BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yetimlere yeter mi?

Yetimlere yeter mi?

İHH İnsani Yardım Vakfı, Afrika’nın en fakir ülkelerinden Gana’da yetimleri yalnız bırakmadı.



GEZİ YAZISI OSMAN SAĞIRLI osman.sagirli@tg.com.tr / twitter.com/osmansagirli DEFTER YERİNE DUVAR Gana’daki okullarda yoksulluktan defter ve kitap sahibi olamadıkları için sınıf duvarları bu amaçla kullanılıyor. Sınırları cetvelle çizilmiş bir Afrika ülkesine daha gece yarısı adım atıyorum. Uçaktan inenleri karşılamaya gelenler arasında yakınlarından çok sivrisinekler var. Adam adama markaj. “Nereden geldin nereye gidersin?”, “ Paran pulun ne kadar?” tarzı formalite soruların ardından artık Gana’dayız. Gazeteci olarak adım attığım 35. Afrika ülkesi... Afrika’nın benim için ayrı bir önemi var. Neresine bakarsan ayrı bir dram. Yerin altının zengin üstünün ise alabildiğine fakir olduğu enterasan bir coğrafya. Hal böyle olunca da garibanlığın ve yetimliğin atadan miras bırakıldığı “kara kıta”... İşte tam da bu amaçla bu ülkedeyiz. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, Türkiye’den şefkat köprüsü kurduğu yüzlerce yetim ile randevumuz var. Yetim dediğin gözü yaşlı boynu bükük olur... YOL KENARI ÇOCUKLARI Sabah erken saatlerde Gana İslamic Council for Dev. Humanitarian Services Başkanı Şeyh Mustafa İbrahim ve adamları otelin kapısında beliriveriyor. Program yoğun. Dışarıda 38 dereceyi bulan havaya atlas okyanusu da nem desteği verince ortalık saunaya dönüyor. Akra’nın sokaklarında durduğumuz her ışıkta seyyar satıcıların birkaç parça ürün satma çabalarını atlatıp nihayet yetimlerle buluşacağımız alana varıyoruz. Şeyh Mustafa İbrahim, buluşacağımız yetimlerin bir çoğunun kardeş olduğunu hayat şartlarının zorluğundan ötürü buradaki bazı çocuklarının anne ve babası olduğu halde yol kenarlarına terkedildiğini anlatıyor. “Analı babalı yetimler de göreceksiniz. Çocuklarla konuşurken lütfen buna dikkat edin!” diye ikaz ediyor. HÜZÜN DE SEVİNÇ DE GİZLİ Bir otobüs dolusu yetim nihayet bahçe kapısında görünüyor. Avukat Uğur Yıldırım ve Harita Mühendisi Fatih Kafalı otobüsteki çocuklardan daha heyecanlı. Bembeyaz elbiseler içindeki yetimler bir anda etrafımızı sarıyor. Kimi ürkek bakışlı kimi boynu bükük... İHH’nın hazırladığı hediyeler çocuklara tek tek dağıtılıyor. Birlikte yemekler yeniyor. Uzaktan uzağa izliyorum. Yıllarca hüznünü gizleyen çocuklar sevinçlerini bile duvar dibinde ağacın arkasında yaşıyor. Ertesi gün çocuklarla tekrar piknikte buluşuyoruz. Yüzleri kara yürekleri ak yüzlerce çocuk piknik alanında doyasıya eğleniyor. Kimi halat çekme yarışmasında, kimi ipte asılı elmaya ulaşma telaşında, kaşıkta yumurta taşıyanlar ise görülmeye değer. Anlayacağınız ortalık cıvıl cıvıl... İHH, birkaç günlüğüne de olsa yetim çocukları doyasıya eğlendirdi. Halat çekme, ağızda yumurta taşıma ve ip atlama gibi yarışmalar düzenledi. Uçtu uçtu yetim bir kız uçtu. ONLAR KİRLİ BEYAZ Yetimlerin okuduğu okulları geziyoruz. Tahta barakalarla yapılan okulların derme çatma sıralarında Obroni, Obronii (beyaz adam) diye bağıran çocuklar öğretmenleri tarafından sert bir şekilde ikaz ediliyor. “These people Muslims, they are dirty white and colonial,” (Bunlar Müslüman, diğer kirli beyazlar gibi sömürgeci değil) diye ikaz ediyor. Öğrenciler, bir anda sus pus oluyorlar. Kimisi selam veriyor kimisi öğrendikleri tek tük arapça kelimelerle hal hatır ediyor. Ortadan bir perdeyle ikiye bölünmüş 100 kadar çocuğun bulunduğu bir sınıfı ziyaret ediyoruz. Sınıfa girer girmez çocuklar bizim selam vermemezi beklemeden “Ve aleyküm selam sir. How are you today” diye koro halinde selamlaşıp peşinden selavatı şerif okuyorlar. Ana sınıflarında ise çok farklı bir görüntü var. Çocukların kimi yerlerde kimi sıraların üzerinde uyuyor. Açıkcası kaylule yapıyorlar. İHH’nın hediyelerinden bol bol bırakıp yanlarından ayrılıyoruz. İHL’DE HIRİSTİYAN ÖĞRETMEN İHH’dan Uğur bir imam hatip lisesi görmek istiyor. Şeyh Mustafa anlamadığım bir şekilde bozuluyor. Uğur ısrar edince Birleşik Arap Emirliklerinin yaptırdığı bir okula götürüyor. Sınıflar oldukça düzenli. Ancak biz öğretmenlerle konuştukça zaten kekeme olan Şeyhin tedirginliği artıyor, sonrasında da yanımıza gelip, “Bu okulda Hıristiyan öğretmenler var. Açıkcası sizi buraya getirmek istemedim. Ancak okulu yaptıranlar burayı devlete teslim edince onlar da buraya kim denk gelirse gönderiyor. Bir İmam Hatip Lisesindeki Müslüman çocuğa Hıristayan öğretmen din adına ne verebilir? Lakin Müslümanlar olarak bunu bertaraf edecek gücümüz yok. Dahası yetişmiş öğretmenimiz yok” diyor. Güler misin ağlar mısın? ÇİKOLATA MEMLEKETİNDE ÇİKOLATAYA HASRET Gün sonunda en çarpıcı cümle Gana Dışişleri Bakanı’nın asistanı olan Ahmet Furkan’dan geliyor, “Abicim Gana, dünyadaki kakao üreten 5 ülkeden biri. Dünyada ise ikinci sırada. Ancaaak burada bir kakao çekirdeğini bile Nestleden habersiz toprağa atamazsınız, hasadını yapamazsınız, işleyemezsiniz. Bunu yaparsanız çok ağır müeyyidesi var” diyor. Aklıma Fransızların 1990 yılına kadar Komor adalarındaki yerli halkı Hindistan cevizi topladıkları için ölüm cezasına çarptırdıkları geliyor. Ki Ahmet yeniden söze giriyor, “Çikolatanın asıl maddesi olan kakaonun anavatanındaki bu çocuklar ne yazık ki çikolatadan mahrum. Keşke biraz çikolata getirseydiniz” diyor. Keşke, keşke demenin bir faydası olsa... 165 MİLYON YETİM Akşam otele dönerken yol boyu İHH Yetim Biriminden Sorumlu Başkan Yardımcısı Murat Yılmaz’ın İstanbul’da söyledikleri aklıma geliyor; “Dünya genelinde 165 milyon yetim çocuk var. Sıralamaya konsa bir çok devletteki nüfustan daha fazla. Bunların hepsine yetişmemiz tabii ki mümkün değil. Ama öteki dünyada bize hesap sorulduğunda hiç olmazsa birşeyler yaptık diyebilelim. Müslüman çocukların Hıristiyanların elinde eriyip gitmelerine göz yumamayız. Onlara buradan şefkat köprüsü kurup eğitimlerine, bakımlarına olabildiğimiz kadar destek olmak istiyoruz. Gidince göreceksin az bile söylemişsin diyeceksin.” Evet Murat Yılmaz az söylemiş. Zira Obroniler, sırf Amerika kıtasına işgücü bulmak amacıyla köle yaptığı sonrasında topraklarındaki elmas, altın ve petrol için öldürdüğü Afrika yerlilerinden sonra torunlarını da misyonerlik uğruna bir bir yok ediyor. Şimdilik İHH gibi kurumlar bu oyunun farkında diğerleri ise ne yazık ki seyrediyor. İHH’nın bakımını üstlendiği 100 yetim çocuktan bazıları... Yarışma değil sanki eziyet... Yetimlere hediyeler ve balonlar veriliyor. Bu bir yarışma kimin elinden ne gelirse... Bir şeker bile onları mutlu etmek için yeterli oluyor... Anaokullarında minikler için 1 saatlik kaylule (şekerleme)... Burası Afrika, bir tahterevalliye 10 kişi düşer... İster inanın ister inanmayın burası bir okul... NEREDE? Batı Afrika’da Atlas Okyanusu kıyısında, aşağı yukarı dikdörtgen şeklinde bir memleket. Gana’nın; güneyinde Gine Körfezi, kuzeyinde Yukarı Volta, doğusunda Togo, batısında Fildişi Sahili ve Yukarı Volta yer alıyor. Eski İngiliz sömürgeleri Altın Sahili ve Togoland’ın 1957’de birleşerek kurdukları Gana’nın nüfusu 26 milyon. Başkenti ise Akra...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT