BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİRAZ DA ŞAKA/ Ödül sanayii...

BİRAZ DA ŞAKA/ Ödül sanayii...

Ülkemizde muazzam bir ödül sektörünün bulunduğunu ve bu alanda milyarlarca lira aktığını biliyor muydunuz?



Ülkemizde muazzam bir ödül sektörünün bulunduğunu ve bu alanda milyarlarca lira aktığını biliyor muydunuz? Gerçekten de; Türkiye’de ödül töreni yapılmayan birkaç gün veya gece mevcut. Üstelik bu merasimler, medya organlarında da ballandıra ballandıra anlatılır, lânse edilir, adetâ göklere çıkartılır. Ve galiba, en fazla ödül dağıtımı da mesleğimizde tecelli ediyor. Çok ciddi organize edilmek istenmesine rağmen, her seferinde beraberinde çeşitli dedikodular, iddialar hatta suçlamalar getiren ödül törenleri böylece zamanla “zararlı” hale geliyor denilebilir. Zaten sayıları üç veya dördü geçmeyen ödüller; eş, dost, ahbap veya iş başında bulunan bürokratlar, finansörler arasında paylaştırılır. Bir gecede onlarca ödül dağıtılırken, plaket, heykelcik, madalya, rozet gibi yüzlerce materyalin yapımı, elbette bir sektör doğuracaktı. Ödül ihsanı, o kadar çeşitli dallarda yapılmakta ki, akıllara durgunluk verecek derecede gerekçeler bulunmakta. Nerdeyse, “Kemal Sunal filmlerini en çok izleyen seyirci” veya “Ferdi Tayfur’u can kulağıyla dinleyen bay” belki de “Gazetedeki fal köşesinin en sadık okuyucusu” hatta “En fazla politikacı ismi bilen vatandaş” ödülleri ihdas edilecek. Çünkü hemen hemen bu sahaların dışında her hareket, her aktivite için ödül icad edilmiş bir ülkedeyiz. Bu enflasyon içinde “Sedat Simavi” gibi ciddi ödüllerin de karışmasına insanın gönlü razı olmuyor. Geçenlerde Pideciler Derneği’nin “altın buğday” ve yeni kurulmakta olan bir kitabevinin “İstikbaldeki en iyi okuyucu” ödüllerini verecek “renkli şahsiyet” bulma sıkıntısı çekildiğini duydum. Aslına bakarsanız, böylesine çelişkiler içinde yaşayabilmek bile ödüle müstahak olduğuna göre, 60 hatta 70 milyon plâkete ihtiyaç var.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT