BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asker hastalığı

Asker hastalığı

İnşallah yakında bu ses kaydı furyası biter.. Bu bahiste gidişat iyi görünmüyor. Bundan üç dört sene önceki kayıtlardan farklı sonuçlar çıkarıyordum. Bugün dinleyince hüzünleniyorum. Bu kaydı ortalığa salanların maksadı başka olabilir. Bu maksat için uygun başlıklar atıyor olabilirler..



İnşallah yakında bu ses kaydı furyası biter.. Bu bahiste gidişat iyi görünmüyor. Bundan üç dört sene önceki kayıtlardan farklı sonuçlar çıkarıyordum. Bugün dinleyince hüzünleniyorum. Bu kaydı ortalığa salanların maksadı başka olabilir. Bu maksat için uygun başlıklar atıyor olabilirler.. Filanca paşa ya da albay seçmene sövdü. Hükümete ateş püskürdü. İntikamımız acı olacak dedi, biçiminde özetlenebilecek başlıklarla, “Bakın bunlar çok da masum değil. Maazallah dışarı çıkarlarsa ya da bu işin peşi bırakılırsa hepinizin anası ağlayacak” demeye getiriyor olabilirler. Ben bu kayıtlardan, bu kayıtların içeriğinden öyle bir sonuç çıkarmıyorum. Bir rahatsızlık olduğunu ve bu rahatsızlığın psikolojik olduğu sonucunu çıkarıyorum. Amerikalı askerlerin Vietnam Savaşı’ndan sonra yakalandığı hastalığa benzetiyorum. Onlar bu rahatsızlığa “Vietnam Sendromu” demişler. Ben de güzel bir isim buldum, incitici olacağı için paylaşmaktan çekiniyorum. Ama rahatsızlık üç aşağı beş yukarı aynı. İnsanları incitmeden kurum içi sohbet toplantıları ile bu rahatsızlığı daha fazla yayılmadan önlemek lazım. Her biri kendini cephe savaşının mağlubu gibi görüyor. Ama daha savaş bitmedi, diyor. Son kayıtta albay, “Ben namaz kılmayı bilmem.. Ama camilere gittim.. Namaz kılan personelimiz var mı, kamu görevlisi var mı, tespit ettim.. Resmî elbise ile cumaya giden var mı ona baktım. ... Bir astsubay vardı, kayıtlarda evli ve çocuk sahibi görünüyordu. Karın nerede, yok.. Davete getir, yok.. Köyüne adam gönderdim. Kadın çarşaflı.. Sadece gözleri görünüyor.. Gönderdik tabii adamı...” diyor. Bu rahatsızlıktır.. 30 sene, 50 sene bu insanların önüne düşman olarak bu insanlar konulmuş. Düşmanın sembolü de çarşaf, başörtüsü, cumaya gitmek vs.. Adamlar kendilerini işlerine kaptırmışlar. Şimdi dün düşman olarak gördüklerini ellerini kollarını sallar halde ortalıkta gezinirken görünce rahatsız oluyorlar. Bu rahatsızlıktan kurtulmaları emir komuta ile olmaz. Daha çok öfke birikir, kendilerine ve çevrelerine zarar verecek hale gelirler. Hepsini gruplar halinde Harp Akademilerinde toplayıp bunun uluslararası siyaset, uluslararası konjonktür, ne bileyim bölgenin değişen şartlarından kaynaklanan biraz sancılı bir dönüşüm olduğunu anlatmak lazım. Rahat rahat konuşup tartışıp asıl işlerine odaklanacak hale gelmeleri lazım. Dünyada 200’e yakın ülke var.. Herhalde subayı çarşaflı kovalayan, cumaya giden mensuplarını fişleyen ülke olmamıştır. Bizimkiler bu işi biraz fazla abartmışlar. Şimdi boşluğa düşmelerinin sebebi savaşı kaybederlerse düşman zannettikleriyle iç içe yaşamak zorunda kalacaklarını zannetmeleri.. Kolay atlatılacak bir travma değil. Tabii bu iş sadece konjonktürle, değişen şartlarla açıklanabilecek kadar kolay da değil. Bir fasit daire oluşmuş, imtiyaz kazanmanın, dokunulmazlık zırhına bürünmenin, terfi etmenin, saltanat kurmanın, ayakta kalmanın, talepleri küllemenin, aykırı sesleri bastırmanın tek yolu irtica gibi hayali bir düşmanı hep canlı tutmaktan geçtiği için alt kademelerde kendini bu işe kaptıranlar olmuş.. Onları rehabilite etmek lazım.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT