BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ârif Nihat Asya’nın çilesi -2-

Ârif Nihat Asya’nın çilesi -2-

Ârif Nihat ASYA’nın yayımlanmış 25 kitabı var. Bunlardan 16’sı şiir, 9’u nesir kitaplarıdır. O, şiiri nesrinden, nesri de şiirinden güzel olan Cumhuriyet devrimizin en önde gelen ediplerinden biridir.



Ârif Nihat ASYA’nın yayımlanmış 25 kitabı var. Bunlardan 16’sı şiir, 9’u nesir kitaplarıdır. O, şiiri nesrinden, nesri de şiirinden güzel olan Cumhuriyet devrimizin en önde gelen ediplerinden biridir. Ben inanıyorum ki, Onun aleyhinde atıp-tutanlar şairimizin bir tek kitabını bile okumayan cahillerimizdir. Ârif Nihat ASYA’yı okudukları halde ileri-geri konuşanlar, onu yok sayanlar ise bizim gâfiller veya hainler ordumuzun gediklilerindendirler. Ârif Nihat,1928 yılında Adana lisesinde edebiyat öğretmeni idi. Muhalefetsiz CHP “Astığım astık! Kestiğim kestik!” zihniyetiyle iktidardaydı. CHP’ye muhalif olmak her babayiğidin kârı değildi. Ama öyle bir devirde bile tek parti iktidarına cesurca muhalefet edenlerden biriydi. Şu satırlar ona ait: “Vurgunculuk yapmadım, soygunculuk yapmadım. Muhalefette, memlekete fayda gördüm muhalefet yaptım. Devletin memuru oldum, partinin memurluğunu yapmadım. Alnımın akı ve şerefimle köşemde baş başa kaldım ve göğsümü gere gere, alnımı aça aça muhalefet yaptım. Memleketin gül gibi geleneklerini gidenek yapmadım. Milletin mekteplerinde milliyete kastetmedim. Millete ihanet yapmadım. Hakkı dinledim, yanlışlarımdan dönmesini bildim, ağzımdan çıktı diye manasız inat yapmadım. Millete hizmeti şeref bildim. Şahsa kölelik yapmadım. Sadakat namı altında hıyanet de, cinayet de yapmışlığım yoktur. Gündelik sanatla uğraşacak adam değildim lâkin sanatın da cemiyete ve halka borcu olduğunu düşündüm. Yazdım, konuştum. Dil yalancılığı da, kalem yalancılığı da yapmadım. Yumruğa fikirle karşı çıktım. Fikir hürriyetinin ırzına geçmedim. Söz hürriyetine sarkıntılık yapmadım. Çok şükür ki madrabazlık, kurnazlık, düzenbazlık yapmadım. Şerefli bir milletin çocuklarını yetiştirmekte zevk buldum... ‘Şunu yapmadın, bunu yapmadın, o halde ne yaptın?’ diye sorarsanız cezasını, kazasını, ezasını da düşünerek muhalefet yaptım!” İktidarın böyle düşünenlere ve yazanlara katiyyen tahammülü yoktu bu bakımdan onu hemen Malatya Lisesi’ne sürdüler. Devrin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, komünistlere kol-kanat germekle meşhurdu. Ârif Nihat Asya’nın milliyetçi memleketçi fikriyatından rahatsızdı. Malatya Lisesi’nde onu paylamak için kararlıydı. O bakımdan önce lisenin mimari yapısını dikkate alarak öfkelendi. Hasan Âli Yücel: -Bu ne biçim lise böyle? diyerek kaşlarını çattı. Ârif Nihat cevapta gecikmedi. -Bu binanın mimarı ben değilim efendim. -Liseden ziyade bir hapishaneye benziyor! -Siz beni buraya hapishane müdürü diye mi tayin ettiniz yoksa? Hasan Âli, böyle bir cevap beklemiyordu. Ârif Nihat’ın pantolon paçalarındaki çamurlara parmağını uzatarak bağırdı: -Paçaların çamur içinde. Bu paçalarla nasıl geziyorsun sen? Ârif Nihat, Bakanı çıldırtan bir cevap verdi: -Paçalarımı ağzınıza almayın sayın bakan! Paçalarımın ağzınızda işi ne? Hasan Âli Yücel hışımla liseden ayrıldı ve o gün Ârif Nihat ASYA’yı lise müdürlüğünden Fransızca öğretmenliğine aldı. Halbuki Ârif Nihat, edebiyat öğretmeniydi. Maksat onu susturmaktı. Ama o hiç susmadı. Mükemmel şiirlerini üç ayrı vezinde yazdı. Bütün Türk Edebiyatında en çok rübai yazan şairimiz odur(1600 rübai) Hiçbir şairimizin şiirinde, onun yurt güzellemelerinin onda biri bile yoktur. Onun tarih şuuruyla yazdığı şiirler, milletimizi, devletimizi, bir çocuğun serçe parmağı kadar seven kimseleri bile coşturacak güzelliktedir. Sevgili peygamberimiz için, serbest vezinle yazılan en güzel naat altında onun ismi gülümsüyor. Hz. Mevlana için hiç kimse onun kadar bir kitap dolusu güzel şiirler yazamadı. İslamiyeti öven, yücelten, sevdiren şiirleri, cuma hutbelerinde mutlaka okunacak güzelliktedirler. Bu özelliklerini dikkate alarak, Türkiyeli komünistler, Ârif Nihat ASYA üzerine kocaman bir çarpı işareti koydular ve ondan hiç bahsetmediler. Bahsetmiyorlar. MEB Ömer Dinçer de Onun o güzelim BAYRAK şiirini yasakladı. Yarın bir başka yetkili de A.N. ASYA’nın ANNE şiirini yasaklayabilir. Çünkü o şiirde: “İlk oyuncağın ben oldum yavrum/Son oyuncağın ben oldum” mısralarıyla annelerimize büyük hakaret var! Çocuğun oyuncağı nedir? Toptur, balondur, kedidir, köpektir, maymundur, kuştur... değil mi? Anneyi kedi-köpek maymun gibi görmek ve göstermek olur mu? “Yasakladım bu Anne şiirini” diyenler de olacaktır...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 87143
    % -3.46
  • 5.7875
    % -2.96
  • 6.5899
    % -2.46
  • 7.3507
    % -2.54
  • 219.169
    % -2.33
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT