BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ölü yıkamak...

Ölü yıkamak...

Hanım okuyucularımdan Özlem Uyanmış gazeteye ziyaretime gelmişti, 2010 yılının mart ayında. Alt damağının sağ tarafına yaptırdığı kaplama, gerçek dişlerine göre biraz fazla beyaz olduğu için, konuşurken sürekli sakız çiğniyormuş gibi görünüyordu.



Hanım okuyucularımdan Özlem Uyanmış gazeteye ziyaretime gelmişti, 2010 yılının mart ayında. Alt damağının sağ tarafına yaptırdığı kaplama, gerçek dişlerine göre biraz fazla beyaz olduğu için, konuşurken sürekli sakız çiğniyormuş gibi görünüyordu. Hızlı hızlı konuşup, konudan konuya atlarken bir ara dedi ki: - İlçe belediyesinin açtığı “ilk yardım kursuna” katıldım. Kurs bitiminde katılımcılar ve hemşirelerle sohbet ediyorduk. Söz dönüp dolaşıp ölüme geldi. Başhemşireye dedim ki, “Ölü yıkamayı öğrenmek istiyorum.” Herkes şaşırdı. - Ben de... - Efendim? - Doğrusu ben de şaşırdım, dedim. - “Deli misin?” dediler. Niye dedim, hizmet işte, nesi var... Öbür tarafa güzel bir şekilde uğurlamak isterim insanları... Dediler ki, “Hizmet etmek istiyorsan yaşlılara yardım et.” Oysa yaşlıya bakmak ölüye bakmaktan daha zor değil mi? Ölü zararsız sonuçta... Yıkayıp, sarıp sarmalayıp, usulüne uygun olarak yolcu edeceksin. - Elbette birileri bu vazifeyi yapmalı. Ama... Ne bileyim... Siz çok gençsiniz, belki de bu yüzden şeyapamadım... - Yakıştıramadınız. - Yani... *** Belki siz de hatırlayacaksınız. O gün ziyaretime gelen Özlem Uyanmış’ın, evine dönerken Fındıkzade’de tramvay altında kalarak öldüğünü akşam televizyon haberlerinden öğrendim! İlk aklıma gelen soru, “Acaba kim yıkayacak?” oldu, içim ezilerek...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT