BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Suizan edene tövbe nasip olmaz!”

“Suizan edene tövbe nasip olmaz!”

Müslümanın bir işinde veya sözünde birçok küfür alameti ile bir iman alameti bulunsa, hüsnüzan edip buna kâfir dememelidir...



Suizan, birinin kötü bir iş yaptığını zannetmektir ve haramdır. Kalbe gelen kötü düşünce, o hâliyle suizan olmaz. Kalbin o tarafa kayması suizan olur. Mesela birisinde bir saat görünce, (acaba bu saati çalmış olabilir mi) diye sadece düşünmek suizan olmaz. Ama (çalmış olabilir) diye zannetmek suizan olur... Kur’an-ı kerimde bu hususta mealen buyuruluyor ki: (Ey iman edenler, suizan etmekten kendinizi koruyun! Zannetmenin bazısı günahtır.) [Hucurat 12] Müslümanı fâsık zannetmek suizan olur. Haram işleyen kimseyi bilir ve onu sevmezse, suizan olmaz, buğd-i fillah (Allah rızası için düşmanlık etmek) olur, sevap olur. “KUSURLARI GÖRMEYİN” Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Suizan etmeyin. Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin. Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder. Onu, kendinden aşağı görmez.) Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: “Bayram gecesi müminler affedilir, yalnız dört sınıf insan affedilmez. Bunlardan biri de, suizan edenlerdir. Suizan edene, Allahü teâlâ tövbe etmek nasip etmez. Bid’at ehli de böyledir, çünkü bunlar, kendilerinin doğru düşündüklerine, doğru bildiklerine inanırlar. Yanlış yaptıklarına inanmazlar ki, tövbe etsinler. Günahını bilip tövbe ederse, elbette affolur.” Bir de şu var ki, başkalarının suizannına sebep olacak hareketlerden kaçmalıdır. Bir kimse, bir kadınla şüphe uyandıracak şekilde konuşuyordu. Hazret-i Ömer, onun yanına varıp, öfkeli şekilde bakınca o kişi, “Bu benim hanımımdır” dedi. Hazret-i Ömer o zaman buyurdu ki: “Peki hanımın ise, ne diye üzerinize şüphe çekecek şekilde konuşuyorsunuz?” İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: “Bu zamanda, doğru ile yanlış, iyi ile kötü birbirleriyle karışıktır. Salih kimsenin ara sıra, İslamiyet’e uymayan bir şey yaptığını görürse, kendisi bunu yapmamalı, iyi gözle bakarak, İslamiyet’e uygun görmeye çalışmalı, iyi tarafını aramalıdır. İyi ve uygun yerini bulamazsa, bu beladan kurtulmak için, Allahü teâlâya yalvarmalıdır. Mubah olan bir şeyi yapmasından şüpheye düşerse, bu şüpheye kıymet vermemelidir. Her şeyin sahibi olan Allahü teâlâ, mubah şeyleri yasak etmemiş, beğenmezlik etmemişken, başkası, kendiliğinden nasıl karşı gelebilir?” Müslümanın bir işinde veya sözünde birçok küfür alameti ile bir iman alameti bulunsa, hüsnüzan edip buna kâfir dememelidir. Ama küfrü açıksa kâfir olur, tevil fayda vermez. Allahü teâlâya da suizan etmemelidir. Günahının affolunmayacağını zannetmek, Ona suizan olur. Şartlarına uygun tövbe yapılınca, her türlü günahı muhakkak affeder. Dilerse, ahirette küfürden başka günahları tövbesiz de affeder. Kabul edeceğini ümit ederek tövbe edeni affeder. Allahü teâlâ, Hazret-i Davud’a vahyetti ki: - Beni sev, beni seveni sev ve beni kullarıma sevdir! Beni sevsinler. - Ya Rabbi bunu nasıl yapayım? - Nimet ve ihsanlarımı onlara hatırlat, onlar benden ancak iyilik beklesinler... Müslüman ömrünün sonuna doğru, öleceği zaman daha çok Allahü teâlâya hüsnüzan etmelidir. Yani “Ben çok günahkâr isem de Allahü teâlâ beni affeder” diye ümit etmelidir! İtirazcı talebe!.. Bir âlim talebelerine “Şafii mezhebinde alametlere bakarak kesin karar verilmez. Mesela bir köpeğin burnunda yoğurt bulaşığı varken evden çıktığı görülse, eve girince yoğurt çanağında köpeğin burnu kadar iz görülse, kesin olarak bu yoğurdu köpek yedi denemez” der. Talebenin birisi, içinden “Bu kadarı da olmaz” diye hocasına itiraz eder. Hocası, o gence, bir koyun kesip getirmesini söyler. O da koyunu keser. O arada sıkışır, evin kenarındaki ormanlığa kolları sıvalı ve kanlı bıçakla gidip hacetini def eder. Zaptiyeler, yeni öldürülmüş bir adamın katilini ararken bunun eli kanlı bıçakla ormana kaçtığını görürler. Hemen yakalayıp getirirler. O gece karakolda kalır... Sabah mahkemeye çıkınca, hakim, “Bu genç, eli kanlı bıçakla kaçarken görülmüşse de, Şafii’de alametlere bakarak kesin hüküm verilmez. Bu genci serbest bırakın” diye karar verir. Genç, o anda hocasına yaptığı itirazın ve suizannın cezasını çektiğini anlar, hemen tövbe eder!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT