BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Darbe kirliliğinden arınmak

Darbe kirliliğinden arınmak

En az son ikiyüz yıldır darbe tahakkümü altında kalmıştık. Bilhassa da Sultan Abdülaziz’den bu yana. Ölüm şekli, resmen netlik kazanmamıştır. O dâvâ, bugün de devam ediyor demektir.



En az son ikiyüz yıldır darbe tahakkümü altında kalmıştık. Bilhassa da Sultan Abdülaziz’den bu yana. Ölüm şekli, resmen netlik kazanmamıştır. O dâvâ, bugün de devam ediyor demektir. Sultan Abdülhamîd’in 33 yıllık iktidarı bir istikrar dönemidir. 31 Mart 1909’da tahttan hal edilmesi/devrilmesiyle birlikte Balkan Muharebesi, I. Cihan Harbi gibi harpler, siyasi suikastler ve darbeler yolu açılmıştır. İttihadcılar tarafından tahttan indirildiğinde ‘devleti on sene idare etsinler, yüz sene idare ettik desinler!’ demişti. Bu söz, Sultan’ın Ergenekoncuların ciğerini okuduğunu göstermekte. Ne kadar ibretliktir ki Ergenekon davaları, aşağı yukarı bu hadiseden bir asır sonra başladı. Yine aşağı- yukarı 12 Eylül darbe davası da 31 Mart darbesinden bir asır sonra açılmıştır. Daha ötesini tarih mahkemesi muhakeme eder ve hükmünü verir. Sultan Abdülaziz Han’dan bu yana olan bütün darbe ve suikastlerse yakın tarihe dahil olmaları hasebiyle hakim önüne çıkmalıdır. Bugün de bazıları için Sultan Aziz intihar etmiştir. Bazıları için 31 Mart hâlâ mürteci ayaklanmasıdır. Şeyh Said vak’ası, Kubilay Hadisesi, İstiklal Mahkemeleri, vs. bile resmi ideolojinin izin verdiği nisbet ve şekilde bilinmekte. Türkiye, Sultan Aziz’den bugüne dek yaşadığı bütün darbe ve suikastleri sorgulamakla değerleri yerli yerine oturtacak, kafa karışıklığından kurtulacak, yakın tarihiyle yüzleşip vicdani temizliğe kavuşacaktır. Sultan Abdülaziz, maktulse -ki mutlaka öyle- o zaman Midhat Paşa nasıl kahraman olur? Ezberler bozulmadan gerçekler öğrenilemez. Yakın tarihi iki safhaya ayırabiliriz: Sultan Abdülaziz’in Kur’an-ı kerîm okurken iki bileği birden kesilerek şehîd edildiği 30 Mayıs 1876 Tarihinden 27 Mayıs 1960’a kadarki birinci devre. Ve 27 Mayıs 1960’dan 27 Nisan 2007’ye kadarki ikinci devre. 31 Mart 1909’dan sonra hemen hemen her on yılda bir darbe olmuş, her darbe bir iktisadî buhranı/ekonomik krizi tetikleyerek milleti yoksullaştırmıştır. Balkan Harbi, Birinci Dünya Harbi, Sarıkamış Harekâtı, Çanakkale Muharebeleri, İstiklal Harbindeki toplam yarım milyonluk insan kaybının, milyonlarca toprak kaybının, II. Dünya Harbinde karneyle ekmek alma sıkıntılarının, 27 Mayıs idamlarının, 70’lerde beş bin gencin ölümüne sebep olan sol-sağ kavgalarının, 80’lerden bu yana süren ve en az elli bin vatandaşın hayatına mal olan bölücü terör eylemlerinin, bütün bunlardan doğan katrilyonlarca maddi kaybın sebebi darbelerdir. Onlar olmasa coğrafi olarak ne bu kadar küçülür ve ne de o kadar fakirleşirdik. Bu ülke bir buçuk asır boyunca darbelerle kirlendi. Darbe, insanlık suçudur, zaman aşımına uğramaz. Şimdi arınma zamanı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT