BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Ömrünü uzun, günâhlarını affeyle...”

“Ömrünü uzun, günâhlarını affeyle...”

Resûlullah efendimiz, şöyle dua buyurdu: “Yâ Rabbi! Enes’in malını, evlâdını mübârek ve yümünlü eyle, ömrünü uzun eyle, günâhlarını affeyle!”



Enes bin Mâlik hazretleri, Ensâr-ı kirâmın yani Medineli Müslümanların büyüklerindendir. Lakabı da, Hâdim-i Resûlullah yani Resûlullahın hizmetçisidir. Annesi Ümm-i Süleym hazretleridir. Babası vefât ettiği için annesi, ikinci Akabe’de Müslüman olan Ebû Talha hazretleri ile evlenmiştir. Enes bin Mâlik hazretleri, İslâmiyetle şereflenmiş böyle bir aile ocağında yetişmiştir. Resûlullah efendimiz, Medine-i Münevvereye teşrîflerinde hazret-i Enes, 9-10 yaşlarında idi. Annesi Ümm-i Süleym, onu Resûlullah efendimizin huzûruna götürür, hizmetlerine kabûl buyurmasını isteyerek; -Yâ Resûlallah! Ensâr yani Medineli Müslüman erkek ve kadınlarından size hediye vermeyen kalmadı. Benim de bu oğlumdan başka size hediye verecek bir şeyim yok. Bunu kabul ediniz, size hizmet etsin der. Hazret-i Ümm-i Süleym, bu isteği kabûl buyurulunca tekrar; -Yâ Resûlallah! Şu hizmetçiniz Enes’e duâ buyurunuz deyince, Resûlullah efendimiz; -Yâ Rabbi! Enes’in malını, evlâdını mübârek ve yümünlü eyle, ömrünü uzun eyle, günâhlarını affeyle diye duâ buyururlar. GÜLER YÜZLÜ BİR ZAT... Enes bin Mâlik hazretleri, Sabâbe-i kirâm arasında Peygamber efendimizin hâllerini, sözlerini ahlâkını, işlerini bildirme bakımından önde gelenlerinden idi. Dokuz yaşında Resûlullah efendimizin hizmetine başlamış ve vefâtlarına kadar yanlarından ayrılmamışlardır. Enes bin Mâlik hazretleri, Peygamber efendimizin uzun seneler hizmetinde bulunması sebebiyle Kur’ân-ı kerîmin tefsîrini çok iyi öğrenmiş ve âyetlerin tefsîrine dair bildirdiği rivâyetler, tefsîr kitaplarını süslemiştir. Peygamber efendimizden 2230 hadîs-i şerîf bildirmiş ve hadîs rivayetinde çok titiz davranmıştır. Bu durumu talebelerine de ısrarla tavsiye etmiş ve bu bakımdan hadîs ilmine de çok büyük hizmeti olmuştur. İlim öğrenmek gayesinde olanlar onun meclisine devam ederlerdi. O, “Kâle Resûlullah”, “Resûlullah şöyle buyurdu” derken meclistekiler, derin bir huşû ve huzûr içinde dinlerlerdi. Zamanın halifesi bile onun derslerine gelmeyi gönülden arzu ederdi. Her yönden bereketli ve çok mübârek bir zât idi. Bu da, Resûlullah efendimizin duâlarının bereketiyle idi. Enes bin Mâlik hazretleri, yüksek bir ahlâka sahipti. Son derece nâzik, güzel sözlü ve güler yüzlü idi. Resûlullah efendimizi çok sever, sünnete uymaya çok dikkat ederdi. Sabah namazının vakti girmeden önce uyanır, Mescid-i Nebevî’ye gider ve Resûlullah efendimize hizmet için can atardı. Peygamber efendimizin sesini duymak, Ona hizmet etmek, onun için en büyük sürûr ve neşe kaynağı idi. Resûlullah efendimiz de onun hakkında iyilikle bahsedip, yaptığı hizmetlerden dolayı duâ buyururlardı. Enes bin Mâlik hazretleri, Resûlullah efendimizin âhirete teşrîflerinden sonra, verdiği derslerde Peygamber efendimizin devrini, tekrar o günleri yaşar gibi, neşe ve zevkle anlatır, talebeler üzerinde büyük tesir uyandırırdı. Bu yüzden talebelerinde Resûlullah efendimizin sevgisi apaçık görülürdü. Enes bin Mâlik hazretleri, emr-i bil-ma’rûfa, iyiliği emretmeye son derece ehemmiyet verirdi. Çünkü bu ümmeti, en hayırlı ümmet yapan sıfât, özellik budur. Yani, iyiliği emredip, kötülüğe mâni olmaktır. Resûlullah efendimiz, Enes bin Mâlik hazretlerine nasîhat olarak buyururlar ki: (Ey oğul! Sabahtan akşama ve akşamdan sabaha kadar, hiç kimse hakkında kötülük düşünmemeye çalış. Bunu basarırsan, hesâbın çok kolay olur.) FAKİRLERİ GÖZETİRDİ... Netice olarak Enes bin Mâlik hazretleri, yakışıklı, sevimli ve nûrânî bir zât idi. Servet sahibi olduğu hâlde, çok sâde bir hayât yaşardı. Dünya zînetine, süsüne, lezzetine, dünyalığa ehemmiyet vermezdi. Fakîrleri ve yoksulları gözetir, onlara gerekli yardımlarda bulunurdu. Talebelerinin ihtiyâçlarını kendisi temin ederdi. Resûlullah efendimize olan sevgisini her fırsatta dile getirirdi. Bir gün Peygamber efendimiz, Enes bin Mâlik hazretlerine hitaben buyururlar ki: (Yâ Enes; biliyor musun, mağfireti, bağışlanmayı gerektiren husûslardan biri de, Müslüman kardeşini sevindirmendir. Onun üzüntüsünü giderirsin, yâhut içini rahatlatırsın, yâhut ona bir mal verirsin veyâ borcunu ödersin, yâhut kendisi olmadığı zaman, çoluk çocuğuna göz kulak olursun.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT