BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Maşite Hatun

Maşite Hatun

"Kimde iman varsa, o kimse, imanının kuvvetliliği nispetinde güzel ve kıymetlidir. İmanı olmayan, kim olursa olsun kıymetsizdir, çirkindir...”



Bugün sizlere Musa aleyhisselam zamanında yaşayan saliha bir hanımın ibretlik hayat hikâyesinden bahsetmek istiyoruz efendim... Firavun’un hazine işleriyle görevli bir veziri, bunun da Maşite adında bir hanımı vardı. Firavun’un kızının dadılığını yapıyordu. Kendisi Musa aleyhisselamın dinine inandığı halde imanını gizliyor, ibadetlerini de gizli yapıyordu. Maşite Hatun bir gün hamamda Firavun’un kızının saçını tararken, tarak yere düştü. Tarağı yerden gayri ihtiyari besmele çekerek aldı. Firavun’un kızı bu söze kızarak dedi ki: -Ey dadı! Bu nasıl sözdür. Benim babamdan başka tanrı mı vardır? Babamın adını değil de, bir başkasının adını nasıl söylersin? -Evet yavrum Allah vardır. Hem yeri, göğü ve içindekileri yoktan var eden, seni beni, babanı ve bütün varlıkları yaratan bir Allah vardır. -Seni babama şikayet edeceğim. Hak ettiğin cezaya çarptırılacaksın... “EY FİRAVUN! SEN İLAH DEĞİLSİN” Kız, durumu babasına söyledi. Firavun, Maşite Hatuna dedi ki: - Sen benden başka bir tanrıya inanıyormuşsun. Söyle, benden başka yer yüzünde tanrı var mıdır? - Ey Firavun sen de biliyorsun ki sen ilâh değil, âciz bir kulsun. Seni de yaratan Allah’tır. Sen fânisin, yok olacaksın. Fakat Allah ebedidir. Fâni değildir. Musa aleyhisselam da Onun Peygamberidir! Bu sözlere çok kızan Firavun onu hemen öldürmektense, her gün bir uzvunu keserek başkalarına da bir ders olmasını istedi. Önce tırnaklarını çektirdi. Saçından tavana astırdı. Kamçılarla vücudundan kan çıkıncaya kadar kırbaçlattı. Bunlara rağmen dininden dönmeyince, Firavun’un kini günden güne artıyordu. Maşite Hatunu bir ağaca bağlattı. Biri 5 yaşında, diğeri de 5 aylık olan iki kız çocuğundan büyüğünü karşısına getirerek şöyle söyledi: -Ey Maşite, beni tanrı olarak kabul edersen seni serbest bırakacağım. Maşite, yavrusunun acıklı hâline, bir de Firavun’un hâline baktı. Sonra dedi ki: - Ben ancak bir olan Allah’a inanıyorum. Firavun eline geçirdiği bıçakla 5 yaşındaki yavrunun gırtlağını annesinin gözü önünde kesti. Kanını da Maşite’nin ağzına yüzüne sürdü. Sonra tekrar hiddetlenerek şöyle sordu: - Söyle, benden başka tanrı var mıdır? - Allah birdir, Allah’tan başka ilâh yoktur. Bu sefer Firavun 5 aylık kundaktaki yavruyu getirmelerini istedi. Getirilen yavruyu annesine yaklaştırdıklarında saatlerdir süt emmeyen yavru, meme aramaya başladı... Maşite Hatun önceki yavrusunun uğradığı akıbeti düşündü. İkinci yavrusunun da hunharca kesilmesine bir anne olarak dayanamayacaktı, kararını verdi. Firavun’a “Rabbim sensin” diyecek, fakat kalben inanmayacaktı. Tam böyle diyeceği sırada küçük yavru dile gelerek dedi ki: - Hayır anne, hayır! Sabreyle! Rabbim sensin deme! İmanından asla dönme. Firavun’a inanma! Benim için, ablam için, senin için, Allah’ın Cennette hazırlamış olduğu makamı görüyorum. O makamı, etrafında sana hizmet etmek için pervane gibi dönen hurileri de görüyorum. Firavun ve orada hazır olanlar bu sözü duydular. Tevbe edeceklerine daha da hiddetlenen Firavun, 5 aylık yavruyu da hemen boğazlattı. Fakat Maşite Hatun ağlamıyor, gülüyordu. Kızının gördüklerini artık o da görüyordu. Ölümünün bir an evvel gelmesini arzuluyordu... Firavun, kocasıyla beraber Maşite Hatunu ve yavrusunu kaynar kazanın içine attırdı. Fakat kini hâlâ yatışmamıştı... >>> Kuvvetli iman Din büyükleri buyurdu ki: “Allahü teâlâ imanı, kıymetli ve güzel olarak yaratmıştır. Dolayısıyla, kimde iman varsa, o kimse, imanının kuvvetliliği nispetinde güzel ve kıymetlidir. İmanı olmayan, kim olursa olsun kıymetsizdir, çirkindir. O halde, insanın güzelliği, göz ve kaş güzelliği değil, iman güzelliğidir, kalb güzelliğidir. İmanı kuvvetli olan, daha güzeldir. Mesela âlimler, evliya zatlar ve takva sahiplerinin imanı daha güzeldir. Eshab-ı kiram çok güzel olduğu gibi, Peygamberler daha çok güzeldir. Peygamber efendimiz ise en güzeldir, çünkü her hücresi imandır, iman nuruyla nur olmuştur. O iman nurunun zerresi kimde varsa o güzeldir... İmanın nuru arttıkça güzellik de artar. Asırlar geçmesine rağmen, evliya zatların hayatlarını okumaya, dinlemeye doyamıyoruz. İmanlının, imanlıyı sevmesi, kaşı gözü için değil, imana olan sevgisindendir...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT