BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İstikâmetin lüzûmu

İstikâmetin lüzûmu

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tevbe edenler de (doğru olsunlar.) Aşırı gitmeyin. Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır.”



Kelime anlamı olarak “düzgün bir yolda olmak” yani “Hak yolda olmak, Hak yola girmek” gibi mânâlara gelen “İstikâmet” bir terim olarak, “Her işte i’tidâl üzere bulunma, her çeşit işte denge anlayışı üzerinde olma; doğruluk, dürüstlük, dürüst olma; adâlet ve doğruluktan ayrılmayıp dîn ve akıl dâiresinde yürüme, işlerde dîn ve aklın sınırları içerisinde hareket etme” demektir. Yine bu kelimeye, “Verilen söze bağlılık, dînî ve dünyevî işlerde orta yolu takip etme” mânâları da verilmiştir. “İstikâmet” masdarının ism-i fâili olan “müstekîm” de, “doğru olan, düzgün olan, eğrisi-büğrüsü olmayan, hak olan” anlamında kullanılmaktadır. “Sırât-ı müstekîm” ise, “Allah’ın dosdoğru yolu” anlamına gelir. Zâten İslâmın bir adı da, “Sırât-ı müstekîm”dir. Çünkü bu yol eğrisi-büğrüsü olmayan, sağlam olan, dosdoğru yoldur. [Şeytân, insanları doğru yoldan uzaklaştırmak için devamlı çaba harcamakta, ön, arka, sağ ve sollarından girmeye çalışmaktadır (el-A’raf, 16-17). Bu durumda insan, doğruluk mücâdelesini, önce içindeki düşmânlara karşı verme durumundadır.] “DOĞRULARLA BERABER OLUN” Yüce Allah, Peygamberlerini doğruluk örneği olarak takdîm etmiştir. Meselâ Hazret-i İbrâhîm, Hazret-i İsmâîl, Hazret-i İdrîs, doğruluk ve sözlerindeki sadâkatleriyle tavsîf edilen, nitelendirilen Peygamberlerdir (Meryem, 41, 54, 56). Allahü teâlâ, “Doğrularla beraber olun” (et-Tevbe, 119) ve “Ey inananlar, Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin” (el-Ahzâb, 70) buyurmaktadır. Doğruluk (istikâmet), insanın Allah’a karşı yerine getirmek için önceden verdiği bir mîsâk, bir ahid, bir sözdür. İnsan, bu yaratılış ahdine vefâ gösterdiği ölçüde sâdıktır; sadâkatin mükâfâtı da verilecektir (el-Ahzâb, 23-24). İnsanlar için en zor işlerden birisi, “istikâmet” üzere olmak, “sırât-ı müstekîm”de bulunmaktır. Nitekim Yüce Rabbimiz, bizlere her gün 5 vakit namazda, “sırât-ı müstekîm” üzere bulunmamız için duâ etmemizi emir buyurmaktadır. Her gün 17 defa “Farz”larda, 3 defa “Vitir”de, 20 defa da “Sünnet”lerde olmak üzere, toplam 40 defa okuduğumuz “Fâtiha-i şerîfe”de, Cenâb-ı Hakk’a, “Bizi, sırât-ı müstekîme hidâyetle, doğru yola ilet” diye duâ etmekteyiz. Diğer bir âyet-i kerîmede de şöyle buyurulmuştur: “Şu hâlde, sen bundan dolayı (insanları, İslâma) davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikâmet üzere ol. Onların hevâ(ve heveslerine, istek ve tutku)larına uyma. De ki: ‘Ben Allah’ın indirdiği Kitâba inandım ve aranızda adâlet yapmakla emrolundum’...” (eş-Şûrâ, 15) Allahü teâlâ, Sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma şöyle emir buyurmaktadır: “Bundan dolayı emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tevbe edenler de (doğru olsunlar.) Aşırı gitmeyin. Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır.” (Hûd, 112) [Malum olduğu üzere, Sevgili Peygamberimiz, bu âyet-i kerîmeden dolayı, “Hûd sûresi beni ihtiyârlattı (saçıma-sakalıma ak düşürdü)“ buyurmuştur. (Tirmizî, Tefsîru Sûreti Hûd, 6; Hadîs no: 3297).] Yine başka bir âyet-i kerîmede, “İşte bu benim dosdoğru yolum, ona uyun. Başka yollara uymayın ki, sizi O’nun yolundan ayırmasın. (Allah, azâbından) korkarsınız diye size böyle tavsiye etmektedir” (el-En’âm, 153) buyurulmuştur. [Her hâli, istikâmet üzere olan Seyyid Abdülhakîm Efendi, “İstikâmet yani Allahü teâlânın beğendiği doğru yol üzere olmak kerâmetin üstündedir” sözünü sık sık tekrâr ederlermiş.] BÜTÜN FAYDALI ŞEYLER... İslâmiyyet, faydalı olan her ilmi, her fenni ve her tecrübeyi emreden bir dîndir. Dârul-Fünûn müderrislerinden yani eski İstanbul Üniversitesi profesörlerinden büyük âlim ve velî Seyyid Abdülhakîm Efendi hazretleri: “İslâm dîni, Allahü teâlânın, Cebrâîl ismindeki melek vâsıtası ile, sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların, dünyâda ve âhirette rahat ve mes’ûd olmalarını sağlayan, usûl ve kâidelerdir. Bütün üstünlükler, faydalı şeyler, İslâmiyetin içindedir. İslâmiyet, eski dînlerin görünür-görünmez bütün iyiliklerini kendinde toplamıştır. Bütün saâdetler, muvaffakiyetler ondadır. Yanılmayan, şaşırmayan, akılların kabûl edeceği esâslardan ve ahlâktan ibârettir. Yaratılışında kusûrsuz olanlar onu reddetmez ve nefret etmez; İslâmiyetin içinde hiçbir zarar yoktur. İslâmiyetin dışında hiçbir menfaat yoktur ve olamaz” buyurmuştur. [Çok mühim bir mevzu olan “İstikâmet” konusu üzerinde, inşâallah yarın da duralım.]
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT