BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye, enflasyonu yenmeli

Türkiye, enflasyonu yenmeli

Nerden bakılırsa bakılsın, nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, Türkiye’nin düzlüğe çıkması için enflasyonu yenmesi şart görünüyor. Tek cümle ile “Türkiye, enflasyonu yenmeli”



Nerden bakılırsa bakılsın, nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, Türkiye’nin düzlüğe çıkması için enflasyonu yenmesi şart görünüyor. Tek cümle ile “Türkiye, enflasyonu yenmeli” Bu üçüncü haftadır, belimizi büken pahalılıkla ilgili tesbitlerimizi ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin düzenlediği kampanyada öngörülen görüşleri dile getirmeye çalıştık. Bu yazımızda da, ilgi çekici tesbitleri, okuyucularımızla paylaşmaya devam edeceğiz. Ne var ki, büyük ümidlerle açılan kampanyanın daha üç haftasını bitirmeden çok yavanlaştığını üzülerek müşahede ediyoruz. Bu önemli sorun hepimizin etkilendiği bir illet, bir musibet bir bela. Bıkıp usanmadan, enflasyon canavarıyla mücadele etmeliyiz. Şimdi tesbit edilen görüşlerin, son bölümüne geçiyoruz: Türkiye’nin uzun zamandır kronikleşen ekonomik sıkıntılarına, bir de son yıllarda yaşanan Uzak Doğu Asya ve Rusya kriziyle başlayıp, global bir yapıya ulaşan krizin etkisi de eklendiğinde, özellikle iki yıldır çekilen ciddi sıkıntıların kaynağı ortaya çıkmaktadır. Buna bir de 1999 yılında yaşadığımız deprem felaketlerini eklediğimizde bugünkü tablo ortaya çıkmaktadır. Durgunluk, işyerlerinin kapanması, işsizliğin artması, faizlerin yükselmesi gibi ekonomik sonuçların yanında, belki de en önemlisi, Türk insanının toplum olarak motivasyonunun kaybolmasına neden olmuştur. Kısa bir süre öncesine kadar, ekonomik sıkıntılara rağmen yüzü geleceğe dönük olan Türk insanı, bu dönemde geleceğe dönük umutlarını, güven duygusunu kaybetmiş, toplumsal moral çöküntüsü içine düşmüştür. İşin daha acı yanı, sorunların çözülebileceğine dönük ümitler önemli ölçüde törpülenmiştir. Ve sonunda, 1999 yılı sonu itibariyle, Türkiye için adeta deniz bitmiştir. Karaya oturmaya doğru gittiği uzun zamandır bilinen gemi, artık iyice sığ sulara girmiş ve oturmaya pek az kalmıştır. Ancak, 1999 yılının son aylarında yaşanan gelişmeler. Hükümetin aldığı kararlar, yasama organının etkin bir biçimde çalışması için gösterdiği çaba, uygulamaları ve hedefleri, geleceğe dönük umutların biraz da olsa yeşermesini sağlamıştır. AGİT toplantıları, G-20 üyeliği, AB tam üyelik adaylığı, bunu destekleyen unsurlar olmuştur. Herkes, yıllardır, ağırlaşan ekonomik sorunlardan çıkışın, güçlü bir siyasi idare ve ilkeli siyasi/ekonomik politikalar olduğunu söylüyordu. Hükümet de, Aralık ayında açıkladığı ekonomik programla, enflasyonun aşağı çekilmesi, faizlerin düşürülmesi, kamunun borçlanma gereğinin azaltılması yolunda çok ciddi bir adım attı. Ve ekonomiyi etkileyen kurumların hemen tümünün yöneticileri, programı sadece alkışlamak değil, herkesin gereğini, sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini, “herkesin elini taşın altına sokmasının” gerektiğini ısrarla vurguladılar. Herkes çok iyi biliyordu ve dünya örnekleri de gösteriyordu ki, enflasyonun aşağı çekilmesine dönük böylesi programlar tek şarta bağlı olarak başarıya ulaşabiliyordu: “Halkın inanması ve desteklemesi”... Türkiye’deki en büyük handikap, neredeyse 30 yıldır yüksek enflasyon ortamında yaşayan ve enflasyonun düşürülmesine dönük bugüne kadar onlarca programla karşılaşan ancak siyasilerce yarım bırakıldığını gören halkın, artık enflasyonun düşeceğine olan inancının sarsılmasıydı. Her şeye rağmen, bu tür politikaların başarı şansının yegane garantisi halkın inancıdır. Enflasyonu düşürmeye dönük politikalar, elbette ki dünyanın her yerinde uygulamanın ilk dönemlerinde ciddi fedakarlıkları içerir. Önemli olan, bunun toplumun tüm kesimlerine hakkaniyetli biçimde dağıtılabilmesidir. Ancak bugün Türkiye’de halkın inancı ve desteği konusunda istenen noktaya ulaşılabildiğini söyleyebilmek mümkün değildir. Bu noktada, “elini gerçekten taşın altına sokan, sorumluluğunu yerine getirmeye çalışan” kurumlara ihtiyaç vardır. Böylesi durumlarda, bireysel ve kurumsal imajla birlikte, toplumu ve ülkeyi düşünen yaklaşımları da ortaya koymak, ülkenin geleceğine damga vurmaktır. Türkiye’nin bugüne gelmesinde, ekonomik olarak en büyük katkıyı yapan kurumların, kurumsal olarak bu geleceği olumlu yönlendirecek adımlar atması, çalışmalara imza koyması, görevi olduğu kadar hakkıdır da. Evet hepimiz, elimizi taşın altına koymalıyız. Pahalılık canavarı ile, yediden yetmişe kadar mücadele ettiğimiz ve hükûmetin ekonomik politikasında sapma olmaması halinde, belki baş edebiliriz. Türkiye, enflasyonu mutlaka yenmeli...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT