BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mesut Yılmaz aday olacak mı?

Mesut Yılmaz aday olacak mı?

Konuştuğum ANAP Genel Başkanı, adaylık noktasında suskunluğunu sürdürüyor ancak hadiseye ve gelişmelere olağanüstü ilgili. Kanaatimize göre Mesut Bey bir süre daha gözlem ve örtülü temas yapıp kararını öyle verecek.. Peki ama Mesut Bey’in adaylığı oyunun kuralına uygun mu? İddia edildiği gibi rezervler gerçekten var mı?



Konuştuğum ANAP lideri Mesut Yılmaz Cumhurbaşkanlığı’na adaylık noktasında suskunluğunu sürdürüyor. Ancak hadiseye ve gelişmelere tahmin edileceği gibi olağanüstü ilgili. Peki, Mesut Bey ne mi yapacak? Bize göre bir süre daha gözlem ve örtülü temas trafiğini sürdürecek ve nihai kararını öyle verecek. Yılmaz’ın adaylığı muhtemeldir, lakin kesin de değildir. ANAP lideri özellikle koalisyon ortağı liderlerin tavrını gözlüyor. Bu bağlamda Başbakan Ecevit’in önceki gün gazetelerin Ankara temsilcilerine kendisi hakkında sarfettiği sözleri de değerlendirmeye alıyor. Adaylık kurala uygun mu? Gelelim Mesut Yılmaz’ın aday olması durumunda kural uygunluğuna: Türkiye gerçek anlamda hukuk devleti olmasa da asgariden kanun devletidir. Dolayısı ile her şey kurallara bağlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı konusuna da 82 Anayasası’nda geniş yer verilmiştir. Kimlerin aday olup olamayacağı ya da seçilmeye ehliyetli olduğu orada yazılıdır. Dolayısı ile kurala uygunluğu belirleyen şey Anayasadır. Yazılı kurallara göre Mesut Yılmaz’ın adaylığına engel bir hal yoktur. Dosyalar olayı Gelelim şaibe ya da yolsuzluk söylentilerine? Bazı çevreler Mesut Yılmaz’ın 8 ayrı dosyasının soruşturma komisyonunda olduğunu söyleyerek ona örtülü şaibe yakıştırmasını yapıyor. Önce bir şeyi tespit edelim. Bu dosyaların ne olduğu ve niçin verildiği insaf sahibi herkesin malumudur. CHP ve Deniz Baykal’ın o günkü muhalefetle birleşerek bu soruşturma önergelerini hangi hesapla verdiğini herkes biliyor. Baykal’ın amacı Mesut Bey’i bitirip o kulvardan CHP’ye oy aktarmaktı. Bunun için o günkü Parlamento aritmetiğini kullanmış ve Yılmaz’ı siyasi çıkar hesapları ile adeta yargısız infaza mahkum etmişti. O günkü Fazilet ve DYP de 28 Şubat’ın intikamını almak için bu önergelere yine siyasi olarak destek oldular. Peki sonuç ne mi oldu? Komisyonlar yani hukuk henüz karar vermedi ancak milletin cevabı malum: Baykal tokatı yedi ve barajın altına yuvarlandı. Fazilet ve DYP’nin aldığı oy da ortada. Yani, millet soyut yolsuzluk yakıştırmasını yapanlara inanmadığını gösterdi. Özal ve Demirel örneği Şimdi böyle bir olayı ileri sürüp Mesut Bey’e şaibe isnat etmek ne kadar doğru olur? Efendim Türkbank olayı mı dediniz? Yahu Türkbank’ın ekspertiz fiyatı 300 milyon dolarken Mesut Bey onu 600 milyon dolara satmadı mı? Devletin burada bir kaybı var mı? Efendim gece görüşmelerini niye yaptı? Gece çalışılmaz ve görüşme yapılamaz diye bir kural yok, önemli olan yapılan o görüşmede bir pisliğin olup olmadığıdır. 600 milyon dolara satış yapıldı ise pislik var denilebilir mi? İthamlar, iddialar ya da yakıştırmalar baz alınsaydı ne rahmetli Özal 89’da, ne de Sayın Demirel 93’te aday olamazlardı. Hatırlayın onlar için de zaman zaman ne alçakça iddialar ortaya atılmıştı? Peki bunlar doğru muydu? Elbette ki değildi. Şimdi kim o iddialara rağmen rahmetli Özal’la Sayın Demirel’in o yüce makamın gerekliliğini yerine getirmediğini söyleyebilir? Kim onlar için herhangi bir şey izafe edebilir? Hiç kimse. Gerek rahmetli Özal gerekse de Sayın Demirel Atatürk’ten sonra tartışmasız en başarılı Cumhurbaşkanlarımızdır. Sahi soruyorum 89’da ve 93’te Özal ve Demirel için yazılı olmayan özellikler aransaydı ve onlara engel olunsaydı bu, Türkiye’nin yararına mı olurdu? Mesut Yılmaz portresi Gelelim Mesut Yılmaz portresine: Mesut Bey’in siyasette Erdal İnönü misali başarılı olamadığı ortadadır. Ancak bu Mesut Bey’in “devlet adamı” olmadığı anlamına gelmez. Gelmez çünkü devlet adamlığında ölçü sadece halktan beğeni olsaydı İsmet İnönü bile bu kategoriye giremezdi. Hatırlayın merhum İnönü çok partili siyaset yaşamında hiç seçim kazanamamıştır. Aynı şekilde Turgut Sunalp da, Ferruh Bozbeyli de ve hatta rahmetli Alparslan Türkeş de çok çok iyi bir vatansever ve devlet adamıydılar ama seçim galibi olamadılar. Yılmaz’ın bu eksisinin yanında artıları çoktur. Partisi için değil ama kendisinin şahsi dürüstlüğüne onu yıllar yılı çok yakından tanıyan biri olarak şehadet ederiz. Backraundu, donanımı ve devlet bilgisi noktasında bize göre bugünün Türkiye’sinde Demirel ve Ecevit’ten sonra gelen isimdir. Aynı şekilde ciddi mizacı, devlet terbiyesi ve sosyal realitelere nüfuz noktasında da pek az isim onunla yarışabilir. Devlette kesintisiz 17 yıl, üstelik de zirvelerinde görev almak küçümsenebilecek bir şey değildir. Açıklıkla söyleyelim Sayın Demirel’in dışında devlet yararları noktasında hiçbir isim Mesut Yılmaz’la yarışamaz. Öyle olduğu için biz Sayın Demirel’in bir dönem daha kalması noktasında ısrarlı olduk ve hatta bu görüşümüzü Sayın Yılmaz’la da paylaştık. Demirel Türkiye için kalmalıydı. Ama bugün Demirel olmadıysa onun boşluğu yine siyasetten gelen ve Türkiye’yi bir cepheden değil, bütün boyutlardan tanıyan, okuyabilen biri doldurulmalıdır. Yılmaz siyasetten gelen biri olarak Özal ya da Demirel misali akort görevi yapar ve orkestra şefi olur. Deneyimsiz ya da dışarıdan bir isim dayatmayı ve güdümlülüğü çağrıştıracaktır. DSP, MHP ve Ecevit, Bahçeli gerçeklerini de en iyi algılayabilecek isim Yılmaz olur ve hükümetin sorunsuz devamı da mümkün olur. Aynı şekilde sermaye çevrelerini istisnasız bütün cepheleri ile tanıyan da odur. Yani Yılmaz Çankaya Köşkü’ne çıkarsa orada staj yapmayacak, Özal’la Demirel misali onlar kadar olmasa da icraat yapacak. Onun dışında kim seçilirse seçilsin asgari üç yıl Türkiye’yi, dengelerini ve dış dünyayı tanımakla geçirecek ve bu şekilde de Türkiye’ye zaman kaybettirecek. Evet bize göre Çankaya Köşkü’nde yaptığı icraatlarla devleşen Sayın Demirel’in boşluğunu mevcut aday adaylarından hareketle ancak Yılmaz doldurur. Yılmaz Köşke çıkarsa merkez sağ’da birlik de sağlanabilir. Yılmaz iyi bir Başbakan değildi ama iyi bir Cumhurbaşkanı olabilir...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT