BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her şey, aslına rücû eder

Her şey, aslına rücû eder

Vaktiyle bir Sultan, Hızır aleyhisselâmı görmek ister ve her tarafa haberler gönderir. Fakir bir kimse, Sultana gelir, hazreti Hızır’ı gösterebileceğini söyler!



İnsanın bedeni, “anâsır-ı erbe’a” denilen toprak, su, hava ve ateş maddelerinden meydana gelmiştir. Ayrıca insanda nefis denilen bir kuvvet daha vardır. Anâsır-ı erbe’a denilen beden maddelerinin ve nefsin, cibillî yani yaratılışlarından kaynaklanan kötü huyları vardır. Bu kötü huylar, İslâmiyetin emirlerini yapmak ve yasaklarından sakınmak sûreti ile kontrol altına alınabilmektedir. Eğer kontrol altına alınmazlarsa yani İslâmiyetten uzaklaşılırsa, cibillî yani yaratılışlarında bulunan kötü huylarına, kendi asıllarına geri dönerler. Şeyh Sa’dî Şirâzî hazretleri, şöyle bir hâdise nakleder: KIRK GÜN İÇİNDE!.. “Vaktiyle bir Sultan, Hızır aleyhisselâmı görmek ister. Bunun için de, her tarafa haberler gönderir. Fakir bir kimse, Sultana gelir, Hızır aleyhisselâmı gösterebileceğini söyler ve kırk gün de müddet ister. Bu zaman içinde de, evinin ihtiyaçlarının giderilmesini talep eder... Fakire istenen süre verilir ve evinin ihtiyaçları da, bu müddet içinde giderilir. Kırk gün tamam olunca fakir, evdekilerle helâlleşir, iki rekat namaz kılar, Allahü teâlâya, Onun sevdiklerini vesile ederek duâ eder ve yalnız olarak Sultanın huzûruna çıkar. Fakat o ânda, fakirin yanına masum bir çocuk gelir. Sultan, fakire; -Hızır ne zaman gelecek diye sorunca, fakir; -Sultânım, ben hayâtımda hiç Hızır aleyhisselâmı görmedim. Fakirliğimden dolayı ben böyle bir yola başvurdum, der ve susar. Sultan hiddetlenerek; -Fakirim deseydin, sana bir şeyler verirdik. Fakat sen Hızır aleyhisselâmı bulurum diyerek, kırk gündür bizi oyaladın, dedikten sonra, başvezîre; -Şimdi buna ne cezâ verelim? diye sorar. Başvezîr; -Emîr verin, bunu parça parça etsinler ve her parçasını bir sokak başına assınlar. Böylece herkese ibret olur. Bundan böyle hiç kimse sultanın huzûrunda yalan söylemez, der. O zâtın yanında duran masum çocuk; -Her şey aslına döner, der. Sonra sultan, ikinci vezire; -Buna ne yapalım? diye sorar. İkinci vezîr; -Bunu bir dibeğe koyup, döve döve keşkek gibi yapalım. Sonra her sokak köşesine bir parça bırakalım. Böylece herkese ibret olur. Bundan böyle hiç kimse sultânın huzûrunda yalan söylemez, der. masum çocuk; -Her şey aslına döner, der. Sultan, üçüncü vezire aynı soruyu sorunca vezir; -Başvezîr ve diğer vezirin dediği gibi bu kimse, cezâyı hak etmiştir. Fakat bu şahsın ihtiyâcı çok olmasaydı, kendisini böyle bir tehlikeye atmazdı. Sultânımıza yakışan af ile muâmeledir. Emîr ve ferman sultânımızındır, der. Yine o masum çocuk; -Her şey aslına döner, der. Sultan, fakire dönerek; -Bu çocuk senin neyin olur? diye sorar, o da; -Ben bunu tanımıyorum. Buraya geldiğim zaman, yanıma geldi durdu. Ben de sizin hizmetçiniz sandım, der. Sultan ona; -Sen kimsin? Vezirler birbirine benzemeyen söz söyledikleri hâlde, sen üçüne de aynı cevâbı verdin, deyince, o masum çocuk; -Bu şahıs sana kimi getirecekti, diye sorar. Sultan; -Hızır aleyhisselâmı getirecekti, der. Bunun üzerine çocuk; “SANA NASÎHATİM!..” -Sultânım, senin bu başvezirin bir kasabın oğludur. Halkı kırmaktan başka hiçbir işe yaramaz. İkinci vezirin bir aşçının oğludur. Bu da halkı dövmekten başka bir işe yaramaz. Üçüncü vezîr ise, dinini bilen bir vezirin oğludur. Aslına çekip dâima suçluları affeder ve ihsânda bulunur. Sen Hızır’ı görmek istiyordun işte Hızır benim. Hızır’la buluşmaktan maksat nasihattir. Sana nasihatim; başvezirini bu görevden alıp, kasapbaşı yap. Varsın hayvanları kesmeye devam etsin. İkinci vezirini bu görevden alıp, aşçıbaşı yap. Keşkek yapmaya devam etsin. Üçüncü vezirini de başvezir yap. Senden ricam, bu fakire tâyin ettiğin şeyleri de kesme, dedikten sonra kaybolur. Bunun üzerine Sultan, Hızır aleyhisselâmın söylediklerini yerine getirir ve o fakire de maaş bağlar...” Netice olarak insanın, yaratılışında bulunan kötü huyları tedâvi etmesi ve bunları kontrolü altına alaması lâzımdır. Tedâvi etmez, kontrolü altına alamazsa, bedendeki ve nefisteki kötülükler, aslına dönerek, insanı felâkete sürükler. Bu kimse, nefsinin elinde oyuncak olur, insanlıktan çıkıp, canavarlaşır. Hak, hukuk tanımaz, zâlim, gaddar olur. Kendine de, etrafındakilere de zarar verir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT