BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Sıcak başıma vurmuştur!

Sıcak başıma vurmuştur!

Bizim asistanlık dönemimizde bir seminer sunumu hazırlamak bazen aylar sürerdi. Hele bir slayt eşliğinde sunum yapacaksanız, yandınız. Yanlış hazırlanmış bir slaytı yenilemek en az üç dört gün alırdı. Grafiği çizeceksin, fotoğrafını çektireceksin, negatif slayt filmine bastıracaksın, filmi slayt çerçevesine yerleştireceksin, sonra slayt makinesinde o bir slaytı yerleştirmek için bütün sonraki slaytları söküp çıkarıp, hepsini yeniden takacaksın.



Bizim asistanlık dönemimizde bir seminer sunumu hazırlamak bazen aylar sürerdi. Hele bir slayt eşliğinde sunum yapacaksanız, yandınız. Yanlış hazırlanmış bir slaytı yenilemek en az üç dört gün alırdı. Grafiği çizeceksin, fotoğrafını çektireceksin, negatif slayt filmine bastıracaksın, filmi slayt çerçevesine yerleştireceksin, sonra slayt makinesinde o bir slaytı yerleştirmek için bütün sonraki slaytları söküp çıkarıp, hepsini yeniden takacaksın. Şimdi bütün bu işlemler saniyeler sürüyor. Artık mesele hızlı slayt hazırlamak değil, hızlı fikir üretmek. Eskiden düşünmeye daha çok vakit vardı. Şimdi hızlanan teknoloji, beynimizin fikir üretme hızını zorlamaya başladı. Onun için yeni nesil bizim anlayamayacağımız bir hızla düşünmeye ve uygulamaya başladı. Bu yeni iş yapma tarzı onların yaşayış biçimlerini de etkiliyor ve değiştiriyor. Artık onlar bizim gibi yemiyorlar, giyinmiyorlar, dinlenmiyorlar. Şimdi yardımcı olmak istiyorsak öncelikle onların yaşadıkları bu radikal değişimi anlamak zorundayız. Bu yüzden onların fast-food tarzını eleştirmek yerine, vazgeçilmezleri arasına aldıkları ‘fast-food’larını insan sağlığına uygun hale getirmeye çalışmalıyız. Beslenme uzmanı değilim ama aklıma geliveren; onları ikna ederek fast-food ekmeklerini kepekliye, içeceklerini ayran, ya da çorbaya dönüştürmeliyiz. Giyeceklerini hızlı yaşayışlarına uygun tarzda dizayn etmeliyiz. Yaşadıkları mekânları; evleri iş yerlerini onların değişen hayat tarzlarına uyumlu hale getirmeye çalışmalıyız. Özellikle iş yerlerinde bizim neslin ‘Naylon gömlek-takoz kravat’ giyim tarzını dayatmamalıyız. Ne demek istediğimi tam anlamak isteyenler yetmişli yılların başında Microsof’tun ilk çalışanlarının resimlerine baksınlar. Eğer Bill Gates o zamanlar bizim ‘Bitliler’ dediğimiz pejmürde kıyafetli çalışanlarını oldukları gibi kabul etmeseydi, şimdi dünyanın en zenginlerinden biri olabilir miydi? Gençler bu kıyağımı unutmayın!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT