahtekârlığa, eğitimciler tarafından teşvik edilmesine mi üzülelim; bir taraftan sağlık giderlerini kısıtlamak için türlü türlü tedbirler alınırken, öbür taraftan sağlık kurumları çalışanlarının sahte evrak düzenlemekle meşgul edilmesine mi kızalım? Öğretmenleri tarafından sahte belge almaya teşvik edilen çocuklardan, kopyacılık, sahtecilik, dolandırıcılık, yalancılık beklenmez de ne beklenir? Doğru, dürüst, çalışkan, hak ederek başarı kazanan insanlar olmaları mı? Bu gidişle daha çok ÖSS, KPSS vs. sahtekârlıkları yaşanacak. Bu memlekete yazık, çok yazık... Dr. Z. Duran Bir öğrenci öğretmenden ne bekler? Yapılan araştırmalara göre; öğrencilerin öğretmen beklentilerinde, ilk sıralarda, öğretmenin öğrenciye karşı güler yüzlü olması ve iyi karşılaması gelmektedir. Okuldan ayrılırken, güler yüzlü bir şekilde, iyi dileklerin iletilmesi de beklenen davranışlar arasındadır. Saygıya dayalı ve göz temasının kurulduğu bir iletişim beklentisi de öne çıkarken; kendilerine özel zaman ayrılması ve özel problemleri ile yakından ilgilenilmesi beklentisi de dikkate değer. Öğrenci-öğretmen ilişkisinde, öğretmenin ufuk açıcı, yüreklendirici yaklaşımının yanında, hayal dünyasını geliştirecek ev ödevleri vermesi de beklenen davranış biçimidir. Verilen ödevlerin nasıl yapılacağını, kaynakların nerelerden bulunacağını da öğretmenlerin göstermesi gerekmektedir. Son zamanlarda verilen ödevlerin internet kafe çalışanlarınca yapıldığını göz önüne alırsak, ödevlerin amaca hizmet etmesi için öğretmenlere bu konuda büyük görevler düşmektedir. Öğretmen-öğrenci ilişkisinde özel zevkler, ilgiler, yetenekler konularında da öğrenciler konuşmak istiyorlar. Öğretmenin öğrenci ile ilgili merak ettiği hobileri, boş zaman etkinlikleri, özel zevkleri konularında yapılacak bir sohbet, öğrencilerin kendilerini özel hissetmelerine yardımcı olacaktır. Öğrencinin defterine, çantasına ya da dolabına, motive edici ifadelerin bulunduğu küçük notların konması da önemlidir. Zaman zaman konu dışı olsa da, sorulacak sorulara cevap alma beklentisi de dikkate değer. Ayrıca öğrenciler başarılı olacaklarına inanılmasını ve bu konuda kendilerinin yüreklendirilmesini de istiyorlar. Öğrenciler ile kolay ve sağlıklı iletişim içerisinde olmak isteyen öğretmenlerimiz için, araştırmalara dayalı birkaç beklentiden söz ettim. Şüphesiz bu konuda çok daha başka beklentiler de bulunabilir. Ahmet Günay (Psikolojik Danışman) > Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/ İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT