BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yorgun Hakkari artık huzur istiyor

Yorgun Hakkari artık huzur istiyor

Doğal zenginlikleriyle dikkat çeken Hakkari, şiddetin gölgesinde kalmanın rahatsızlığını yaşıyor...



Adem DEMİR - HAKKARİ Bugüne kadar defalarca Hakkâri’ye geldim. Gelişlerimin birinci sebebi şiddetin yol açtığı tahribat oldu genellikle. Bazen yaşanan çatışmaları çektim, bazen çatışmanın arasında kalıp ölümden döndüm. Zira bu kentte ne yazık ki riskin seviyesi oldukça yüksek. Hep terörle, şiddetle, çatışmalarla, cenazelerle, yasla gündeme geliyor. Çünkü PKK, her yönüyle bu Hakkâri’ye hâkim olmak istiyor. Bunun içinde elinden geleni yaparken, nasıl bir yıkıma yol açtığının hesabını dahi yapmıyor. Şiddet yorgunu kentin başka bir penceresi yok mu? Elbette var. Üstelik bu pencereden görünenler çok farklı ve çok renkli. Yaşanan şiddet yıllardır bu doğal ve tarihî güzellikleri hep gölgede bırakmış. GÜZELLİKLERİ BİTMİYOR Bayram vesilesiyle bir defa daha Hakkâri’den yolum geçti. Hakkâri’nin şiddet dışındaki hayatını, kentin vicdanlı sesleriyle konuşarak anlatmaya çalışacağım. Birincisi, Hakkâri’nin muhteşem bir coğrafyası var. Etrafı yüksek dağlarla çevrili kentin gezilecek görülecek yerleri saymakla bitmiyor. Sümbül, Kürek, Cilo, Sat gibi dağlar, dağcılar ve yürüyüşçüler için inanılması güç imkânlar sunuyor. Gürül gürül akan suları, çağıldayan 35 şelalesi ve dört mevsimde insanlara farklı aktivite imkânı sunan yaylalarıyla Hakkâri, aslında bu alanlarda cazibe merkezi olmuş illerle rekabet edebilecek bir kent... ESKİYİ ÖZLÜYORLAR Hakkâri dağları bazıları için hayat alanı bazıları için ise ölüm mekanları olmuş ne yazık ki!.. Hakkâri’nin güzelliklerini gölgede bırakan en önemli unsur ise tabii ki, burayı “terör laboratuarı” yapan örgüt... Aslında halk, şiddetten bıkmış. Artık kentin çatışmalar, cenazeler ve iç karartıcı haberlerle değil, yüzlerin güldüğü, mutluluk fotoğraflarının çekildiği bir atmosferle gündeme gelmek istiyorlar. Bu konuda Hakkâri’nin vicdanlı sesi Yazar Halit Yalçın’ın söyleyecek sözü çok. Yalçın, “Kentimizin bambaşka bir penceresi tabii ki var. Ancak bunlara geçmeden önce şiddet yorgunu halkın, 20 yıl öncesinin Hakkâri’sini özlediğini ve aradığını çok rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü o zaman 2.5 milyon küçükbaş hayvanın yaşadığı ilimizde, fakir ve işsiz insan yoktu. Irak’ta katır sırtlarında dinar getirilirdi. Hakkâri halkı 1980 yılına kadar devletle tanışmamıştı. 1990’dan sonraki konsept ise Hakkâri’ye büyük zarar verdi” diye konuştu. SAKLI CENNET GİBİ... 20 yıldır profesyonel dağcılık yapan, 1987’den beri de fotoğraf çekimleri gerçekleştiren Hacı Tansu ise kentin saklı cennet bahçelerini andıran yerlerini anlatmakla bitiremiyor. “Hakkâri’nin coğrafyası insanın aklını başında alır” diyen Tansu, “Kayak, yürüyüş gibi aktiviteler başta olmak üzere Hakkâri’nin birçok spor dalı için uygun mekanları var. Zap Vadisi ile Berçelen ve Mergabit yaylaları, sportif aktiviteler için harika yerlerdir” dedi. Hakkâri’de 35 şelalenin bulunduğunu anlatan Hacı Tansu, çok fazla tabii ve tarihî güzellikleri olduğunu söyledi. Hakkâri’nin doğal güzelliklerini çeken ve bunu açtığı sergilerle insanlara göstererek kentini tanıtmamaya çalışan Hacı Tansu, başından geçen bir olayı şöyle anlattı: “Bir fotoğraf sergisi için İzmir’de sunum yapıyorum. Hakkâri’nin değişik bölgelerini değişik resimlerle gösterdikten sonra bir profesör kalkıp bana, ‘Biz yıllardır televizyonlarda çok farklı bir Hakkâri gördük. Sizin anlatımınız ve gösterdiğiniz resimlerden sonra kalkıp o kente gidesim geldi. Lütfen söyleyin bana, ‘Hakkâri sizin anlattığınız mı yoksa televizyonlarda gördüğümüz şiddet sarmalındaki kent mi?’ diye sordu. Ben de Hakkâri’nin benim anlattığım kent olduğunu, bunu her zaman herkese kanıtlayabileceğimi söyledim...” ÖLÜM RİSKİNE RAĞMEN “Benim anlattığım Hakkâri gerçek olanıdır. Doğasıyla, güzellikleriyle yaşanabilir bir kenttir” diyen Tansu; bu güzelliklerin, şiddetin gölgesinde kalmasına çok üzülüyor. Tabii konu Hakkâri olunca söz istemeden de dönüp dolaşıp çatışmalara geliyor. Oradaki güzellikleri fotoğraflamanın bile insan için ciddi bir risk taşıdığını vurgulaan Tansu, “Bütün bu görsel güzellikleri hayatımı tehlikeye atarak çekiyorum. Heronlarla takip edildiğim, helikopterlerle tarandığım gün oldu. Hakkımda açılan davalara rağmen yine gitmeye devam ediyorum. Hakkâri’nin başka bir penceresinin olduğunu anlatmaya ve göstermeye devam edeceğim” diyerek şu çağrıyı yapıyor: “Dağcılar, fotoğrafçılar, doğaseverler, kampçılar ve izciler; Hakkâri’ye gelmeliler.” KURTULMAK İSTİYORUZ Halit Yalçın devreye giriyor ve şunları söylüyor: “Yaşanabilir, huzurlu bir Hakkâri hepimizin en büyük özlemidir. Burada çetin bir savaş var. Şartlar ağır. Bununla birlikte olup bitenleri kanıksama durumu da var. Ama söz konusu çatışma hali, insanların ruhuna sirayet etmiyor. Kent canlı, hayat olağan akışında. Acılara rağmen insanlarımız, bayramı yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyorlar...” Ferzende Taş ise “Bu coğrafyanın en büyük mağduru Hakkâri’dir” diyor. Taş, insanların sevinç ve hüznü bir arada yaşadıklarını söyleyerek, “Burada insanlar bir günde iki zıt duyguyu bir arada yaşayabiliyorlar. Bir bakıyoruz insanlar düğünde halay çekiyorlar, bir bakıyoruz iki saat sonra aynı insanlar taziyede gözyaşı döküp dua ediyorlar!.. Biz artık bu çelişkili durumdan kurtulmak istiyoruz” diye konuştu. Aslında Hakkâri’de kime dokunsanız bin ah işitiyorsunuz. Herkesin söyleyecek çok lafı var. Zira muhteşem bir coğrafyada yaşamalarına rağmen şiddet nedeniyle bu güzelliklerden hakkıyla istifade edememek güç. İHD Yönetim Kurulu Başkanı Ferzende Taş iddialı konuşuyor: “Hakkâri halkının önüne referandum sandığı koysalar, halkın yüzde 90 ayrılmak istemiyorum diyecek. Madem böyle, o zaman artık cenazeler gelmesin. Kimse ölmesin. Tek gün değil, yüzler her gün gülsün. Bizler askere de, polise de, dağdakine de ağlıyoruz. Yeter! Huzurlu yaşamak buradaki insanların da hakkı...” Hakkâri’de bayramda büyük bir canlılık hakimdi. Pazarda kurbanlıklar kesildi... Kentin ‘İstiklal’i olarak adlandırılan Cumhuriyet Caddesi insan akınına uğradı. RUHA SİRAYET ETMEDİ Yazar Halit Yalçın, büyük acılar yaşanmasına rağmen savaşın ve çatışmanın insanların ruhlarına sirayet etmediğini söyledi. İKİ DUYGU BİR ARADA Ferzende Taş, “Bir bakıyoruz insanlar düğünde, bir bakıyoruz taziyede... Bu çelişkiden kurtulmak istiyoruz” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT